Son dakika haberleri: Venezuela'nın başkenti Caracas'ta 3 Ocak gecesi patlama sesleri ve savaş uçaklarının duyulmasıyla başlayan gerilim, kısa sürede uluslararası bir krize dönüştü.
Venezuela yönetimi, ABD'nin ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesisleri hedef aldığını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores'in bir operasyonla ülke dışına çıkarıldığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump ise operasyonu doğrulayarak Maduro'nun "narko-terörizm" ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla ABD'de yargılanacağını duyurdu.
Washington'un bu hamlesi dünya genelinde sert tepkilere yol açarken, Trump'ın Grönland, Meksika, Kolombiya, Küba ve İran'a yönelik kullandığı tehdit dili, "Venezuela'dan sonra sırada kim var?" sorusunu küresel gündemin merkezine taşıdı.
Öte yandan, Maduro ve eşinin mahkeme binasına geldiği belirtildi.
İşte Venezuela-ABD geriliminde son gelişmeler...
Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun oğlundan açıklama geldi. Maduro'nun oğlu Nicolás Maduro Guerra, yaptığı konuşmada, "Babam ve eşi bizi asla satmadı ve satmayacaktır" ifadelerini kullandı.
New York'ta görülen dava sırasında mahkeme ressamı tarafından çizilen resimleri ortaya çıktı.
ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasının ardından Maduro'nun yardımcısı Delcy Rodriguez, Meclis'te yemin ederek Geçici Devlet Başkanlığı görevini devraldı.
Venezuela Ulusal Meclisi'nde (AN) olağan oturum döneminin başlaması için tören düzenlendi.
Törende Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez, yeniden Meclis Başkanı olarak seçildi.
ABD'nin Venezuela'ya hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasının ardından yardımcısı Delcy Rodriguez, Meclis'te yemin ederek Geçici Devlet Başkanlığı görevini resmen üstlendi.
Delcy Rodriguez, burada yaptığı konuşmada, "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanı'mız Nicolas Maduro ve (eşi) Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum." dedi.
Geçici Devlet Başkanlığı görevini üstlenen Rodriguez, Venezuela halkının geleceğini garanti altına almak için, ülkesi özgür ve egemen bir ulus olarak hak ettiği seviyeye ulaşana kadar yorulmadan çalışacağını söyleyerek yemin etti.
Ağabeyi ve AN Başkanı Jorge Rodriguez de Ulusal Meclis adına Delcy Rodriguez'in Meclis tarafından "Geçici Devlet Başkanı" olarak seçildiğini ilan etti.
Böylece Delcy Rodriguez, Venezuela'da ilk kadın devlet başkanı ünvanını da elde etmiş oldu.
Maduro canlı yayında cezaevine naklediliyor. 2. duruşması 17 Mart'ta yapılacak.
Maduro canlı yayında cezaevine götürüldü
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, hakkında uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurma suçlamalarıyla ABD'de başlatılan davanın ilk duruşmasında, "Ben masumum, suçlu değilim, dürüst biriyim, hala ülkemin başkanıyım" dedi. ABD'nin geçtiğimiz cumartesi günü Venezuela'ya düzenlediği askeri operasyonla New York'a kaçırdığı Venezuela'nın devrik lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, haklarında uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurma suçlamalarıyla başlatılan dava kapsamında ilk kez hakim karşısına çıktı.
ABD Bölge Yargıcı Alvin Hellerstein tarafından yürütülen davanın duruşmasına Maduro, ayakları kelepçeli olarak getirildi. Yargıç Hellerstein, duruşmaya, görevinin adaleti sağlamak olduğunu söyleyerek başladı.
YARGIÇ MADURO'NUN SÖZÜNÜ KESTİ
Yargıç Hellerstein, daha sonra Maduro'dan ayağa kalkıp kimliğini doğrulamasını istedi. Maduro, tercüman aracılığıyla, Venezuela Devlet Başkanı olduğunu ve evinde "esir alındığını" söyledi. Yargıç Hellerstein ise şu anda hukuki meseleleri ele almanın zamanı olmadığını söyleyerek Maduro'nun sözünü kesti ve savunma için vakti olacağını belirtti.
SUÇLAMALARI REDDETTİ
Maduro, hakkında uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurma suçlamalarını reddederek, "Ben masumum, suçlu değilim, dürüst biriyim, hala ülkemin başkanıyım" ifadelerini kullandı. Maduro, iddianameyi gördüğünü ancak okumadığını söyledi.
Maduro'nun suçsuz olduğunu beyan etmesinin ardından Yargıç Hellerstein, bunun kayıtlara geçeceğini söyledi ve Maduro'nun eşi Cilia Flores'ten kimliğini ve avukat tarafından temsil edildiğini teyit etmesini istedi.
Maduro'nun eşi Flores de tercüman aracılığıyla yaptığı konuşmada, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Tamamen suçsuzum ve masumum" ifadelerini kullandı. Flores, ayrıca Venezuela First Lady'si olduğunu dile getirdi.
Yargıç Hellerstein, duruşma boyunca aldığı notların Maduro'da kalmasına izin verirken, Maduro ve eşinin tutuklandıklarını Venezuela konsolosluğuna bildirme hakları olduğunu aktardı. Maduro ve eşi, konsolosluğun kendilerini ziyaret etmesini istediklerini belirtti.
Yargıç Hellerstein, davanın bir sonraki duruşmasının 17 Mart'ta görüleceğini duyurdu.
MADURO VE EŞİ, KEFALETLE SERBEST BIRAKILMA TALEBİNDE BULUNMADI
Maduro ve eşi, duruşmada kefaletle serbest bırakılma talebinde bulunmazken, duruşmanın ardından çiftin avukatları açıklamalarda bulundu. Maduro'nun avukatı Barry Pollack, Maduro'nun "egemen bir devletin başı olduğunu ve bu statünün sağladığı ayrıcalıklara hakkı olduğunu" dile getirerek, Maduro'nun "kaçırılması" nedeniyle karmaşık bir dava süreci beklediğini söyledi. Pollack, müvekkilinin şu anda serbest bırakılmasını talep etmediğini, ancak daha sonrası için bu hakkı saklı tuttuğunu belirtti.
Maduro'nun eşinin avukatı Mark Donnelly, ise Cilia Flores'in kaburgalarında ciddi morluklar dahil olmak üzere önemli yaralanmalar yaşadığını, röntgen çekilmesi ve fiziksel muayene yapılmasını talep ettiğini söyledi.
Maduro mahkeme salonunda izleyiciyle tartıştı: "Ben bir savaş esiriyim"
Maduro, duruşmanın sona ermesinin ardından mahkeme salonunda çıkarılacağı sırada izleyiciler arasında olan 33 yaşındaki Pedro Rojas ile tartışmaya girdi. Ayağa kalkan Rojas, İspanyolca Maduro'ya seslenerek, onu "gayrimeşru" başkan olarak nitelendirdi. Maduro ise Rojas'a doğru bakıp İspanyolca konuşarak, "Ben kaçırılmış bir başkanım. Ben bir savaş esiriyim" dedi.
Rojas, daha sonra yaptığı açıklamada, Maduro hükümeti tarafından daha önce hapse atıldığını belirtti.
ABD tarafından kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, New York'taki savunması için avukat Barry Pollack'ı görevlendirdi. Pollack aynı zamanda ABD'nin gizli belgelerini sızdırarak tarihin en büyük ifşalarından birine imza atan WikiLeaks internet sitesinin kurucusu Julian Assange'nın avukatı olarak tanınıyor.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ülkesinin, ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri müdahalesini reddettiğini yineleyerek, "Diğer ülkelerin iç işlerine müdahaleyi kesinlikle reddediyoruz. Latin Amerika'nın tarihi açık ve nettir. Müdahale hiçbir zaman demokrasi getirmedi, refah veya kalıcı istikrara da yol açmadı." dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinde, uluslararası hukuk kurallarına saygı gösterilmemiş olmasından ve bunun Venezuela'yı daha fazla istikrarsızlaştırmasından derin endişe duyduğunu belirtti.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores hakim karşısına çıkacakları mahkemeye geldi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores mahkemeye götürülüyor.
El Pais'te yer alan habere göre, 92 yaşındaki Ortodoks Yahudi yargıç Alvin Hellerstein Maduro davasına bakacak.
Maduro TSİ 20.00'da hakim karşısına çıkacak.
SON DAKİKA | Maduro kelepçelenmiş olarak mahkemeye götürülüyor | Video

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesine tepki gösterdi.
ABD'nin insanlık tarihinde bir Güney Amerika ülkesinin başkentini bombalayan ilk ülke olduğuna dikkati çeken Petro, şöyle devam etti:
"Ne (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, ne (Nazi diktatör Adolf) Hitler, ne (İspanyol diktatör Francisco) Franco, ne de (Portekizli diktatör Antonio de Oliveira) Salazar bunu yaptı."
Petro, Güney Amerikalıların yaşananları unutmayacağını vurgulayarak "Yaramız uzun zamandır açık. Latin atalarımız bize 'Vendetta (intikam)' diye fısıldasa da intikam peşine düşmemeli." ifadelerini kullandı.
İnsanların birbirini intikam için boş yere öldürdüğünün altını çizen Petro, iş ortaklarının değişmesi gerektiğine işaret etti. Petro, Latin Amerika'nın ya birleşmesi gerektiğini ya da kendisine dünya için önemli bir merkez gibi değil de bir hizmetçi ve köle gibi davranılacağını kaydetti.
İş birliği için sadece Kuzey Amerika'ya değil dünyanın her yerine baktığını bildiren Petro, Çin ve Rusya ile ittifakın işe yaramadığını aktardı.
Petro, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula'ya da seslenerek, ittifakın her şeyden önce bombalanan Latin Amerika'nın bizzat kendisiyle yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Tüm Latin Amerika başkanlarının bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Petro, bazı liderleri yabancı hükümetlere boyun eğmekle itham etti.
Petro, Venezuela'nın bombalanmasını Nazilerin Guernica'yı bombalamasına benzeterek, "Dostlar bombalamaz." ifadesine yer verdi.

Telesur internet sitesinin haberine göre, Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinin ardından çevrim içi düzenlenen Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) Olağanüstü Dışişleri Bakanları Zirvesinde konuştu.
Bu müdahaleyi "tüm siyasi ve ideolojik çizgiler için tarihsel ve çok yönlü bir varoluşsal tehdit" olarak nitelendiren Rodriguez, tüm CELAC ülkelerine bu tehdit karşısında "bağımsızlık ve egemenliklerinin esaslarını ortaklaşa savunma" çağrısı yaptı.
Rodriguez, ABD'nin Latin Amerika'yı "arka bahçesi" gibi gören tutumunu reddettiklerini belirterek, "emperyalist ve faşist" girişimlerle bölgeye baskı kurma niyetinin de karşısında duracaklarını söyledi.
ABD'nin askeri müdahaleyle alıkoyduğu Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmaları için tüm diplomatik ve siyasi kanalların da kullanılması gerektiğini vurgulayan Rodriguez, "kaba güç ve barbarlığın, uluslararası hukukun önüne geçmemesi gerektiğini" kaydetti.
Rodriguez, meydana gelen can ve mal kaybından ABD'nin sorumlu olduğunu ifade ederek, "Saldırılardan sorumlu olanlardan hesap sorulması gerekecek." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump ile seyahat eden ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, uçaktaki gazetecilere ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi konusunda açıklamalarda bulundu.
Graham, "Küba için beklemeniz yeterli. Küba, rahip ve rahibeleri öldüren komünist bir diktatörlük." ifadelerini kullandı.
Küba'nın kendi halkını "kurban verdiğini" savunan Graham, "(Küba'nın) Günleri sayılı. Bir gün uyanacağız ki bunun 2026'da olmasını umuyorum, arka bahçemizde ABD'lileri öldüren terörist ve diktatörler değil ABD ile çalışan müttefiklerimiz olacak." yorumunda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma arzusunu yeniden gündeme getirmesinin ardından ülkesinin devlet televizyonu TV2'ye özel açıklamalarda bulunan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"ABD'nin Grönland'ı devralmasının gerekliliğini tartışmak kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyor ve tehditlerini durdurmalılar. Çünkü ABD'nin, Danimarka Krallığı Birliği'ni (Rigsfallesskabet) oluşturan iki özerk bölgeden herhangi birini ilhak etme hakkı ve yetkisi yoktur."
Başbakan ayrıca Grönland'ın bir NATO toprağı olduğunun altını çizerek, adanın ittifakın kolektif güvenlik garantisi kapsamında bulunduğunu vurguladı.
“KORKU VE ENDİŞEYE GEREK YOK”
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ise, sosyal medya platformu Instagram hesabından, podcast yayıncısı Katie Miller'ın, "Yakında" başlığıyla Grönland'ı ABD bayrağıyla paylaşmasına ilişkin açıklama yaptı.
Grönland'ın satılık olmadığını yineleyen Nielsen, "Geleceğimiz sosyal medya tarafından şekillenmeyecek. Şunu söylemek isterim ki, korku ve endişeye gerek yok. Fotoğraf saygısızlık içeriyor. Ülkeler arasındaki ilişkiler saygı ve uluslararası hukuka dayanır, haklarımızı görmezden gelen ayrılıkçı ifadeler kullanılmamalı." ifadelerini kullandı.
Nielsen, Grönland'ın güçlü kurumlara sahip demokratik bir toplum olduğunu belirtti.
Nielsen ayrıca, Trump'ın ifadelerine tepki göstererek, "ABD Başkanı 'Grönland'a ihtiyacımız var' dediğinde ve bizi Venezuela ve askeri müdahale ile ilişkilendirdiğinde, bu sadece yanlış değil; aynı zamanda saygısızcadır" açıklamasında bulundu.
“ABD'NİN GÜVENLİĞİ DANİMARKA'NIN DA GÜVENLİĞİDİR”
Danimarka'nın Washington Büyükelçisi Jesper Moller Sorensen de X sosyal medya platformundan podcast yayıncısı Katie Miller'ın, "Yakında" başlığıyla Grönland'ı ABD bayrağıyla paylaşmasını eleştirdi.
Sorensen, X'teki hesabından, ABD ve Danimarka'nın yakın müttefik olduğunu belirterek, "ABD'nin güvenliği Grönland ve Danimarka'nın da güvenliğidir. Grönland aynı zamanda bir NATO üyesidir. Danimarka Krallığı ve ABD, Arktik'te güvenliği sağlamak için birlikte çalışmaktadır." ifadelerine yer verdi.
Ortak güvenliği ciddiye aldıklarını aktaran Sorensen, "Danimarka Krallığı'nın toprak bütünlüğüne tam saygı gösterilmesini bekliyoruz." dedi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller'ın da eşi olan Katie Miller, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinin ardından Grönland'ı "Yakında" notu ve ABD bayrağıyla paylaşmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin, ABD'nin Venezuela'ya yönelik operasyonuyla ilgili bugün acil gündemle toplanacağı bildirildi.
ABD basını, Kolombiya'nın, daimi üyeler Rusya ve Çin'in desteğiyle BM Güvenlik Konseyi'ni toplantıya çağırdığını duyurdu.
Katılımcıların henüz kesinleşmediği, BM Genel Sekreteri Antnio Guterres'in toplantıya katılmasının beklendiği kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, tatilini geçirdiği Florida'dan Washington'a dönerken uçakta basın mensuplarına gündemi değerlendirdi.
Venezuela'daki askeri müdahalelerinin doğru ve haklı olduğunu savunan Trump, bu ülkeden ABD'ye yüklü miktarda uyuşturucu geldiğini ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun "bir narko-terör devleti" yönettiğini savundu.
Venezuela'daki güncel duruma ilişkin yapılacak çok iş olduğunu anlatan Trump, büyük Amerikan petrol firmalarının, bu ülkeye giderek burada milyarlarca dolarlık iş yapmaya başlayacaklarını söyledi.
ABD Başkanı Trump, ülkedeki Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile yakın temas halinde olduklarını kaydederek, "Venezuela'da kontrol bizde." dedi.
Kendisinin, henüz Rodriguez ile görüşmediğini, ancak kabinesindeki isimlerin görüştüğünü ifade eden Trump, "O, bizimle iş birliği yapıyor." değerlendirmesini yaptı ancak detaylara girmedi.
Rodriguez'in ABD çıkarlarına aykırı adımlar atması halinde akıbetinin Maduro'dan kötü olacağı "tehdidini" yineleyen Trump, şu anki Venezuela yönetiminin doğru işler yapmasını beklediğini vurguladı.
"Venezuela şu anda ölü bir ülke. Onu yeniden canlandırmalıyız. Altyapıyı yeniden inşa etmek için petrol şirketlerinin büyük yatırımlar yapması gerekecek ve şirketler de buna hazır." diyen Trump, Venezuela'daki petrolü istedikleri şekilde kullanmaya hakları olduğunu savundu.
“VENEZUELA'DA DOĞRU ZAMANDA SEÇİMLER YAPILACAK”
Öte yandan Trump, bu ülkede ne zaman seçimlerin yapılabileceğine ilişkin soruları yanıtlarken, seçimler öncesinde yapılması gereken çok iş olduğunu söyledi.
Trump, "Şu anda düzeltmemiz gereken çok şey var, ülke şu an kötü durumda, önce bunları düzeltip hazırlamalıyız. Ülkedeki her şeyi biz yöneteceğiz ve ülkeyi düzelteceğiz. Daha sonra seçimler doğru zamanda yapılacaktır." yorumunu yaptı.
“GEREKİRSE İKİNCİ SALDIRIYI YAPARIZ”
Trump, Maduro'yu alıkoydukları saldırı planında, "gerekmesi halinde ikinci bir saldırıya da hazırlık yaptıklarını", ancak ilk saldırıda Maduro'yu çıkarınca buna gerek kalmadığını ifade etti.
Venezuela yönetiminin, "uslu" davranmaması halinde ikinci saldırıya her zaman hazır olduklarını vurgulayan Trump, "Burası Venezuela, burası bizim bölgemiz." dedi.
İRAN'A YENİ "TEHDİT"
Diğer yandan Trump, İran'daki gösterilerle ilgili bir soruya cevap verirken, bu ülkeye yönelik önceki açıklamalarını yineledi.
Trump, "Durumu çok yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD tarafından çok sert bir şekilde cezalandırılacaklarını düşünüyorum." şeklinde konuştu.
“KOLOMBİYA OPERASYONU KULAĞA HOŞ GELİYOR”
Meksika ve Kolombiya ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Trump, Meksika'yı uyuşturucu kartellerinin yönettiğini savundu.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile yaptığı görüşmelerde, ülkede asayişi sağlayabilmek için "Amerikan askerleri göndermeyi dahi teklif ettiğini" kaydeden Trump, Meksika'da kartellerin çok güçlü olduğunu vurguladı.
Kolombiya için "hasta bir ülke" ifadesini kullanan Trump, bu ülkeye yönelik olası bir saldırı ihtimali için "Kolombiya operasyonu kulağa hoş geliyor." değerlendirmesini yaptı.
"GRÖNLAND'A KESİNLİKLE İHTİYACIMIZ VAR"
Trump, Grönland'ın "çok stratejik" bir yer olduğunu ve şu anda Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu iddia etti.
Grönland'a karşı olası bir ABD müdahalesine ilişkin görüşü sorulan Trump, "Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland'a ihtiyacımız var ve Danimarka bunu başaramayacak." dedi.
Trump ayrıca, ABD'nin Grönland üzerindeki kontrolünün Batı'nın daha geniş çıkarlarına hizmet edeceğini savunarak, Avrupa Birliği'nin (AB) güvenliği açısından da "buna ihtiyaçları olduğunu" savundu.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in bugün TSİ ile 20.00'de hakim karşısına çıkacağı kaydedildi.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından Maduro, eşi Cilia Flores, oğlu Nicolas Maduro Guerra'nın yanı sıra İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, eski İçişleri Bakanı Ramon Rodriguez Chacín ve Tren de Aragua çetesinin lideri Hector Rusthenford Guerrero Flores hakkında suçlamalar içeren iddianame üzerindeki gizliliğin önceki gün kaldırıldığı belirtildi.
İlk olarak 2020 yılında, ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk döneminde duyurulan iddianamenin güncel halinde Maduro'ya dört ayrı suç yöneltildiği aktarıldı.

Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Devlet Başkanı Şi Cinping, ülkesini ziyaret eden İrlanda Başbakanı Micheal Martin ile yaptığı görüşmede ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği askeri operasyonla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıkoymasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Dünyanın kargaşa içinde olduğuna işaret eden Şi, "Tek taraflı ve zorbaca eylemler, uluslararası düzenin altını oyuyor. Tüm ülkeler, diğer ülkelerin halklarının seçtiği kalkınma yoluna saygı göstermeli, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine bağlı kalmalı. Özellikle büyük ülkeler, bu konuda öncü olmalı." ifadelerini kullandı.
İrlanda Başbakanı Martin de uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde uluslararası hukuka bağlı kalınması gerektiğini vurgulayarak, ülkesinin Çin ile yakın iletişim ve eş güdüm içinde uluslararası hukuku savunacağını, serbest ve açık ticarete bağlı kalacağını, refahı ve istikrarı teşvik edeceğini dile getirdi.

Küba devlet televizyonundan yapılan açıklamada, Kübalı asker ve polislerin, ABD'nin müdahalede bulunduğu akşam Venezuela hükümetinin talebi doğrultusunda yürütülen bir görev kapsamında Venezuela'da olduğu bildirildi.
Açıklamada, ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri müdahalesi sırasında görevde bulunan 32 asker ve polisin hayatını kaybettiği belirtildi.
Küba hükümeti, hayatını kaybeden asker ve polisler için iki gün yas ilan etti. Yetkililer, ölenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun alıkonulmasının ardından geçici Devlet Başkanı olarak görevlendirilen Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, sosyal medya platformu Instagram hesabından, "dünyaya ve ABD'ye bir mesaj" yayımladı.
Dış tehditlerden arındırılmış, karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliğine dayalı bir ortamda yaşamayı arzuladıklarını vurgulayan Rodriguez, barış içinde bir arada yaşama taahhüdünü yineledi.
Rodriguez, Venezuela ile bölgedeki diğer ülkeler arasında dengeli ve saygılı ilişkiler kurulmasına öncelik verdiklerini belirtti.
ABD hükümetini iş birliğine davet eden Rodriguez, uluslararası hukuk çerçevesinde ortak kalkınmaya dayalı ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi amaçlayan bir yaklaşım talep etti.
"Başkan Donald Trump, halklarımız ve bölgemiz savaş değil, barış ve diyalogu hak ediyor." ifadelerini kullanan Rodriguez, Maduro'nun bu mesajı her zaman dile getirdiğini ve artık bunun tüm Venezuela'nın ortak mesajı olduğunu vurguladı.

İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay, ABD'nin dün Venezuela'ya düzenlediği saldırı ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i yakalayarak yargılamak üzere ABD'ye kaçırmasına tepki gösteren bir ortak açıklama yayınladı.
Açıklamada, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin barış ve bölgesel güvenlik için son derece tehlikeli bir emsal teşkil ettiği ve sivil halkı tehlikeye attığı belirtildi.
Doğal veya stratejik kaynakların dış müdahale ile ele geçirilmesine yönelik her türlü girişime ilişkin endişelerin dile getirildiği açıklamada, söz konusu eylemin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarını tehdit ettiği vurgulandı.
Açıklamada, ABD-Venezuela arasındaki krizin dış müdahale olmaksızın ve uluslararası hukuka uygun olarak çözülmesi için diyalog ve müzakere çağrısında bulunularak, ABD'nin eylemlerinin uluslararası hukukun temel ilkeleriyle, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı'nda belirtilen, bağımsız ulusların egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı, güç kullanımı ve tehdit yasağı ilkesiyle çeliştiği belirtildi.
Venezuela'da yabancı "hükümet kontrolü"ne yönelik her türlü girişime ilişkin endişelerin dile getirildiği açıklamada, "Sadece Venezuelalıların kendilerinin önderlik ettiği kapsayıcı bir siyasi sürecin, insan onuruna saygılı, demokratik ve sürdürülebilir bir çözüme yol açabileceğini yeniden teyit ediyoruz" denildi.

ABD'nin Venezuela topraklarına saldırması ve devlet başkanını eşi ile birlikte ülke dışına çıkarması, Maduro'nun Brooklyn kentinde tutulduğu Metropolitan Gözaltı Merkezi önünde protesto edildi.
Protestocu grup, Başkan Donald Trump'ın emriyle düzenlenen saldırı sonucu Maduro ve eşi Cilia Flores'in "özgürlüklerinin kısıtlanmasını"na tepki gösterdi.
Gözaltı merkezi önünde düzenlenen protesto gösterisinde saatlerce slogan atan kalabalık grup, ABD'nin "Venezuela topraklarının elini çekmesi ve ülkenin başkanı Maduro'yu serbest bırakmasını" talep etti.
"ABD Karayipler'den çekil", "Petrol için kan yok", "Venezuela'yı bombalamayı hemen durdur" yazılı dövizler taşıyan protestocular, Trump hükümetinin Maduro'yu, Venezuela'ya özgürlük getirmek için değil, ülkenin yeraltı kaynaklarını ele geçirmek için yargılamak istediğini öne sürdü.
Daha çok, özgürlük ve demokrasi vurgusunun hakim olduğu gösteride ayrıca, ABD'nin Filistin politikasına yönelik tepkiler de dövizlere ve sloganlara yansıdı.
New York Polis Teşkilatı (NYPD), Nicolas Maduro'nun dün geceden bu yana tutulduğu gözaltı merkezi önündeki protesto esnasında güvenliği sağlamak için onlarca güvenlik görevlisi ve polis aracıyla nöbet tuttu.

Vatikan'ın resmi yayın organlarından "Vatican News"ta yer alan habere göre, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Vatikan'ın Aziz Petrus Meydanı'nda geleneksel pazar duasının ardından yaptığı konuşmada, Venezuela'daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Papa, yaşanan son gelişmelerden duyduğu endişeyi dile getirerek, Venezuela'nın egemenliğinin korunması ve insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
"İş birliği, uyum ve istikrar içinde sakin bir gelecek inşa etmek için birlikte çalışılması" gerektiğini vurgulayan Papa, "Venezuela halkının iyiliği, diğer tüm değerlendirmeden üstün olmalı ve bizi şiddetin aşılmasına ve adalet ile barış yollarına yönlendirmeli, ülkenin egemenliğini korurken anayasada yer alan hukukun üstünlüğünü güvence altına almalı." ifadesini kullandı.
Öte yandan, Venezuela Piskoposlar Konferansından yapılan açıklamada da yaşanan gelişmeler karşısında Venezuelalılarla dayanışma içinde olunduğu belirtildi.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre, Venezuela'dan ismi paylaşılmayan bir yetkili, ABD'nin Venezuela'daki askeri müdahalesindeki can kayıplarına ilişkin açıklama yaptı.
Yetkili, Maduro'nun alıkonulduğu askeri müdahalede hayatını kaybedenlerin sayısının 80'e çıktığını, bu sayının artabileceğini ifade etti.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 26 ülkenin yaptığı açıklamada, Venezuela'daki durumun tırmanmasını önlemek ve barışçıl çözüme ulaşılması için tüm aktörlere itidal çağrısı yapıldı.
Açıklamada, her koşulda uluslararası hukuk ilkeleriyle Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na uyulması gerektiği belirtilerek, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin bu konuda "özel sorumluluğu" olduğu kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, "AB, (Venezuela Devlet Başkanı) Nicolas Maduro'nun demokratik olarak seçilmiş bir cumhurbaşkanının meşruiyetine sahip olmadığını defalarca belirtmiş ve ülkenin egemenliğine saygı duyarak, Venezuelalıların öncülüğünde barışçıl bir demokrasiye geçişi savunmuştur. Venezuela halkının geleceğini belirleme hakkına saygı duyulmalıdır." ifadeleri kullanıldı.
AB'nin dünya çapında güvenlik tehdidi oluşturan uluslararası organize suç örgütleriyle mücadele etme gündemine katıldığı belirtilen açıklamada, bu mücadelenin uluslararası hukuk ile devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkelerine tam saygı gösterilerek işbirliğiyle ele alınması gerektiği bildirildi.
Açıklamada, Venezuela'da demokratik, kapsayıcı ve barışçıl çözüme ulaşılması için ABD ile bölgesel ve uluslararası ortaklarla yakın temas halinde olduğu aktarıldı.
Venezuela halkının iradesine saygı duymanın mevcut krizi çözmenin tek yolu olduğu vurgulanan açıklamada, "Bu kritik dönemde, tüm aktörlerin insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuka tam olarak saygı göstermesi şarttır. Venezuela'da tutuklu bulunan tüm siyasi mahkumlar koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır." çağrısı yapıldı.
Ayrıca açıklamada, AB vatandaşlarının güvenliğini korumak için üye ülkelerin diplomatik misyonlarının koordinasyon içinde çalıştığı ifade edildi.
Söz konusu açıklamaya Macaristan'ın katılmaması ise dikkati çekti.

Venezuela resmi haber ajansı (AVN) haberine göre, Dışişleri Bakanı Yvan Gil, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırmasının ardından çevrim içi düzenlenen Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) Olağanüstü Dışişleri Bakanları Zirvesinde konuştu.
Venezuela Dışişleri Bakanı Gil, ABD'nin saldırılarını kınayarak, "3 Ocak karanlık bir gün olarak hatırlanacaktır. ABD, Latin Amerika ve Karayipler'in barış bölgesini ihlal etti, korkakça bir askeri saldırı düzenledi. Askerleri ve sivilleri katletti ve Venezuela'nın meşru Devlet Başkanı'nı kaçırdı." dedi.
ABD'nin gaddarca bir operasyon düzenlediğine dikkati çeken Gil, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın maddeleri, uluslararası insancıl hukuk, temel insan hakları ve görevi başındaki bir devlet başkanının kişisel dokunulmazlığının ihlal edildiğini vurguladı.
Gil, ABD'nin Venezuela halkının egemenliğini hedef aldığını belirterek, yıllardır Venezuela'ya saldırmak için çeşitli söylemler öne sürdüğünü aktardı.
ABD'nin niyetine ilişkin Gil, "Sonunda maskeler düştü, asıl önemsedikleri şeyin doğal kaynaklar, yani petrol, su ve bölgenin biyolojik çeşitliliği olduğu açıkça ortaya çıktı." diye konuştu.
Gil, "Bu saldırının sadece Venezuela'ya değil, Latin Amerika ve Karayipler'e yönelik olduğunu vurguluyoruz. Bugün Venezuela, yarın başka bir ülke olabilir." uyarısında bulundu.
CELAC'ın tarihi bir sorumluluğu bulunduğunu aktaran Gil, topluluğun tavır alması gerektiğini, "sessiz kalmanın onaylama" anlamına geldiğini kaydetti.
Gil, Maduro'nun ülkenin meşru devlet başkanı olduğuna dikkati çekerek, Maduro ve eşinin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Bakan Vang Yi, ülkesini ziyaret eden Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı görüşmede, ABD'nin Venezuela’da düzenlediği askeri operasyona ilişkin değerlendirmede bulundu.
Venezuela'daki durumdaki ani değişimin uluslararası toplumun dikkatini çektiğine işaret eden Vang, "Hiçbir ülke uluslararası polis veya yargıç gibi davranamaz. Ülkelerin egemenliği ve güvenliği uluslararası hukuk tarafından korunmalıdır." ifadelerini kullandı.
Vang, Çin'in uluslararası ilişkilerde güç kullanımına ve bir ülkenin iradesini diğerine dayatmasına karşı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı korumak, uluslararası ahlakın kırmızı çizgilerine bağlı kalmak, tüm ülkelerin egemen eşitliğini savunmak, dünya barışını ve kalkınmasını korumak ve insanlık için ortak geleceği paylaşan bir topluluğu inşa etmek için uluslararası toplumla birlikte çalışmaya hazırız." şeklinde konuştu.
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar da ülke olarak BM Şartı'nın amaçlarına bağlı olduklarını ve ülkelerin egemenliğini ihlal eden zorbaca uygulamalara karşı çıktıklarını dile getirdi.

The Atlantic dergisine mülakat veren ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun alıkonulmasının ardından geçici devlet başkanı olarak görevlendirilen Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in ABD'nin isteklerine uyması gerektiğini ifade etti.
Trump, Venezuela'da devlet başkanlığı görevini geçici olarak üstlenen Rodriguez hakkında, "Doğru olanı yapmazsa muhtemelen Maduro'dan daha büyük bir bedel ödeyecek." dedi.
Venezuela'nın "cehenneme döndüğünü" ve "başarısız bir ülke" olduğunu savunan Trump, "(Venezuela'da) Yeniden inşa ve rejim, ne derseniz, şu anda eldekinden daha iyidir. Daha kötüye gidemez." ifadelerini kullandı.
Trump, Venezuela'da istediği yeniden inşa ve rejim değişikliğinin daha önce Irak'ta karşı çıktığı benzer çabalardan farkına ilişkin "Irak'ı ben yapmadım. O (Eski ABD Başkanı George) Bush'tu. Bunu Bush'a tekrar sormanız gerekiyor çünkü Irak'a hiç gitmemeliydik. Bu, Orta Doğu felaketini başlattı." dedi.
Daha önce ABD'nin, Batı Yarımküre'deki hakimiyetine ilişkin açıklamaları hakkında Trump, Maduro'nun alıkonulması kararının "yalnızca coğrafi sebeplerle alınmadığını" savundu.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin müdahale edeceği "son ülkenin Venezuela olmayacağına" işaret ederek Grönland'ın etrafının Rusya ve Çin'e ait gemilerle çevrildiğini savundu.
Trump, Venezuela'ya askeri müdahalenin Grönland için ne anlama geleceğine ilişkin soruya, bunu kendilerinin incelemesi gerekeceği yanıtını verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "Trump'ın söylediklerini yaptığına" dair ifadeleri ve kendisinin daha önce Grönland hakkındaki açıklamalarına ilişkin soruyu Trump, "Marco bana çok cömert davrandı. O zaman Grönland'dan bahsetmiyordum ancak Grönland'a kesinlikle ihtiyacımız var. Savunma için ihtiyacımız var." diye cevapladı.
