Türk sinemasının en yakışıklı jönlerinden biri olan Ediz Hun'un onlarca filmi var. Ediz Hun filmleri, denilince akla gelecek birçok film vardır. Ediz Hun'un en iyi filmleri, dediğimizde 59 yıllık oyunculuk hayatında onlarca film arasından seçmenin ne kadar zor olduğunu görürüz. En çok izlenen Ediz Hun filmleri, dediğimizde Anadolu Kartalları, Yaralı Kalp, Çile ve daha birçok filmi sıralamada en üst sıralarda yerini alır. Bu filmleri konuları ile birlikte sizler için araştırdık.
Ediz Hun, 22 Kasım 1940 yılında İstanbul Cihangir'de Adnan ve Neşvet çiftinin tek çocukları olarak Alman Hastanesi'nde dünyaya geldi. Çerkez olan babası makine mühendisi, Rumeli göçmeni olan annesi ise felsefe öğretmeniydi. İstanbul'da Avusturya Lisesi ortaokulunu bitirdi ve Atatürk Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra dört sene Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'ne Diş hekimliği bölümünde okumaya devam etti.
Ediz Hun, okulunun bitmesine son bir yıl kala 1963 yılında yaz tatili için geldiği İstanbul'da Ses Dergisi'nde açılan yarışmaya katılarak oyunculukla ilgili adımlarını attı. Bu yarışmada birinci olan Ediz Hun aynı yıl ilk filminde oynamaya başladı. 12 yıl 130 filme imza attıktan sonra 1975 yılında oyunculuğu bıraktı. Daha sonrasında ailesi ile birlikte Norveç'e yerleşen sanatçı 1981 yılında Türkiye'ye geri döndü. 1985 yılında tekrar oyunculuğa "Acımak" dizisinde başrol oynayarak geri döndü. Yeşilçam'ın değerli jönü hala dizi ve filmlerde rol almaya devam ediyor.
En çok izlenen, en iyi Ediz Hun filmleri ve konularının sizler için derledik.
Babasının okul müdür olan arkadaşının ricasını kırmayan İskender, okulda diksiyon dersleri vermeye başlar. İskender'in okula öğretmen olarak geleceğini duyan genç kızlar, büyük bir heyecan içerisindedir. İskender'in okula adım atması ile tüm ilgi genç adamın üzerinde olur. İskender'den etkilenen öğrenciler, onu etkilemenin yollarını ararken kendilerini istenmeyen durumların içinde bulur.
Taka Nuri ve Güllü ile aynı köyde büyümüş zengin bir gençtir. Nuri'ye sünnet düğününde bir silah hediye edilir. Kaza kurşunu Güllü'nün bir akrabasına isabet eder ve böylece kan davası başlar. Kan davası için İstanbul'a giden Güllü her yerde Nuri'yi aramaya başlar.
Aşkı için yollara düşen bir kadının arayışı ilahi aşkı arayışa dönüşür. Dermansız bir hastalık yüzünden evini terk eden kocasını (Ediz Hun) bulmak için yollara düşen bir kadının hikâyesidir.
Sedat, varlıklı ve ünlü bir işadamıdır. Ailesi karşı çıksa da kendi fabrikasında işçi olarak çalışan güzel Sevim'le dünya evine girer. Sedat'ın kardeşi Nedim ve Sedat'a âşık olan Meral bu evliği bozmak için Sevim'e bir iftira atarlar ve Sevim bu yüzden Nedim'i vurur. Ama bu anda hamiledir. Bundan sonra işler daha da karmaşık bir yola girer.
Annesinin ölümünden sonra babası da işlemediği bir suç yüzünden hapse düşünce, Yumurcak mahallelinin sahip çıkması ile mahallede yaşamına devam ederken çocuğunu kaybeden Selma ile karşılaşır. Selma yumurcağı yanına alır. Cezası biten yumurcağın babası hapisten çıkıp gelir. Oğlunun zengin ve mutlu hayatını bozmamak için kimliğini saklar.
Rabia'yı Dini korku unsuru haline getiren bir imam olan dedesi İlhami baskı altında büyütür. Sesi ile herkesi büyüleyen Rabia, musiki dersleri almaya başlar. Eski bir peder olan Peregrini ile tanışan Rabia, ondan batı tarzı müzik dersleri almaya başlar. Bu sayede yakınlaşmaya başlayan Rabia ve Peregrini, kısa bir zamanda birbirlerine âşık olur. Akat onları zor bir süreç beklemektedir.
Onur, Ayşe, Mustafa, Tunç ve Fatih, gökyüzüne hâkim birer pilot olma hayaliyle yaşayan genç havacılardır. Binbaşı Kemal Tanaçan'ın deneyimi ve desteği sayesinde eğitimden geçen beş genç için Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı, hayatlarını tamamen değiştirecek çok büyük bir deneyim haline gelecektir.