Dijital dönüşüm, günlük yaşam pratiklerimizi kökten değiştirirken, dijital kumar gibi hızla büyüyen yeni risk alanlarını da beraberinde getiriyor. Toplumsal etkisi yüksek olan bu alan, kişisel eğilimleri aşarak aile ilişkileri, toplumsal refah ve kurumsal yönetişim açısından çok boyutlu bir politika meselesine dönüşmüş durumda. Enstitü Sosyalin dijital kumarı yapısal bir risk olarak ele alıp veriye dayalı politika üretimini mümkün kılacak bir zemin kurmak amacıyla gerçekleştirdiği araştırma, "Dijital kumarı kimler oynuyor, nasıl başlıyor, neden devam ediyor? Hangi dijital/toplumsal koşullar bu davranışı besliyor? Bu davranışın toplumsal maliyeti nasıl azaltılır?" sorularına cevap arıyor.
İpek Coşkun Armağan 'Dijital kumar bağımlılığı ile mücadele için yapısal düzenlemelere ihtiyaç var'
Program, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan'ın açılış konuşması ile başladı. Armağan, raporun dijital kumarı dar ve yüzeysel bir çerçevede ele almak yerine teknoloji, sosyal çevre, aile yapısı ve psikososyal faktörlerle iç içe geçmiş, çok katmanlı ve yapısal bir toplumsal sorun olarak değerlendirdiğine dikkat çekti.

Armağan, dijital kumarla mücadelenin, kişilerin tek başlarına yürütülebilecekleri bir süreç olmadığını, bu mücadelede devlet kurumlarının, sivil toplumun, akademinin ve medyanın ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Açılış konuşmacılarından İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal da pandemiyle hızlanan dijitalleşmenin, dijital kumarı çok katmanlı bir sorun hâline getirdiğini belirtti. Mandal, "Bu noktada mesele yalnızca kumarın ne olduğu değil, nasıl işlediği ve nasıl önleneceğidir. Geleneksel çözümler yetersiz kalmakta, ortak akıl ve bütüncül yaklaşımlar zorunlu hâle gelmektedir." dedi. Açılış konuşmalarının ardından Enstitü Sosyal araştırmacıları Nursen Tekgöz, Yiğit Çelik, Adnan Veysel Ertemel ve Selçuk Aydın'ın araştırma sürecini, temel bulgularını ve politika önerilerini ele aldığı panel gerçekleştirildi.
Toplum Araştırmacısı Nursen Tekgöz: 'Dijital kumar bağımlılığından ilk etkilenen kurum aile'
Yiğit Çelik, "Karma araştırma yöntemi tercih ettik. Böylece dijital kumar bağımlılığını tek bir veri kaynağıyla değil, nicel veriler, nitel görüşmeler ve politika geliştirme gruplarını bir araya getiren çok katmanlı bir yöntemle ele aldık." diyerek araştırma sürecini detaylı olarak paylaştı. "Bu araştırma bize saha gerçekliğini de gösterdi. Tedaviye erişemeyen ya da kamusal destek mekanizmalarına güven duymayan bireylere ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, sosyal damgalanmanın ve kurumsal güvensizliğin ne denli belirleyici olduğunu gördük." diyen Çelik, saha araştırmasından elde ettikleri bulguları değerlendirdi. Nursen Tekgöz, araştırmanın en temel bulgusu olarak dijital kumarın belirli bir profile ait bir sorun olmadığını, belirli kırılganlık alanlarında derinleşen bir süreç olduğunu ifade etti. Tekgöz, "Dijital kumar belirli bir profile ait değil. Cinsiyet, yaş, eğitim ya da meslek tek başına açıklayıcı değil. Asıl belirleyici olan, yaşam koşulları, hane yapısı, ilişkiler ve görünürlük eşikleri. Bu nedenle politika yaklaşımı da bireyi merkeze alan dar çözümlerle sınırlı kalamaz; aileyi, haneyi ve yaşam bağlamını birlikte ele almak zorundadır." diyerek meselenin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekliliğini vurguladı.

Adnan Veysel Ertemel de "Dijital kumar, bireysel bir tercih değil, dikkat, zaman ve davranış üzerine bilinçli olarak kurulmuş bir tasarım sistemidir. Eğer dijital kumarı bireyin iradesine bırakırsak kaybederiz, onu tasarım ve kamu politikası meselesi olarak ele alırsak müdahale edebiliriz." diyerek dijital kumarla mücadeleye ilişkin politika önerilerini paylaştı. Tanıtım programı soru-cevap ve değerlendirme oturumu ile sona erdi. Araştırma raporuna Enstitü Sosyalin web sitesi üzerinden erişilebilir.
ERKEN BAŞLAYAN AMA GEÇ MÜDAHALE EDİLEN BAĞIMLILIK
Araştırma, Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) kayıtlarından elde edilen kapsamlı nicel veriler ile, bağımlılıkla mücadele eden kişiler ve aileleriyle gerçekleştirilen nitel görüşmelere dayanıyor. Karma yöntem deseniyle kurgulanan araştırma, dijital kumarı bireysel bir dürtü kontrol sorunu olmasının yanı sıra teknolojik tasarım, ekonomik baskılar ve yasal boşlukların kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir yapısal bağımlılık olarak modelliyor. Araştırmanın son aşaması, farklı disiplinlerden ve sektörlerden profesyonelleri bir araya getiren ve bulgular üzerinden çok aktörlü müdahale biçimlerinin tasarlandığı yapılandırılmış bir uygulama alanı olarak odak gruplara dayanıyor. Araştırmanın bütüncül bulguları, dijital kumar davranışının erişim kolaylığı, sosyal çevre etkisi ve dijital platform tasarımları ile birleştiğinde karmaşık ve çok katmanlı bir risk alanı oluşturduğunu gösteriyor. Buna göre, dijital kumar, çevrim içi erişimin yaygınlaşması, hızlı ödül döngüleri ve dijital platformların yönlendirici mimarisi nedeniyle günümüzde yalnızca bireysel bir davranış alanı olmaktan çıkmış; aile ilişkilerini, ekonomik düzeni ve toplumsal dayanıklılığı etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi hâline gelmiş durumda. Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, dijital kumarın farklı yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik profillere yayılan bir davranış kalıbı hâline geldiğini gösteriyor.
Bu yaygınlık, meselenin belirli bir gruba özgü olmadığını, dijital erişimin sunduğu kolaylıklar, ekonomik kırılganlıklar ve sosyal çevre dinamikleriyle birlikte ele alınması gereken yapısal bir risk alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan dijital kumarın borçlanma, gelir kaybı ve ekonomik güvensizlik gibi finansal etkilerinin bireysel sınırları aşarak hane içi düzeni ve sosyal ilişkileri doğrudan etkiliyor olması da raporun altını çizdiği bulgulardan bir tanesi. Raporda veriler, yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, meslek sahipliği, ekonomik durum, çocuk sahibi olma, aile içi ilişkiler ve psikososyal dayanıklılık gibi temalarda değerlendiriliyor. Rapora göre, nicel veriler cinsiyet açısından değerlendirildiğinde erkekler açık biçimde daha yüksek oranda temsil ediliyor. Veriler yaş açısından değerlendirildiğinde ise rapor, kumarla ilk temas yaşı ve tedaviye başvuru yaşı olmak üzere iki ayrı bulguya dikkat çekiliyor. Bulgular ilk olarak dijital kumarın genç erişkinlikte hatta üniversite yıllarında başladığını gösteriyor.

İkinci olarak tedaviye başvuru yaşının ise çoğunlukla 30'lu yaşların ortalarında yoğunlaştığına işaret ediyor. Raporda bu iki yaş arasındaki farkın, dijital kumarın erken başlayan ama geç fark edilen bir risk alanı olduğu ortaya konuyor. Bu nedenle mücadelenin yalnızca tedaviyle sınırlı kalınmaması gerekliliği, erken farkındalık ve önleme politikalarının bu boşluğu hedeflemek zorunda olduğu vurgulanıyor. Öte yandan rapor verilerin yaygın bir varsayımı desteklemediğini, verilere göre eğitimin, her zaman koruyucu bir faktör olarak işlemediğine dikkat çekiyor. Rapora göre, bu durum farkındalık çalışmalarının yalnızca düşük eğitim gruplarına değil, orta ve yüksek eğitim düzeylerine de yönelmesi gerektiğini gösteriyor