TBMM Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu, zorbalığın ilköğretim ve ortaöğretim çocukları üzerindeki sosyal, bedensel ve psikolojik etkilerine ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda yer alan araştırmalara göre, işlevsel zorluk yaşayan çocukların en az bir zorbalık türüne maruz kalma oranının yüzde 27.2 olduğu, genel olarak 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 13.8'inin zorbalığa uğradığına dikkat çekildi. Her zorbalık eyleminin aynı zamanda üç kurbanının olduğu vurgulanan raporda, mağdur (kurban) çocukla birlikte zorbalık eylemini gerçekleştiren ve tanık olan çocuğun da yaşamını kararttığını ortaya koydu.
PSİKOLOJİK SORUNLAR
Her 7 çocuktan birinin zorbalığa maruz kaldığının anlatıldığı raporda; akran zorbalığı yapan öğrencilerin okula bağlılıklarının zayıf olduğu, okulu sevmedikleri ve akademik başarılarının da düşük olduğu belirtildi. Raporda şu ifadeler yer aldı: "Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin kısa vadede fiziksel sağlık problemleri, depresyon, kaygı, kendine zarar verme, sosyal kaygı ve yalnızlık açısından diğer çocuklara kıyasla daha yüksek risk altında oldukları görülmektedir. Ayrıca, öğrencilerin okula gitmeye karşı isteksizlik, okulda kendini güvensiz ve mutsuz hissetme ve okul başarısında düşüş gibi etkilere maruz kaldıkları bildirilmektedir. Uzun vadede ise psikiyatrik bozukluklar (depresyon, kaygı bozuklukları), düşük benlik saygısı gibi olumsuz etkileri yaşamaya devam ettikleri görülmektedir" Akran zorbalığına maruz kalan çocukların ayrıca korkulu rüya, kâbus gibi uyku problemleri, baş ağrısı, mide bulantısı, gece altını ıslatma ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler yaşadıkları da vurgulandı.

TANIK OLAN DA KORKUYOR
Raporda, "Arkadaşlarının zorbalığa maruz kaldığını gören diğer çocuklar korku ve endişe duyabilmekte; kendilerini okula ait hissetmeme ve okuldan uzaklaşma gibi tepkiler gösterebilmektedir. Bu öğrenciler üzüntü, kendini güçsüz veya baskı altında hissetme gibi duygusal etkilerle de karşılaşabilmektedir" değerlendirmesi yapıldı.
SOSYAL RİSK HARİTASI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen Sosyal Risk Haritaları ile hane bazlı sosyal risk puanları oluşturuldu. Elde edilen verilerle "Aile Rehberi" ve "Çocuklar Güvende" dijital takip sistemleri kapsamında farklı bakanlıklar ve kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde risk düzeyi yüksek hanelere yönelik destek mekanizmaları devreye alınacak. Veriye dayalı oluşturulacak sosyal risk haritaları, hedef odaklı ve önleyici yaklaşımla hazırlanacak. Eğitim, sağlık, istihdam ve yerel yönetimlerle entegre yürütülecek çalışmalarla da aileler güçlendirilerek çocukların korunması sağlanacak. Sosyal risk puanlarının sahaya yansımasıyla özellikle kırılgan gruplara yönelik erken müdahale kapasitesinin artırılarak kamu kaynakları daha etkin kullanılacak. Dijital takip sisteminin ilk uygulanacağı iller arasında Gaziantep, Manisa, Niğde, Van, Sinop, Edirne, Aksaray, Adana, İzmir, Afyonkarahisar ve Trabzon yer alıyor. Elde edilen deneyimlerin ardından model tüm Türkiye'de yaygınlaştırılacak.