Beşiktaş, erteleme maçında İstanbul Büyükşehir Belediye'yi 2-0 yenerek Galatasaray ile arasındaki puan farkını 2'ye indirdi. Şampiyonluk yarışında çok iddialı duruma gelen Kara Kartal, futbolu ile İnönü Stadı'nı dolduran müthiş taraftarını coşturdu, karnaval gibi bir gece yaşattı. Beşiktaş'a galibiyeti getiren golleri 43'te Bobo ve 62'de Holosko attı.
ALİ GÜLTİKEN: Şansı yaratmak (SABAH)
Beşiktaş bu tür bir rakibe karşı oynayacağının bilincinde, ortaya koyduğu başlangıç stratejisi ile öncelikle oyunu kontrollü götürmeyi düşündü. Toraman'ı orta sahanın ortasında oynatıp Fink ve Necip'le orta alanı, Holosko ve Tello ile de iki kanadı kontrol ederek oyunu belli bir yere kadar götürdü.
Geçen senenin şampiyonu olarak Beşiktaş, sezon bitiminde bıraktığı performans çizgisine dünkü maçla tekrar ulaşabileceğini ve yakaladığında da şampiyonluğa tekrar aday olabileceğini gösterdi.
Şimdi yakalanan avantaj ve hava bundan sonraki süreçte geçen sezon olduğu gibi bu yılı da şampiyonlukla bitirilebilme şansı Beşiktaş'ın önünde duruyor.
GÜRCAN BİLGİÇ: Göze göz, dişe diş (SABAH)
Maçın ilk dakikaları çok ilginçti. Beşiktaş sanki Şampiyonlar Ligi'nde evinde Manchester United'ı ağırlarmışçasına hırslı ve agresif oynuyor, bütün ilk toplara basıyor, rakibin sırtını dönmesine izin vermiyor, döndüğünde de yere indiriyordu.
Nereden tanıdıktı bu eskizler diye düşünürken, Belediye takımının sindirdiği büyükler karşısındaki oyun tarzını hatırladık. En büyük silahları, 'sonuna kadar savaş'a karşı, bu işi onlardan daha iyi yapanlar vardı. Başlarını bile kaldıramadılar skor 2-0 olana kadar. Beşiktaş savaşmanın da ne demek olduğunu gösteriyordu herkese, kazanmanın da...
Beşiktaş zirveyi kovalarken, büyük eleştirileri ve puan kayıplarını da peşine taktı. Ama hiçbir zaman değişmeyen iki özelliği vardı; ilki tempo arzusu ve mücadeleden vazgeçmeyen tarzı...
Beşiktaş seyircisinin Abdullah Avcı'ya yaklaşımı da Türkiye'nin en önemli, en vizyon sahibi ve örnek teknik adamına yapılmış bir ayıptır.
ADNAN AYBABA: Ben de varım (FOTOMAÇ)
Ne zaman ki yanlıştan dönülüp İbrahim Toraman sağ tarafa, Fink ve Necip ön liberoda Ekrem solda, Holosko da sağda konuşlanınca kontrol Beşiktaş'ın eline geçti. İstanbul BŞB mücadeleci bir takım. Ters ve yıldıran bir takım. Golü çabuk bulmak onları erken çözmek demek. Ve Bobo... "Gitti gidiyor" diye tartışılan bu Brezilyalı, futbol topuyla çok iyi samba yapıyor. Gol atmasını biliyor.
Çizgisini korursa, uzun yıllar takımda forma giyme şansı olur. İstanbul BŞB, Beşiktaş için her şeye rağmen önemli bir engeldi. Bu engeli geçmek yarışta ve şampiyonlukta "Ben de varım" demekti. En azından bu da başarıldı. Hakem Yunus Yıldırım iyi maç yönetti. Pozisyonları yakından takip etti. Oyuna olumsuz bir katkısı olmadı.
TURGAY DEMİR: Egoyu unutunca! (FOTOMAÇ)
Rakibe pozisyon dahi vermeden kazanılan maçlarda ise hem orta saha üçlü veya dörtlüydü hem de durarak oynayan "yıldızlardan" sadece biri sahadaydı. Fenerbahçe, Trabzon, Kayseri ve dünkü Belediye maçları en somut örneklerdir.
Çıplak gerçek şu; Mustafa Denizli fanteziye kaçmasa bu takım şimdi beş-altı puan farkla liderdi. Ne inatmış ama 4-2-3-1 diye tutturdu ve öyle gitti. Her maçta orta sahayı rakibe bıraktı. Hasbelkader kazanınca doğru yaptığını düşünüp ısrar etti. Kaybedince sistemini sorgulamak yerine oyuncuların bireysel performanslarına bakıp mazeret üretti.