SABAH'a konuşan Akademisyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık; Yanlış bilginin birkaç saat içinde milyonlarca kişiye ulaşmasına karşın yanlışı düzeltmenin günler sürdüğünü kaydederek; "Bugün çok sayıda doğrulama platformu faaliyet gösteriyor, yapay zekâ destekli analiz araçları geliştiriliyor ve yanlış bilgiler hızla tespit edilebiliyor. Buna rağmen dezenformasyonun etkisi azalmıyor. Bunun temel nedeni, insanların bilgiye yalnızca akıl yoluyla değil, duygularıyla da yaklaşmasıdır. Korku, öfke, heyecan veya aidiyet hissi oluşturan içerikler çok daha hızlı yayılıyor. İnsanlar çoğu zaman kendi dünya görüşünü destekleyen bilgileri sorgulamadan paylaşabiliyor. Ayrıca dijital platformların hız odaklı yapısı da doğrulama süreçlerinin önüne geçebiliyor." dedi.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık
DEZENFORMASYONLA MÜCADELE ÇOK BOYUTLU BİR SÜREÇ
Çözümün yalnızca teknolojiyle aranmaması gerektiğini söyleyen Kırık; "Dezenformasyonla mücadele; devletin, akademinin, medya kuruluşlarının, teknoloji şirketlerinin ve vatandaşların birlikte hareket etmesini gerektiren çok boyutlu bir süreçtir. Bu mücadelede en önemli unsur ise sorgulayan, araştıran ve doğrulanmamış bilgiyi paylaşmayan bilinçli bireylerin sayısını artırabilmektir. Bu sağlandığında dezenformasyonun toplum üzerindeki etkisi önemli ölçüde azalacaktır." şeklinde konuştu.

MEDYA OKUR YAZARLIĞI EĞİTİMİ ERKEN YAŞTA VERİLMELİ
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin çalışmalarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Gazeteci Alper Okçuoğlu ise; özellikle sosyal medyada görülen her haberin doğru kabul edilerek direkt dikkate alınmaması gerektiğini belirtti. Okçuoğlu; 'sosyal medya, televizyon veya gazetede görülen Bir içerik ya da haberin, nasıl değerlendirilmesi gerektiği, nasıl doğrulanması gerektiği konusunda erken yaşlardan başlayarak uzmanlar eliyle öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Rüveyda ÖZÇELİK/SABAH
