Son Dakika: ABD'nin İran'a yönelik yeni saldırıları genişlerken İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan 4 aşamalı savaş planı açıklaması geldi. Öte yandan ABD basınında yer alan habere göre Washington diplomasiye zaman tanımak için arada İran'a saldırıları durduruyor. İşte ABD/İsrail-İran savaşında dakika dakika son gelişmeler…
Katar Emirlik Divanından yapılan açıklamaya göre, Al Sani ile Şerif telefonda görüştü.
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede ABD ile İran arasında devam eden müzakere süreci ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.
Taraflar, özellikle ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslar ve müzakereler başta olmak üzere gerginliğin azaltılması ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüne yönelik girişimlerin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
ABD Hazine Bakanlığı, kamu kaynaklarıyla oluşturulan serveti ticari varlıklara aktararak kendisini ve İran yönetimini zenginleştirdiğini öne sürdüğü İranlı bankacı ve iş insanı Ali Ensari’nin yanı sıra İran ile bağlantılı bazı kişi ve kuruluşların yaptırım listesine alındığını açıkladı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.
Görüşmede bölgesel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Şerif, "büyük çabalarla elde edilen barış kazanımlarını" korumak için itidal, diyalog ve diplomasinin önemini vurguladıklarını ifade etti.
Şerif, bölgede kalıcı barışın sağlanması için ülkesinin arabulucu rolünü yeniden üstlenmeye hazır olduğunu teyit ettiğini, iki ülke arasındaki işbirliğini ilerletme konusunda mutabık kaldıklarını kaydetti.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington’un Tahran ile yaptığı anlaşmayı ihlal etmesi durumunda İran’ın karşılık vereceği uyarısında bulundu.
İran devlet televizyonuna göre, Meclis Başkanı Kalibaf, İran'a gelen Endonezya Halkın Danışma Meclisi Başkanı Ahmed Muzani ile görüştü.
Kalibaf, görüşmede, ABD ile müzakerelerin yalnızca savaşa hazır olanlar tarafından yürütülmesi gerektiğini belirterek, Washington’un Tahran ile yaptığı anlaşmayı ihlal etmesi durumunda İran’ın karşılık vereceği uyarısında bulundu.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın adı açıklanmayan İsrailli bir güvenlik yetkilisine dayandırdığı haberinde, Tel Aviv yönetiminin ABD'den gelen talepler doğrultusunda orduya verdiği talimatın, İran ile ABD arasındaki gerilim ve Lübnan ile yürütülen müzakerelerin seyri netleşene kadar yürürlükte kalacağı aktarıldı.
Haberde, Tel Aviv yönetiminin İsrail’i hedef alacak olası bir misillemeyi İran’daki stratejik hedefleri vurmak için bir fırsat olarak değerlendirdiğini, ancak Beyaz Saray'dan gelen talep üzerine, mevcut gerilimin İsrail'e sıçramaması amacıyla orduya "beklemede kalma" talimatı verildiği kaydedildi.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD saldırılarına cevap olarak İsrail'e misillemede bulunacaklarını açıklayan İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir'e "Her türlü senaryoya hazırlıklıyız" ifadeleriyle karşılık verdi.
İran'da müzakere heyetine yakın bir kaynak, ABD ile görüşmelerin gelecek hafta yapılacağı yönündeki haberleri yalanladı.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı, ismi belirtilmeyen kaynağın İran-ABD müzakerelerine ilişkin açıklamalarını yayımladı. Söz konusu haberlere itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen kaynak, müzakerelerle ilgili herhangi bir gelişme olması durumunda İran resmi makamlarının bilgilendirmede bulunacağını ifade etti.
Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, İran nükleer sorununun barışçıl, kapsamlı ve kalıcı bir çözüme ulaşması için tüm tarafları yapıcı ve iyi niyetli bir şekilde işbirliğine çağırdıklarını bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendilerinden görüşmeleri devam ettirmelerini istediğini belirterek, "Kabul ettik, ancak ABD ateşkesin sona erdiğini açık bir dille bildirdi." ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından İran'a ilişkin açıklamada bulundu.
Trump, "İran bizden 'görüşmeleri' devam ettirmemizi istedi. Kabul ettik, ancak ABD ateşkesin sona erdiğini açık bir dille bildirdi." ifadelerini kullandı.
Katarlı arabulucuların, ABD ile İran arasındaki gerilimi düşürmek ve teknik müzakerelerin yeniden ilerleyebilmesi amacıyla İran'ın başkenti Tahran'a gittiği bildirildi. Katar heyeti, taraflar arasında daha geniş kapsamlı müzakerelerin devam etmesi için İranlı yetkililerle görüşecek.
Ülke medyasında yayımlanan haberlere göre, Katarlı müzakerecilerden oluşan bir heyet, İran’ın başkenti Tahran’a gitti. Katarlı heyetin, ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltmak amacıyla söz konusu ziyareti yaptığı aktarıldı.
KATAR HEYETİ, İRANLI YETKİLİLERLE GÖRÜŞECEK
Ayrıca Katar heyeti, taraflar arasında daha geniş kapsamlı müzakerelerin devam etmesi için İranlı yetkililerle görüşecek.
Haberlerde, görüşmelerin ABD ile koordineli olarak yürütüldüğü bilgisine yer verildi.
Görüşmelerin odağında, ABD-İran mutabakat zaptının uygulanması, Washington ile Tahran arasında son dönemde tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan seyrüsefer anlaşmazlıkları yer alıyor.
ABD-İran savaşını sonlandırmak için iki ülke, 14 Haziran’da İslamabad Mutabakatı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.
ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almaya başlamıştı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir, ülkesine yönelik saldırılara ilişkin "Siyonist rejim savaşçıların vereceği cevaptan dolayı güvende olmayacak." dedi.
Zülkadir, ülkesini hedef alan son saldırılara ilişkin açıklama yaptı.
“SİYONİST REJİM GÜVENDE OLMAYACAK”
Açıklamada, "Daha önce ilan ettiğimiz gibi altyapılara yönelik her saldırıya misliyle karşılık verilecek. Bu saldırıların arkasındaki Siyonist rejim de savaşçıların vereceği cevaptan dolayı güvende olmayacak." dedi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İranlı liderlere yönelik "hakaret içerikli" açıklamalarına da tepki gösteren Zülkadir, "Dünyanın en nefret edilen çehresi olarak tanımlanan Trump’ın, yas içindeki İran halkına karşı kullandığı ifadeler kendisine yakışır." ifadelerini kullandı.
Trump, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde yaptığı açıklamada İran ile ateşkesin sona erdiğini duyurmuş, İranlı liderlere hitaben "yalancılar", "pislikler", "kötü niyetli", "şiddet eğilimli" ve "hasta insanlar" ifadelerini kullanmıştı.
ABD-İran savaşını sonlandırmak için iki ülke, 14 Haziran’da İslamabad Mutabakatı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.
ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almıştı.
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), İsrail'in martta Lübnan'ın güneyinde düzenlediği ve 12'si çocuk 24 sivilin ölümüne yol açan 3 hava saldırısının "savaş suçu" olarak soruşturulması gerektiğini bildirdi.
Londra merkezli Örgütten yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in 6, 12 ve 13 Mart'ta Lübnan'ın güneyinde Sur bölgesindeki Thakana Mahallesi, Sayda bölgesindeki Irkay köyü ve Nebatiye bölgesindeki Rahbat Mahallesi'nde sivil evleri yok eden 3 saldırısının incelendiği belirtildi.
24 ÖLÜ, 18 YARALI
Açıklamada, saldırılarda yaşları 5 ila 16 arasında değişen 12 çocuk, hamile bir kadının da aralarında bulunduğu 6 kadın ve 6 erkeğin öldüğü ve en az 18 kişinin de yaralandığı ifade edildi.
Toplanan delillere göre Örgütün, bu hava saldırılarının her birinde, İsrail ordusunun uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği sonucuna varmak için makul dayanağa sahip olduğunun altı çizildi.
Açıklamada, bu ihlaller arasında siviller ile askeri hedefler arasında ayrım yapılmaması, sivillere veya sivil nesnelere yönelik saldırılar düzenlenmesi ya da sivillere verilecek zararı en aza indirmek için uygulanabilir tüm önlemlerin alınmamasının yer aldığı kaydedildi.
"İSRAİL ORDUSU, LÜBNAN'DA ÇOCUKLAR DAHİL TÜM AİLELERİ YOK ETTİ"
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktör Yardımcısı Kristine Beckerle, şu ifadeleri kullandı:
"Sadece bir haftada İsrail ordusu, Lübnan'da aralarında bir düzine çocuğun da bulunduğu tüm aileleri yok etti ve sivil yaşamlara karşı umursamazlık sergiledi. Bu yıkıcı savaş suçları döngüsü sona ermeden önce daha kaç aile çocuklarının vücut parçalarını enkazdan çıkarmak zorunda kalacak? Uluslararası toplum, şimdi harekete geçmeli, devletler, İsrail'e derhal kapsamlı silah ambargosu uygulamalı ve sorumluları soruşturmak ve yargılamak için evrensel ve ülke dışı yargı yetkisini kullanmalı."
ABD arabuluculuğunda varılan son İsrail-Lübnan anlaşmasının adaletin önünde yeni engel haline gelebileceğine ilişkin artan endişeler bulunduğuna dikkati çeken Beckerle, bunun mağdurların hesap verebilirliğe ulaşma yolunu engelleyebileceğinin altını çizdi.
Beckerle, "Bu saldırılardan sağ kurtulanların ve tanıkların paylaştığı dehşet verici tanıklıklar, hukuka aykırı İsrail saldırıları için tam cezasızlığın pratikte ne anlama geldiğine dair ürpertici bakış sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.
"LÜBNAN MAKAMLARI, KARARLI ŞEKİLDE HAREKETE GEÇMELİ"
Lübnan makamlarına da çağrıda bulunan Beckerle, "Lübnan makamları, Uluslararası Ceza Mahkemesine kendi topraklarındaki suçlar üzerinde yargı yetkisi tanıyarak, uluslararası adalet çabalarını destekleyerek ve uluslararası hukuk kapsamındaki suçlara ilişkin güvenilir, bağımsız iç soruşturmalar başlatarak kararlı şekilde harekete geçmeli." ifadesini kullandı.
Beckerle, ülke içinde ve uluslararası düzeyde koordineli eylem olmadan savaş suçları ve cezasızlık döngüsünün görünürde sonu olmadan devam edeceğine dikkati çekti.
İsrail ordusunun, Lübnan ile imzalanan çerçeve anlaşması, ateşkes ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetinde bir aracı, insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığı bildirildi.
İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan'ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre İsrail ordusuna ait bir İHA, Nebatiye vilayetine bağlı Kefr Rumman beldesinin Duha yolu üzerinde bir aracı art arda iki kez hedef aldı.
Saldırıda ölen ya da yaralanan olup olmadığına ilişkin henüz açıklama yapılmadı.
DEYR SİRYAN BELDESİNE TOPÇU SALDIRISI DÜZENLENDİ
İsrail ordusunun ayrıca güneydeki Deyr Siryan beldesine topçu saldırısı düzenlediği belirtildi.
Sabah saatlerinde ise İsrail ordusunun, Nebatiye'de Şokin ile Kefer Deccal beldeleri arasındaki bölgede bir araca düzenlediği İHA saldırısında 2 kişi yaralanmıştı.
İSRAİL'İN LÜBNAN'DAKİ SALDIRILARI VE ATEŞKES SÜRECİ
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 321 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.
Öte yandan Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran'da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
Tahran yönetimi, ABD ile yaşanan çatışmalardan çıkardığı temel dersle stratejisini yeniden şekillendiriyor. İran, en güçlü silahlarının füzeler değil, dünyanın petrol arzını boğmalarına olanak tanıyan coğrafi konum olduğunu fark etti. Bu hesaplama, ateşkesin açık çatışmaya dönüşmesiyle birlikte Tahran'ın hazırlıklarına yeniden şekil verdi.
ABD istihbaratından sızan bilgiler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu yılın başlarındaki savaş sırasında İran'a yönelik saldırılara gizlice katıldığını gösterdi. İran'a cuma sabahı düzenlenen saldırıların arkasında ise Kuveyt ve Bahreyn'in olduğu öne sürüldü. Petrol altyapıları İran füzelerinin kolayca ulaşabileceği mesafede bulunan bu devletlerin savaşa katılması, Tahran için daha önce seyirci olarak gördüğü komşularını meşru hedeflere dönüştürdü. Peki İran savaşın yeni evresinde hangi hamleleri yapacak? Devrim Muhafızları'nın yayınladığı bildiri, ateşkesin çökmesi durumunda savaşın hangi evrelerden geçeceğine ilişkin önemli ipuçları veriyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NI KAPATMAK
İran'ın ABD ve saldırılara katılan ülkelere vereceği olası yanıtlara dair ayrıntılar, Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Fars haber ajansı'nın paylaştığı, bilgilendirme metninden çok savaş planına benzeyen bir doktrinde yer aldı. Dört adımdan oluşan doktrinin ilk maddesi, Hürmüz Boğazı'ndan petrol ihracatının durdurulmasını öngörüyor.
İran, Hürmüz Boğazı'ndan çıkan tüm ham petrolün durdurulmasını hedefleyecek, tankerlere saldıracak ve deniz mayınları döşeyecek. Doktrine göre, komşu ülkelerin üretim ve rafineri altyapılarına çok şiddetli saldırılar düzenlenecek ve altyapıya "birkaç yıl boyunca" yeniden inşa edilemeyecek şekilde hasar verilecek. Bu, İran'ın elindeki en güçlü koz olarak değerlendiriliyor.
Bloomberg'in haberine göre, perşembe günü erken saatlerde Hürmüz'de sadece bir tanker hareket ediyordu. Gemi, yaptırım uygulanan, çok büyük bir ham petrol tankeriydi ve İran kontrolündeki güzergahtan bir İran konteyner gemisiyle birlikte geçiyordu. ABD kontrolündeki Umman kıyılarına daha yakın güzergahta ise gemi takip sistemleri tarafından hiçbir trafik tespit edilmedi.
KIZILDENİZ'DE İKİNCİ CEPHE
İkinci saldırı planı, Kızıldeniz'de ikinci bir cephe açmayı içeriyor. Doktrin, İran'ın Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki boğaz noktası olan Bab el-Mandeb Boğazı'na "hakimiyet kurmasını", "savaş kışkırtıcılarının finansman ve lojistik kaynaklarını kesmesini" ve bölgeye silah ulaşmasını engellemesini öngörüyor.
Hürmüz ve Kızıldeniz'i aynı anda kapatmak, İran'ın Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı birbirine bağlayan iki ana damara birden el koyması anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı İran'ın kendi kıyı şeridi iken, Kızıldeniz muhtemelen Yemen'deki müttefik Husi güçleri tarafından sıkıştırılacak. Bu durum, savaşı İran topraklarından çok uzaklaştıracak ve ABD müdahalesini zorlaştıracak.
ABD ASKERLERİNE SALDIRI
Üçüncü aşama, ABD için insani ve maliyetli bir artış anlamına geliyor. Doktrin, Washington'ın maliyet-fayda hesaplamasını "sıfıra veya negatife" indirgemek için ABD kuvvetlerine yeterince hızlı bir şekilde ağır kayıplar verdirmek amacıyla asimetrik saldırılar kullanmayı içeren bir "maliyet yükleme" stratejisini savunuyor.
STRATEJİK BELİRSİZLİK
Dördüncü madde, doktrinde kasıtlı olarak belirsiz bir değişimi öngörüyor. İranlı askeri analistler, düşmanın İran'ın geçmişteki kırmızı çizgilerini çiğnediğini savunarak Tahran'ı "stratejik belirsizliği" en üst düzeye çıkarmaya çağırdı.
Daha da uç noktalarda kırmızı çizgiler belirleyerek ABD'yi bu çizgileri aşmaya cesaretlendirmek ve daha sert bir karşılık vermekle tehdit etmek, stratejinin temel unsurları arasında yer alıyor. Tehditlerin ardında, azalmış olsa da ortadan kalkmamış bir cephanelik yatıyor.
İRAN FÜZE GÜCÜNÜ ARTIRDI
İran, Hayber Şekan ve hipersonik gövdeli Fettah gibi katı yakıtlı füzelerin yanı sıra geniş bir Shahed saldırı dronu filosunu da içeren, bölgenin en büyük balistik füze gücüne sahip. Perşembe günü Arap ülkelerindeki ABD üslerine saldırmak için de aynı kombinasyonu kullandı.
İranlı yetkililer, bu güçlerin ateşkesin ardından sadece korunmakla kalmayıp genişletildiğini söylüyor. İranlı bir yetkili geçen hafta The Telegraph'a verdiği demeçte, "Savaş hazırlıkları yoğunlaştı" diyerek "daha fazla füze, insansız hava aracı ve savunma programı" geliştirme ve hava savunma ağını yeniden inşa etme çabalarını anlattı. "Genel kanı, herhangi bir kıtlığımız olmadığı yönünde" diyen yetkili, "Ama ABD'lilerin başka neler yapabileceğini asla bilemezsiniz." açıklamasını yaptı.
ABD'nin İran'a saldırılarını zaman zaman durdurarak diplomasiye zaman tanıdığı öne sürüldü.
CNN'in ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, ABD ve İran arasında tansiyon yükselirken arka planda diplomasi de devam ediyor.
Yetkili, "ABD kasten (İran'ı) vuruyor ve ardından gerilimden kaçınmak ve diplomasinin ilerlemesi için duruyor." ifadesini kullandı.
60 GÜNLÜK MÜZAKERE SÜRESİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜ
ABD-İran savaşını sonlandırmak için iki ülke, 14 Haziran’da İslamabad Mutabakatı'nı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.
ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almaya başlamıştı.
ABD’nin, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Bender Abbas kentine yönelik saldırılarında 30 balıkçı teknesinin zarar gördüğü belirtildi.
Bender Abbas Balıkçıklar Kooperatifi, ABD saldırılarında 30 balıkçı teknesinin zarar gördüğünü açıkladı.
EN AZ 30 BALIKÇI TEKNESİ ZARAR GÖRDÜ
Buna göre, ABD saldırılarında, Bender Abbas’ta bulunan Penç Pille İskelesi’ne bağlı en az 30 balıkçı teknesi zarar gördü.
Bazı teknelerin tamamen kullanılamaz hale geldiği belirtilirken, hasarın bölgedeki balıkçılığı olumsuz yönde etkileyeceği ifade edildi.
İsrail'in, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik yeni bir suikast planı hazırladığına dair ABD ile istihbarat paylaşımında bulunduğu öne sürüldü.
ABD ve İran arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yankıları sürerken, The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıdı.
WSJ’nin konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İsrail makamlarının Washington yönetimine İran’ın ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik yeni bir suikast planı hazırladığına dair istihbarat sağladığı bildirildi. İran’ın planlarına ilişkin detayların ABD’li yetkililerle paylaşıldığı aktarılan haberde, söz konusu istihbaratın hangi kanaldan ve ne zaman iletildiğine dair detaylara yer verilmedi.
"TRUMP, SÜLEYMANİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİNDEN BU YANA HEDEFTE"
Haberde, ABD'nin 2020 yılında İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesinden bu yana Tahran yönetiminin Trump'a suikast düzenleme niyetini kamuoyu önünde sık sık dile getirdiği öne sürüldü. Ayrıca, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın eski Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenlerinde de ABD Başkanı'nın ölümüne yönelik çağrıların öne çıktığı vurgulandı.
TRUMP SUİKAST VE ŞÜPHELİ SALDIRI GİRİŞİMLERİNE HEDEF OLMUŞTU
Trump, ABD başkanlığına ikinci kez aday olduğu dönemde 13 Temmuz 2024 tarihinde Pennsylvania'nın Butler şehrindeki bir seçim mitinginde uğradığı silahlı saldırıda sağ kulağından yaralanmıştı. 15 Eylül 2024 tarihinde ise Trump’ın Florida'nın West Palm Beach bölgesindeki golf kulübünde bulunduğu sırada pusu kuran silahlı bir kişi Gizli Servis tarafından fark edilmiş ve şüpheli bir suikast girişimi daha son anda engellenmişti. Son olarak geçtiğimiz 25 Nisan’da Trump ve kabine üyelerinin katıldığı Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğine yönelik silahlı saldırı girişimi, şüphelinin Gizli Servis tarafından yakalanması sonucu önlenmişti.
ABD ve İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney’in naaşı, aile üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen özel merasimin ardından ülkenin Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi'ne defnedildi.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney son yolculuğuna uğurlandı. İran basınında yer alan haberlere göre; Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi'nin Peygamber-i Azam avlusunda kılınan cenaze namazının ardından, Hamaney’in aile üyelerinin katılımıyla özel bir veda merasimi düzenlendi.
Hamaney’in naaşı daha sonra aynı türbenin Dar'üz Zikr salonunda toprağa verildi. Hamaney’in defnedilmesiyle birlikte, İran'ın yanı sıra bölge ülkelerinden milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleşen ve günler süren cenaze törenleri sona ermiş oldu.
CENAZE NAMAZI KILINMIŞTI
Hamaney için düzenlenen cenaze törenleri kapsamında İran’ın Meşhed kentinde cenaze namazı kılınmıştı. Yoğun katılımın sağlandığı cenaze namazını Hamaney’in en büyük oğlu Mustafa Hamaney kıldırmıştı. Eski dini liderin, cenaze namazının ardından aile üyelerinin katılacağı özel bir merasim sonrasında İmam Rıza Türbesi’ndeki bölümlerden birine defnedileceği açıklanmıştı.
YAKINLARIYLA BİRLİKTE HAYATINI KAYBETMİŞTİ
İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybetmişti. Aynı saldırıda, Ali Hamaney’in damadı, bir kızı, 14 aylık torunu ve İran’ın şimdiki dini lideri Mücteba Hamaney’in eşi de yaşamını yitirmişti.
ABD ordusundan yapılan açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tuttuğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, "İran, Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmiyor. ABD güçleri, mayıs ayının başından bu yana, hayati bir uluslararası ticaret koridoru olan bu bölgeden 800'den fazla ticari geminin ve 380 milyon varil ham petrolün başarılı bir şekilde geçişini kolaylaştırmaya yardımcı oldu" denildi.
ABD ve İran arasındaki gerginlik sürerken, ABD Merkez Komutanlığı’ndan (CENTCOM) Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.
"İRAN, HÜRMÜZ BOĞAZI'NI KONTROL ETMİYOR”
CENTCOM’dan yapılan açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tuttuğu yönündeki açıklamaları hatırlatılarak, "İran, Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmiyor. ABD güçleri, mayıs ayının başından bu yana, hayati bir uluslararası ticaret koridoru olan bu bölgeden 800'den fazla ticari geminin ve 380 milyon varil ham petrolün başarılı bir şekilde geçişini kolaylaştırmaya yardımcı oldu" ifadelerine yer verildi.
ABD’Lİ YETKİLİ: "TEKNİK GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR"
İngiltere merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir ABD’li yetkili ise, yaşanan son askeri gerginliğe rağmen Washington yönetiminin İran krizine bir çözüm bulma konusunda hala kararlı olduğunu ve "teknik görüşmelerin sürdüğünü" söyledi.
İran'ın Rezevi Horasan eyaletinin merkezi Meşhed kentinde meydana gelen silahlı saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Rezevi Horasan eyaletinin Vali Yardımcısı Emir Şemkadri, Meşhed'deki Serefrazan Bulvarı bölgesinde silahlı saldırı meydana geldiğini söyledi.
"OLAYIN NEDENİ HENÜZ BELİRLENMEDİ"
Olayla ilgili detay vermeyen Şemkadri, "Olayın nedeni ve öldürülenlerin kimlikleri henüz belirlenmedi." ifadelerini kullandı.
Diğer yandan gayri resmi haber kaynakları, bir kontrol noktasına silahlı bir grubun saldırısında 2 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini iddia ediyor.
Serefrazan Bulvarı, İran'ın eski lideri Ayetullah Ali Hamaney'in defnedildiği Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'ne yaklaşık 17 kilometre mesafede yer alıyor. Saldırının Hamaney için düzenlenen cenaze töreniyle ilgisi olmadığı bildirildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin İran'a yönelik saldırıları ile İsrail'in Lübnan'daki işgali başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri ele aldığı bildirildi.
İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, son dönemde sık sık görüşen Netanyahu ile Trump'ın telefon görüşmesinde ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, İsrail'in Lübnan'daki işgali ve diğer bölgesel gelişmeleri değerlendirdiği aktarıldı.
BÖLGEDEKİ ASKERİ VE SİYASİ GELİŞMELERE İLİŞKİN MUTABAKATA VARILDI
Başkan Trump'ın İran'a düzenledikleri hava saldırılarına ilişkin Netanyahu'yu bilgilendirdiği aktarılan açıklamada, ikilinin bölgedeki askeri ve siyasi gelişmelere ilişkin koordinasyonu sürdürme konusunda mutabakata vardığı belirtildi.
Lübnan'ın güneyinde sürdürdükleri işgale ilişkin Netanyahu'nun Trump'a İsrail sınırlarında "güvenlik bölgelerinin oluşturulması gerektiğini" savunduğu kaydedildi.
İSRAİL'İN LÜBNAN'DAKİ SALDIRILARI VE ATEŞKES SÜRECİ
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 304 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.
Öte yandan Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran'da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
İran’ın Bender Abbas ve Buşehr kentleri dahil olmak üzere ülkenin güney kesimlerinde bulunan bazı bölgelerde henüz nedeni belli olmayan patlama sesleri duyulduğu bildirildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD ordusunun patlamalarla herhangi bir bağlantısı olmadığını açıkladı.
ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken, İran devlet medyası ülkenin güneyindeki Bender Abbas, Buşehr, Konarak ve Çoğadek kentleri yakınlarında henüz nedeni belli olmayan patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.
EN AZ YEDİ PATLAMA SESİ DUYULDU
İran basınında yer alan haberlere göre söz konusu bölgelerde en az yedi patlama sesi duyulurken, olayların nedenine veya muhtemel can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Buşehr Valiliğinden yapılan açıklamada, "Duyulan sesin silahlı kuvvetlerin savunma faaliyetlerinden mi, düşman füzesinin bölgeye isabet etmesinden mi yoksa düşman insansız hava aracının (İHA) etkisiz hale getirilmesinden mi kaynaklandığı araştırılıyor. Kesin neden henüz belirlenmedi" ifadelerine yer verildi.
Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son saatlerde İran'a yönelik herhangi bir saldırı düzenlemediğini açıkladı. Uluslararası basına konuşan bir ABD'li yetkili de ABD'nin patlamalarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını teyit ederken, İran'daki patlamaların nedenine ilişkin değerlendirme yapmadı.