Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve deprem felaketine, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde yakalanan Kenan Karadağ'ın ailesi ve 10 akrabasıyla birlikte yaşadığı 3 katlı apartman yıkıldı. 10 saat enkaz altında kalan Karadağ, bacağı kesilerek enkazdan çıkarıldı. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Karadağ'a müdahale edildiği sırada, Elbistan ilçesi merkezli ikinci deprem meydana geldi. Deprem anında ameliyatta olan doktorlar, baygın haldeki Karadağ'ın sedyesini tutarak hastanın depremden zarar görmesini engelledi o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

'O HALDE BIRAKMAMIZ ÖLMESİ DEMEKTİ'
Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ'a ilk müdahaleyi yapan Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye geldiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Kenan Karadağ'ı ameliyata aldıkları sırada ikinci depreme yakalandıklarını belirterek, "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. Ailem de hastanedeydi, odamda bekliyorlardı, o an onları düşünemiyorsunuz. Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, hastanın başından ayrılamadık" ifadelerini kullandı. Deprem sonrası 2 ay süreyle hastanede kaldıklarını anlatan Doç. Dr. Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında, kanepede yattıklarını söyledi. Doç. Dr. Aslantürk, "Hastane, bize ev oldu" dedi.

'NEREDEYSE SEDYEDEN DÜŞECEKTİ'
Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini, büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Doç. Dr. Ergen, "Çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyor; çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan Hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti. Okan Hoca üstüne kapaklandı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi" diye konuştu.

'SEN LİTERATÜRE GİRECEK BİR HASTASIN'
Doktorların özverili çalışması sonucu hayata tutunan Kenan Karadağ ise "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve 'Hayatını kaybetmiş' diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra Okan Hocayla tanıştım. 'Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık' dedi. Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdiri ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, 'Küçük de olsa bir ümit var, biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz' demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu.