Türkçe'nin kültürel hafızasının en güçlü taşıyıcılarından biri olan deyimler, az sözle çok şey anlatma geleneğinin temelini oluşturuyor. Yüzyılların tecrübesi, sevinci, hüznü ve hayat görüşü bu kalıplarla bugüne taşınıyor. Karmaşık bir ruh hâlinin ya da sosyal bir durumun birkaç kelimeyle ifade edilebilmesi, dilin anlatım gücünü ve ifade zenginliğini ortaya koyuyor. Üsküdar Üniversitesi Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSTÖMER) Müdürü Öğr. Gör. Selçuk Duman'ın Türkçe'de deyim kullanımı üzerine yaptığı çalışma dilimizin uğradığı erozyonu birkez daha ortaya koydu.
SOSYAL MEDYA ETKİSİ
Günlük dilde yaygınlaşan yanlış kullanımlar, deyimlerin anlam dünyasını da değiştiriyor. "Göz var izan var" ifadesinin "nizam"a dönüşmesi, "zürefanın düşkünü" deyiminin hayvan olan zürafa ile ilişkilendirilmesi ya da "abdala malum olur" sözünün "aptala" evrilmesi, anlam kaymasının en çarpıcı örnekleri arasında yer alıyor. Bu tür bozulmalar, deyimleri anlamsızlaştırırken kültürel arka planı da görünmez kılıyor. Dijital platformlar, yanlış deyim kullanımını hızlandıran en güçlü alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Sosyal medyada popülerleşen hatalar kısa sürede doğruymuş gibi algılanabiliyor. Bu durum, "galat-ı meşhur"un yaygınlaşmasına ve dilin kuralsızlaşma riskinin artmasına yol açıyor.
EMOJİLER DİLİ ZAYIFLATIYOR
Düz ve doğrudan anlatımlar, emojiler ve yabancı dil kalıpları, deyimlerin mecaz ve çağrışım dünyasının yerini alıyor. Bu kopuş, Türkçe'nin mizahını ve ince anlatım gücünü yeni kuşaklara aktarmayı zorlaştırıyor.