Son dakika haberleri… ABD- İran savaşında kalıcı barış beklenirken yaklaşık iki hafta önce şiddetlenen çatışmalar duruldu. ABD'nin mühimmat stoku kaygısı yaşadığı öne sürülürken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun mühimmat stoku endişesi yaşadığına yönelik iddiaları yalanlayarak, "Dünyadaki herkesten çok daha fazla mühimmata ve ihtiyacımız olandan çok daha fazlasına sahibiz" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığından "ABD'nin savaş ve barış zamanını belirlemesine izin vermedik, vermeyeceğiz" açıklaması geldi. İşte ABD-İran savaşında son gelişmeler...
Erbil'de ABD Konsolosluğu'na saldırı düzenlendi. Bölgede çok sayıda patlama meydana geldi.
İran basınında, ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump'ın günlük yaşamına ilişkin olduğu öne sürülen bazı bilgiler ve oğlu Barron'a yönelik tehdit içeren bir video yayımlandı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen Tesnim haber ajansının Telegram hesabında yapılan paylaşımda, Melania Trump'ın sık bulunduğu yerler ile alışveriş yaptığı öne sürülen mağazalar gösterildi. Videonun sonunda ise Barron Trump'a hitaben, "Bizi beklesin." ifadesine yer verildiği öne sürüldü.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yöneten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı, ABD'nin uyguladığı deniz ablukasını, bölgedeki savaşın genişletilmesi olarak değerlendirildiğini açıkladı.
Karargahtan yapılan açıklamada, ABD'nin son 3 gün içinde İran'ın karasuları ve kıyı sularında seyreden ticari gemiler ile petrol tankerlerini tehdit ettiği belirtildi. Söz konusu girişimin bölgede güvensizliği artırdığına işaret edilen açıklamada, "ABD'nin bu adımını bölgedeki savaşın genişletilmesi olarak değerlendiriyoruz. İran Silahlı Kuvvetleri, daha önce sahada da gösterdiği gibi, ABD ordusunun herhangi bir tehdit veya saldırganlığını karşılıksız bırakmayacak ve gerekli karşılığı verecektir." ifadeleri kullanıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukası kapsamında 17 ticari geminin rotasının değiştirildiği, 2 geminin "hizmet dışı" bırakıldığı ve "uyumun sağlanması" için 2 gemiye baskın yapıldığı duyurulmuştu.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Umman'da yürütülen görüşmeler sırasında Hürmüz Boğazı'nın güneyindeki deniz sevkiyat rotasının İran ile Umman arasındaki müzakereler sonuçlanıncaya kadar açık tutulması, ardından boğazın kapatılması yönündeki öneriyi reddettiklerini söyledi.
İran Öğrenci Haber Ağı'na (SNN) göre, Garibabadi, İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD ordusu arasında son iki haftada yaşanan çatışmalar ve diplomatik temaslar hakkında konuştu. ABD'nin müzakereler sonuçlanana kadar Hürmüz Boğazı'nın kapatılmaması ve gemi trafiğinin sürdürülmesi konusunda ısrar ettiğini belirten Garibabadi, İran heyetinin bu öneriyi kabul etmediğini belirtti. Garibabadi, "Sonuç ne olursa olsun İran'ın temel politikası değişmeyecektir. Bu öneriyi kabul etmedik. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve yeni çatışma dalgası devam etti. İşte onurlu diplomasinin gerçek tezahürü budur." ifadelerini kullandı.
ABD ordusu, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukası kapsamında 17 ticari geminin rotasının değiştirildiğini, 2 geminin ise "hizmet dışı" bırakıldığını bildirdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukası kapsamında 17 ticari geminin rotasının değiştirildiği, 2 geminin "hizmet dışı" bırakıldığı ve "uyumun sağlanması" için 2 gemiye baskın yapıldığı belirtildi. CENTCOM'un paylaşımında ayrıca ablukayı desteklemek amacıyla Arap Denizi'nde devriye gezen USS Frank E. Peterson Jr. güdümlü füze destroyerinde nöbet tutan bir denizcinin fotoğrafına yer verildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran kaynaklı güvenlik endişesi nedeniyle ABD ziyareti için sıkı ve alışılmadık tedbirler eşliğinde İsrail'den gizlice ayrıldığı bildirildi.
İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberinde, Netanyahu'nun 5 ay aradan sonra gerçekleştirdiği ABD seyahati öncesi alınan önlemler dikkat çekti. Habere göre, İran'dan yönelebilecek güvenlik tehditleri nedeniyle Netanyahu'nun uçağının kalkış yeri ve saati gizli tutuldu. İsrail Başbakanlık uçağının Tel Aviv'deki Ben-Gurion Havalimanı yerine Birüssebi kentinde bulunan İsrail ordusuna ait Nevatim Askeri Hava Üssünden kalktığı kaydedilirken, bunun İran'dan yönelecek olası bir tehdide karşı alınmış bir güvenlik önlemi olduğu ileri sürüldü. Başbakanlık Ofisi'nin uçağın kalkış saatini normal prosedürlerin aksine önceden duyurmadığına işaret edilirken, Netanyahu'nun uçuştan hemen önce yaptığı video açıklamasının gecikmeli olarak yayımlandığı da aktarıldı. Öte yandan Netanyahu'ya ABD uçuşunda hiçbir basın mensubunun eşlik etmediği ve Başbakanlık Ofisi'nden konuya ilişkin açıklama yapılmadığı kaydedildi. ABD Başkanı Trump'la yarın Washington'da bir araya gelecek olan Netanyahu, görüşmesinde İran dahil gündemdeki tüm konuları ele alacaklarını duyurmuştu.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, İran saldırıları sonrası astsubay ve alt rütbelerde görevlendirilmek üzere gönüllü personel alımı yapılacağını açıkladı.
Kuveyt Genelkurmay Başkanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, lisans, ön lisans ve lise mezunlarının yanı sıra 11. sınıf ve daha alt eğitim düzeylerindeki Kuveyt vatandaşlarının ilana başvurabileceği belirtildi. İlanda, adayların eğitim durumlarına göre Kuveyt ordusundaki farklı rütbelerde görevlendirileceği kaydedildi. Subay olmayan rütbeli personel için eğitim süresinin 4 ay, er statüsündeki personel için ise 3 ay olacağı aktarıldı. Başvuruların 28 Temmuz-18 Ağustos 2026 tarihlerinde Kuveyt Savunma Bakanlığının gönüllü personel alımına tahsis edilen "vc.kuwaitarmy.gov.kw" internet sitesi üzerinden çevrim içi yapılacağı belirtildi. Adaylardan gerekli belgeleri elektronik ortamda sisteme yüklemeleri, belgelerin geçerli olmasına dikkat etmeleri ve mülakat sırasında asıllarını yanlarında bulundurmaları istendi. ABD yaklaşık 2 haftadır İran'a saldırılar düzenliyor. İran da buna misilleme olarak Kuveyt'in de aralarında bulunduğu bölgedeki ABD ile bağlantılı olduğunu öne sürdüğü askeri üsler, tesisler ve diğer hedeflere füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar gerçekleştiriyor.
Trump, "İran'la bir anlaşma yapma şansımız var. Türkiye iyi bir müttefik olmuştur. Kimse bana ne satmamız gerektiğini söyleyemez." dedi.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, bölge ülkelerindeki mevkidaşlarıyla, Hürmüz Boğazı'nda ticaret akışı ve seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için siyasi ve diplomatik uzlaşının önemini görüştü.
Umman resmi haber ajansı ONA'nın haberine göre, Dışişleri Bakanı Busaidi, bölgeden çok sayıda mevkidaşıyla gerçekleştirdiği telefon temaslarında, bölgedeki son gelişmeler ile gerilimin düşürülmesine yönelik yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmelerde taraflar, Hürmüz Boğazı üzerinden seyrüsefer emniyetinin, ticaret akışının ve tedarik zincirlerinin kesintisiz devam etmesini garanti altına alacak siyasi ve diplomatik anlayış birliğine varılmasının kritik önem taşıdığını vurguladı. Temaslarda ayrıca, bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek amacıyla ülkeler arasındaki koordinasyon ve istişarelerin kararlılıkla sürdürülmesi konusunda mutabık kalındığı kaydedildi.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Hazar Denizi'nde İran bağlantılı bir geminin Ukrayna tarafından hedef alındığı iddiaları üzerine İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin, "Bu eylem cevapsız kalmayacak." açıklamasına tepki gösterdi.
Sybiha, sosyal medya hesabından, İran Dışişleri Bakanı Erakçi'nin, Ukrayna Güvenlik Servisinin (SBU) 25 Temmuz'da Hazar Denizi'nde İran bağlantılı olduğu öne sürülen bir gemiye düzenlediği saldırının ardından yaptığı açıklamayı değerlendirdi. İran'ın ülkesini tehdit ettiğini belirten Sybiha, "İran'ın tehditleri haksız ve asılsızdır. Tahran rejimi, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının doğrudan suç ortağıdır ve Moskova'nın, 2022'den beri Ukraynalıları öldüren silahlarla yürüttüğü suç savaşını körüklüyor." değerlendirmesinde bulundu. Sybiha, İran'ın mağdur olmadığını öne sürerek, "İran, bu açıklamalarıyla uluslararası toplumun dikkatini Rusya'nın Karadeniz'de sivil gemilere yönelik saldırılarından ve küresel gıda güvenliğine yönelik tehditten uzaklaştırmaya çalışıyor." ifadesini kullandı. Kiev'in çağrısı üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) bugün toplanacağını hatırlatan Sybiha, "Rusya'nın seyrüsefer özgürlüğüne yönelik saldırıları, BMGK'nin bugünkü acil toplantısının odak noktası olacak. Uluslararası toplumdan kararlı bir yanıt bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. SBU, 25 Temmuz'da Hazar Denizi'nde Rusya'ya ait bir petrol platformu ile "İran ve Rusya arasında askeri kargo taşımacılığında kullanılan gemilere" insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini duyurmuştu. İran Dışişleri Bakanı Erakçi ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu eylemin cevapsız kalmayacağını belirtmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile arabulucu ülkeler üzerinden yapılan görüşmelerin başarısız olması halinde "güçlü bir askeri harekata hazır olduklarını" söyledi.
İsrail'in Kanal 12 televizyonuna açıklamalarda bulunan Trump, İran ile yaşanan gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump, "müzakerelere bir şans daha vermek için ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını durdurma kararı aldığını" dile getirdi. Arabulucu ülkelerin "müzakerelere bir şans daha vermesini istediğini", bu nedenle 24 Temmuz'da İran'a saldırılara ara verilmesi talimatı verdiğini savunan Trump, "İran'la ilgilenen herkes bana 'Ateş etmeyin' dedi." açıklamasında bulundu. Trump, arabulucu ülkeler vasıtasıyla İran ile yürütülen müzakerelere değinerek, "İran ile çok derin görüşmeler içindeyiz. Eğer işe yaramazsa, çok güçlü askeri eylemlere geri döneceğiz." dedi. Diplomasiye ne kadar süre tanıyacağı sorusuna Trump, "Çok fazla zaman değil. Ya hızlı ilerler ya da hiç ilerlemez." değerlendirmesinde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yarın Beyaz Saray'da yapacağı görüşmeye de değinen Trump, "Bibi (Netanyahu) ile, ben başkan olmasaydım İran'ın şu anda nükleer silahlara sahip olacağı ve İsrail'in yok olacağı gerçeği hakkında konuşacağım." ifadelerini kullandı. Umman'dan bir heyet, 24 Temmuz'da Hürmüz Boğazı'ndan gemi trafiğini yönetme mekanizmasını görüşmek için Tahran'a gitmişti. Tahran yönetimi, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndan gemi trafiğini yönetme mekanizmasına ilişkin yapılan müzakerelerde "ilerleme kaydedildiğini" ancak henüz bir anlaşmaya varılamadığını açıklamıştı.
Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, ABD'de İsrail'e yönelik halk desteğinin giderek azaldığını, buna karşılık Filistin'e verilen desteğin arttığını belirterek, Washington'un İsrail'e desteğinin azalabileceği uyarısında bulundu. Hayman, “Amerikan toplumunun bir kesimini kaybediyoruz" ifadelerini kullandı.
Yediot Ahronot gazetesi ile Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) tarafından düzenlenen Ulusal Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmada Hayman, "ABD'nin destek ağı eriyor." ifadelerini kullandı.
İsrail'in uzun yıllardır ABD'deki güçlü halk desteğine dayanan bir güvenlik ağına sahip olduğunu belirten Hayman, bu desteğin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti tabanında karşılık bulduğunu ve İsrail'in yaptırımlara maruz kalan yalnızlaştırılmış bir ülkeye dönüşmesini engellediğini söyledi.
"ADETA GERİLMİŞ BİR İPİN ÜZERİNDE YÜRÜYORUZ”
Hayman, "Adeta gerilmiş bir ipin üzerinde yürüyoruz. Kampanyanın kapsamını büyük ölçüde genişletirken bu güvenlik ağı da eriyor." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başlattığı saldırıların ardından Lübnan ve İran'a yönelik operasyonların yanı sıra Yemen ve Katar'a da hava saldırıları gerçekleştirdiğini, Suriye'de ise neredeyse her gün kara operasyonları yürüttüğünü belirten Hayman, ABD'de 50 yaş altındaki nüfusa ilişkin verilerin "son derece endişe verici" olduğunu ifade etti.
Hayman, ABD'de bu yaş grubundaki Demokratların yüzde 86'sının, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 56'sının İsrail'e yönelik olumsuz görüş taşıdığını, Evanjelik Hristiyanların da yarısından fazlasının İsrail hakkında olumsuz görüşe sahip olduğunu ifade etti.
“FİLİSTİN’E VERİLEN DESTEK BÜYÜK ÖLÇÜDE ARTIYOR”
Bu kamuoyu eğiliminin, sonunda Washington'daki siyasi karar alma mekanizmalarına da yansıyacağını söyleyen Hayman, "Bunlar geleceğin Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri. (İsrail'e) Aralarındaki destek azalırken, Filistin anlatısına verilen destek büyük ölçüde artıyor." diye konuştu.
Hayman, yaş grubunun 30 ya da 25 yaş altına indirildiğinde tablonun daha da olumsuzlaştığını belirterek, "Amerikan toplumunun bir kesimini kaybediyoruz." ifadelerini kullandı.
İsrail'in ABD ordusundaki konumunun halen güçlü olduğunu ve bir nesil askeri liderin İsrail'in kapasitesine hayranlık duyduğunu ifade eden Hayman, siyasi desteğin ise çok daha istikrarsız olduğunu dile getirdi.
"SON DERECE TEHLİKELİ BİR KUMAR"
Hayman, İsrail'in ABD ile ilişkilerin geleceğini Beyaz Saray'da tek bir kişiye bağlamasının tehlikeli olduğunu belirterek, "İsrail'de birçok kişi ABD ile ilişkilerin geleceğini, başkanlık ön seçimlerini bile kazanamamış olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya bağlıyor. Bu son derece tehlikeli bir kumar." değerlendirmesinde bulundu.
Hayman, İsrail'in içinde bulunduğu açmazın kısmen ABD'deki daha geniş kapsamlı kültürel ve siyasi çalkantılarla bağlantılı olduğunu belirterek, ABD'de aşırı solun bazı kesimlerinde ahlaki ve ideolojik yönelimin kaybedilmesi gibi ciddi sorunlar bulunduğunu kaydetti.
Hayman, iyi finanse edilen kampanyaların, özellikle Katar'ın medya platformları ve üniversitelere yönelik finansmanı aracılığıyla, ABD'nin ulusal geleceğini Filistin meselesiyle ilişkilendirdiğini öne sürdü.
ABD'nin aşırı sağında da İsrail'in giderek artan bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu ifade eden Hayman, aşırı sol ile mücadele kapsamında yabancılara ve göçmenlere yönelik düşmanlığın ve beyaz Protestan milliyetçiliğine dönüş isteğinin arttığını savundu.
ABD'deki aşırı sağın bazı kesimlerinde Yahudilerin düşman bir güç olarak görüldüğünü ve İsrail'in ABD'nin düşmanı olduğu yönünde açıkça açıklamalar yapıldığını ileri süren Hayman, "Bazı sağ kesimlerde Yahudilere yönelik nefret ve antisemitizm, bazı sol kesimlerde ise İsrail ve Siyonizm karşıtlığı var. Bu durum gençler arasında artıyor." iddiasında bulundu.
Bu ortamın İsrail destekçisi genç Amerikalı Yahudileri de tehlikeye attığını söyleyen Hayman, "Yahudi ebeveynlerin, çocuklarının 'Ben Siyonistim' demekten çekindiğini görüyoruz. Çünkü Siyonizm artık ABD'de faşizmle eş anlamlı görülüyor." ifadelerini kullandı.
Hayman'ın başkanlığını yürüttüğü Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, İsrail'de güvenlik ve dış politika alanında faaliyet gösteren bir araştırma kuruluşu olarak biliniyor.
İsrail ordusu, ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyindeki beldelere topçu saldırıları düzenledi, yerleşim alanlarında patlamalar gerçekleştirdi. Saldırının ardından vurulan bölgede yangın çıktı.
İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan'ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu, Nebatiye vilayetine bağlı Talusa ve Merkaba beldelerinin çevresini topçu atışlarıyla hedef aldı. Saldırının ardından vurulan bölgede yangın çıktı.
İsrail ordusunun Merkaba beldesindeki yerleşim alanlarını patlayıcılarla hedef aldığı, bölgede peş peşe patlama seslerinin duyulduğu ve beldeden yoğun dumanların yükseldiği aktarıldı.
İSRAİL'İN LÜBNAN'DAKİ SALDIRILARI VE ATEŞKES SÜRECİ
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
Öte yandan Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran'da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 332 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi haftalık basın toplantısında ABD ile 10 günlük ateşkes anlaşması yapıldığı yönündeki haberleri yalanlayarak, "Şu anda ABD ile hiçbir müzakere yapmıyoruz" ifadelerini kullandı. Bekayi, "ABD tarafından atılacak her adım, İran İslam Cumhuriyeti'nin derhal ve kararlı cevabıyla karşılaşacaktır; son iki üç haftada olduğu gibi" dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi haftalık basın toplantısında ABD ile yaşanan çatışma ve küresel etkilerine değindi. ABD ile İran arasındaki ateşkes müzakerelerine dönüş için Pakistan ve Katar tarafından sunulan ortak öneriye ilişkin açıklama yapan Bekayi, "İran'ı üç gün içinde çökertmesi ve teslim olmaya zorlaması beklenen savaş, beş ayın ardından kendilerinin kurduğu bataklığa dönüşmüş durumda. Bizim için esas olan ulusal çıkarlarımız ve ulusal güvenliğimizdir. Bir ülkenin çıkarlarının belirlenmesi tek değişkenli bir denklem değildir; birçok unsur içerir" dedi.
Kararların İran'da tüm ilgili kurumların katılımıyla şeffaf bir süreç içinde alındığını belirten sözcü, Dışişleri Bakanlığı'nın da bu süreçte yer alan kurumlardan biri olduğunu söyledi.
ABD'nin savaş ve barış zamanını belirlemesine hiçbir zaman izin vermeyeceklerini ifade eden sözcü, "Çıkarlarımız ve gerekliliklerimiz doğrultusunda ne kadar gerekiyorsa savunma yapacağız. Ulusal çıkarlarımızı korumak için diplomasiyi kullanabileceğimizi düşündüğümüzde, bunu bir araç olarak kullanacağız" dedi.
"İRAN OLARAK BÖLGE ÜLKELERİYLE İYİ İLİŞKİLER KURMAK İSTİYORUZ"
ABD Dışişleri Bakanı ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanlarının yayımladığı ortak açıklamayı değerlendiren İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "İran olarak bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istiyoruz ve hiçbir bölge ülkesine karşı herhangi bir düşmanlığımız yok" diye konuştu. İran ile Körfez ülkeleri arasında güven ve karşılıklı iş birliğinin temeli olabilecek güçlü bağlar bulunduğunu belirten İranlı Sözcü Bekayi, buna rağmen bazı ülkelerin uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı şekilde topraklarını İran'a yönelik saldırılarda kullandırdığını öne sürdü.
"ABD TARAFINDAN ATILACAK HER ADIM İRAN'IN KARARLI CEVABIYLA KARŞILAŞACAKTIR"
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırma planlarını ertelediği ve son günlerde İran'ın güney limanları ile kentlerine yönelik saldırıların azaldığı yönündeki soruya cevap veren İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "ABD'nin son bir iki yıldaki davranışı daha çok mafyavari bir yapının davranışına benzedi. Hiçbir kural ve hukuka bağlı olmayan, hem söylem hem de eylemleriyle uluslararası hukukun tüm normlarını sorgulayan ve ihlal eden bir yaklaşım sergiled" ifadelerini kullandı.
ABD'nin bu tutumu sürdürmesi halinde makul bir sürecin oluşmasını bekleyemeyeceklerini belirten sözcü, "Şu anda mevcut duruma ateşkes denilemez" diye konuştu.
Son günlerde ortamın daha sakin olmasının İran Silahlı Kuvvetleri'nin tedbirleri sayesinde olduğunu savunan Bekayi, gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek, "ABD tarafından atılacak her adım, İran İslam Cumhuriyeti'nin derhal ve kararlı cevabıyla karşılaşacaktır; son iki üç haftada olduğu gibi" dedi.
"MEVCUT DURUMUN TEK SORUMLUSU ABD'DİR"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, son dönemde yaşanan gelişmeler ve İran'ın tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Düşmanın kötülüğü ve alçaklığı nedeniyle kendimizi asla suçlamamalıyız. İçinde bulunduğumuz durumun ortaya çıkmasında kesinlikle biz sorumlu değiliz. Mevcut durumun tek sorumlusu, hangi analiz yapılırsa yapılsın ABD'dir" ifadelerini kullandı.
"ABD İLE ŞU ANDA MÜZAKERE YAPMIYORUZ"
Sözcü Bekayi, İran ile ABD arasında 10 günlük ateşkes anlaşması yapıldığı yönündeki haberlerle ilgili olarak, bu tür medya iddialarına fazla önem verilmemesi gerektiğini söyledi. Sözcü, "Şu anda ABD ile hiçbir müzakere yapmıyoruz" dedi. Yürütülen görüşmelerin zaman zaman farklı şekilde yorumlandığını belirten sözcü, bunların yalnızca Hürmüz Boğazı ile ilgili düzenlemeler oluşturmayı amaçlayan İran-Umman görüşmeleri olduğunu ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "Hiçbir zaman ABD'nin savaş ve barış zamanını belirlemesine izin vermedik ve vermeyeceğiz." dedi.
Bekayi, başkent Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İran'ın gerektiğinde savunma, gerektiğinde ise diplomasi araçlarını kullanacağını söyleyen Bekayi, "Hiçbir zaman ABD'nin savaş ve barış zamanını belirlemesine izin vermedik ve vermeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
ABD-SUUDİ ARABİSTAN NÜKLEER ANLAŞMASI
Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan ile imzalanan sivil nükleer anlaşmanın Riyad yönetiminin Abraham Anlaşmaları'na katılmasına bağlı olacağı yönündeki açıklamasını da değerlendirdi.
ABD'nin bu konuda 24 saat geçmeden tutum değiştirdiğini ve Abraham Anlaşmaları'na katılım şartı öne sürdüğünü belirten Bekayi, bunun Washington'ın alışılmış bir tutumu olduğunu söyledi.
Bekayi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında tüm ülkelerin barışçıl nükleer faaliyet yürütmesinde sakınca olmadığını ve bunun da her ülkenin hakkı olduğunu dile getirdi.
BULGARİSTAN'DA ABD ASKERİ KONUŞLANMASINA TEPKİ
ABD'ye ait yakıt ikmal uçaklarının Bulgaristan'daki Bezmer Hava Üssü'ne konuşlandırılması hakkında da konuşan Bekayi, Bulgaristan Parlamentosu ve halkının önemli bir bölümünün bu girişimi desteklemediğini söyledi.
Bekayi, "Bulgaristan'daki karar alıcılar, ülkelerini fiilen ABD ve İsrail’in İran'a yönelik askeri saldırısına suç ortağı konumuna düşürebilecek bu gayrimeşru ve tehlikeli kararın hesabını vermelidir." ifadelerini kullandı.
Bekayi, Fransa'nın "2 diplomatik personelin alıkonulduğu" iddiaları hakkında ise, söz konusu diplomatların faaliyetlerinin 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ve Fransa’nın “sivil toplumu destekleme” maskesi ile İran’ın iç işlerine karıştığını söyledi.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ DURUM
Ummanlı heyet ile Tahran’da Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişi düzenlemeleri konusunda gerçekleştirilen görüşmelerin olumlu olduğunu aktaran Bekayi, ABD'nin bu görüşmelerle bir ilgisinin olmadığını ve halihazırda ABD ile bir müzakere yürütmediklerini ifade etti.
Bekayi, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun değişmediğini ve boğazın hala gemi trafiğine kapalı olduğunu belirtti.
"UKRAYNA'NIN TEHLİKELİ MACERASI CEVAPSIZ KALMAYACAK"
Ukrayna'nın Hazar Denizi'nde İran'a ait bir gemiyi hedef aldığını, saldırıda bir denizcinin yaşamını yitirdiğinin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin ABD Başkanı Donald Trump ile görüşeceği hatırlatılması üzerine Bekayi, şunları kaydetti:
"(Gemi saldırısı) Siz bunu, söz konusu adımla gerçek efendileri olarak gördükleri kesimlere hoş görünmeye çalıştıkları şeklinde yorumlayabilirsiniz. Bu oluşumu (ABD, İsrail, Ukrayna) şer üçgeni olarak nitelemek mümkün. Bu tarz üçgenler uluslararası barışa hiçbir zaman katkı sağlamamış tam aksine istikrarı bozmuştur. Zelenskiy'nin büyükleri onu kontrol etmeli. Ukrayna'nın tehlikeli macerası cevapsız kalmayacak."
İran'ın gece saatlerinde Hürmüz Boğazı'nın güneyinde Tahran'ın belirlediği rota yerine alternatif güzergah üzerinden sistemlerini kapatarak geçmeye çalışan 6 gemiyi durdurduğu belirtildi.
İran devlet televizyonuna konuşan ve ismi açıklanmayan bir yetkili, gece saatlerinde Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmak isteyen 6 geminin durdurulduğunu ifade etti.
“YASA DIŞI VE GÜVENLİ OLMAYAN GÜZERGAH”
Söz konusu yetkili, gemilerin tüm sistemlerini kapatarak Hürmüz Boğazı'nın güneyindeki "yasa dışı ve güvenli olmayan" güzergahtan geçmeye çalıştığını, bu girişimin ABD ordusunun "kışkırtmasıyla" yapıldığını ancak başarısız olduğunu söyledi.
Öte yandan, 6 gemiden birinin geçiş girişimi sırasında kaza yaptığı, diğer 5 geminin ise Basra Körfezi'ne geri dönmek zorunda kaldığı belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun mühimmat stoku endişesi yaşadığına yönelik iddiaları yalanlayarak, "Dünyadaki herkesten çok daha fazla mühimmata ve ihtiyacımız olandan çok daha fazlasına sahibiz" değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun elindeki önleyici füze stokunun azalacağına dair uyarıların ardından İran’a geniş çaplı saldırıları erteleme kararı aldığı yönündeki iddialara yanıt verdi. Trump, Wall Street Journal (WSJ) gazetesine yaptığı değerlendirmede, mühimmat stoklarının yeterli olduğunu vurgulayarak, "Dünyadaki herkesten çok daha fazla mühimmata ve ihtiyacımız olandan çok daha fazlasına sahibiz" ifadelerini kullandı.
ABD’NİN MÜHİMMAT STOKU KAYGISI YAŞADIĞI ÖNE SÜRÜLMÜŞTÜ
The New York Times (NYT) gazetesi, hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberinde Trump’ın ABD ordusunun elindeki önleyici füze stokunun azalacağına dair uyarıların ardından İran’a yönelik planlanan geniş çaplı saldırıları erteleme kararı aldığını öne sürmüştü. Mühimmat stoku ile ilgili endişeyi ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine'in dile getirdiği iddia edilmişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), Hürmüz Boğazı çevresindeki bombalama harekatının etkinliğinin üst sınırına ulaştığı, daha fazlasının "hedeflerin çoğunun tükendiği" gerekçesiyle durdurulmasını tavsiye ettiği öne sürüldü.
Axios'a konuşan iki kaynağa göre, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, ABD Başkanı Donald Trump'a Hürmüz çevresini daha fazla bombalamaya gerek olmadığını önerdiği, bu önerinin Başkan'ın cuma günü İran'a yönelik saldırıları durdurma kararını etkilediği iddia edildi.
“STRATEJİK BİR AMACA HİZMET ETMİYOR”
Kaynaklara göre Cooper, saldırıların Tahran'ın ticari gemileri hedef alma kabiliyetini "önemli ölçüde zayıflattığını" ve tam ölçekli bir çatışmaya dönüşmeden devam eden saldırıların stratejik bir amaca hizmet etmeyeceğini belirtti.
“EK BAŞARI ELDE EDİLECEK HEDEF KALMADI”
Haberde, bombalamaların durdurulması tavsiyesinin Trump'a, hem askeri hem de sivil danışmanlar tarafından yapıldığı, bundan sonra özellikle havadan yapılacak saldırılarla "ek başarı elde edilecek hedefin kalmadığının" vurgulandığı iddiasına yer verildi.
Trump, yaklaşık iki haftadır her gün ABD ordusunun sunduğu saldırı planlarını onaylıyor ve bu planlar Orta Doğu'daki yerel saate göre gece yarısı sularında hayata geçiriliyordu.
Başkan'ın cuma günkü saldırıları durdurma talimatı, önceki 13 gün boyunca her gün gerçekleşen saldırılara ne kadar ara verildiği hakkında tam bir netlik taşımıyor.
Cuma gecesi başkent Washington'da Beyaz Saray Muhabirleri Derneğinin yemeğinde konuşan Trump, İran'ın şu anda bir anlaşma yapmaya hazır olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu.
Trump'ın İran'a yönelik yeni bir saldırı emrini onaylamamasıyla, Umman heyetinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapmak için dün Tahran'a ulaşması yaklaşık aynı saatlere denk geliyor.
Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, İran'a saldırılara iki gündür ara veren Başkan Donald Trump'ın İran ile diplomatik görüşmelere "alan tanıdığını" söylemiş, Başkan'ın hala "tüm seçenekleri masada tuttuğunu" kaydetmişti.