İstanbul'da gerçekleştirilen Avrupa Sismoloji Komisyonu 40. Genel Kurulu ve Avrupa Sismoloji Kongresi, 60'tan fazla ülkeden bilim insanı, araştırmacı, mühendis ve karar vericiyi bir araya getirdi. Kongrenin açılış törenine katılan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye'nin afetlere hazırlık çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul'un binlerce yıllık tarihine dikkat çeken Çiftçi, "Bu kadim şehirde sismolojiyi konuşmak, aslında bir şehrin hafızasıyla bilimin imkanlarını buluşturmaktır" ifadelerini kullandı.

"ASIL SORU, BİLDİĞİMİZ ŞEYLE NE YAPIYORUZ?"
Bilim ve teknolojinin deprem risklerinin belirlenmesinde önemli imkanlar sunduğunu belirten Çiftçi, yer hareketlerinin ölçülebildiğini, fayların araştırıldığını ve yapıların deprem karşısındaki davranışlarının modellenebildiğini söyledi. Çiftçi, "Öyleyse asıl sorumuz şudur: Bildiğimiz şeyle ne yapıyoruz? Çünkü bilgi, insan hayatını koruyan bir karara dönüştüğü ölçüde gerçek anlamına kavuşur" dedi. Afet yönetiminin yalnızca afet sonrasındaki müdahaleden ibaret olmadığını vurgulayan Çiftçi, risklerin önceden tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının önemine işaret etti.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ HATIRLATTI
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye'de geniş bir bölgede ağır yıkıma yol açtığını hatırlatan Çiftçi, "11 ilimiz ve yaklaşık 14 milyon insanımız doğrudan etkilendi. 53 binden fazla insanımızı kaybettik. Kaybettiğimiz bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum" diye konuştu. Çiftçi, 6 Şubat depremlerinin Türkiye'ye önemli bir gerçeği yeniden gösterdiğini belirterek, "Depremi engelleyemeyiz. Ancak depremin afete dönüşmesini önlemek için yapacağımız, yapabileceğimiz çok şey vardır" ifadelerini kullandı.

"GÜVENLİ ŞEHİR İNŞA ETMEK KAMU AHLAKI MESELESİDİR"
Afetlere karşı güvenli şehirlerin oluşturulmasının yalnızca mühendislik konusu olmadığını belirten Çiftçi, bunun aynı zamanda kamusal bir sorumluluk olduğunu söyledi. Çiftçi, "Güvenli bir şehir inşa etmek, mühendislik meselesi olmanın ötesinde aynı zamanda bir kamu ahlakı meselesidir. Bir binanın sağlamlığı, o binada yaşayacak insanlara karşı sorumluluğumuzun; bir okulun güvenliği, gelecek nesillerimize karşı vazifemizin ifadesidir" dedi. Türkiye'nin afetlere hazırlığı nesiller boyu karşılığı olacak bir medeniyet yatırımı olarak gördüğünü belirten Çiftçi, hedefin yalnızca afet sonrasında güçlü müdahale eden değil, afet öncesinde riski gören ve tedbir alan bir devlet anlayışını daha da güçlendirmek olduğunu kaydetti.
AFAD'IN DEPREM GÖZLEM AĞINA DİKKAT ÇEKTİ
AFAD'ın kurulmasıyla Türkiye'nin afet yönetiminde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Çiftçi, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinin tek bir sistem içerisinde ele alındığını söyledi. Çiftçi, AFAD'ın bugün 1200'ün üzerinde deprem gözlem istasyonuyla Avrupa'nın en geniş deprem gözlem ağını işlettiğini belirterek, bu kapasitenin bilimsel ve teknolojik imkanların kamu güvenliğine dönüştürülmesinin somut göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. AFAD'ın çevre ülkelerdeki depremleri de analiz ettiğini belirten Çiftçi, 10 ülke ve 5 uluslararası sismoloji merkeziyle veri paylaşımı yapıldığını söyledi.

"FAY HATLARI PASAPORT TAŞIMAZ"
Depremlerin sınır tanımadığına dikkat çeken Çiftçi, uluslararası bilimsel iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Çiftçi, "Çünkü fay hatları pasaport taşımaz. Sismik dalgalar sınır kapılarında durmaz. Bu nedenle daha fazla veri paylaşımına, ortak standartlara, müşterek araştırmalara ve bilimsel bilginin kamu politikalarına daha hızlı aktarılmasına ihtiyacımız vardır" dedi.
"İSTANBUL'DAN SONRA NEYİ DEĞİŞTİRECEĞİZ?"
Türkiye'nin 2014 yılında Avrupa Sismoloji Komisyonu'nun 34. Genel Kurulu'na ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çiftçi, 12 yıl sonra kongrenin yeniden İstanbul'da düzenlenmesinin bilimsel iş birliğinin sürekliliği açısından önem taşıdığını söyledi. Çiftçi, kongrenin ardından yalnızca "Ne öğrendik?" sorusunun değil, "İstanbul'dan sonra neyi değiştireceğiz?" sorusunun da sorulması gerektiğini ifade etti.Kongrede sunulan çalışmaların yeni araştırmalara, araştırmaların yeni teknolojilere, teknolojilerin daha yüksek standartlara ve tüm bu birikimin daha dirençli şehirlere dönüşmesi temennisinde bulunan Çiftçi, Türkiye'nin şehirlerini afet risklerine karşı daha dirençli hale getirmek için çalıştıklarını belirtti.
"DEPREM SINIR TANIMIYORSA BİLİM DE SINIR TANIMAMALI"
Türkiye Yüzyılı'nın şehirlerinin de riskleri azaltan, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumu afetlere hazırlayan bir anlayışla inşa edilmesi gerektiğini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı: "Deprem bize insanlığın ortak kırılganlığını, bilim ise bu kırılganlık karşısında ortak bir akıl kurabileceğimizi gösteriyor. Deprem sınır tanımıyorsa bilim de sınır tanımamalıdır. Risk ortaksa bilgi de ortaklaşmalıdır. Küreselse dayanışmamız da küresel olmalıdır."