Türk gastronomisini uluslararası arenada tanıtmayı amaçlayan en prestijli organizasyonlardan biri olan Gastroshow, 10 yılı aşkın süredir New York'tan Dubai'ye uzanan küresel etkisiyle gastronomi turizminin öncüsü olmayı sürdürüyor. GastroShow, bu yıl dünyada 7'nci, Türkiye'de ise 3'üncü kez düzenleniyor. 10 yılı aşkın süredir New York'tan Dubai'ye uzanan etkisiyle gastronomi turizmi alanında önemli bir yere sahip olan organizasyon, bu yıl da sektör profesyonellerini, iş dünyasını, akademiyi ve kamu temsilcilerini aynı çatı altında buluşturacak. Etkinlik, sadece yeni iş birlikleri kurmak için bir zemin sunmakla kalmayacak; aynı zamanda gastronomiyi bir kültürel değer olarak yeniden konumlandıracak. Bu yılın ana teması "Sağlık" çerçevesinde; sağlıklı beslenme, sürdürülebilir mutfak anlayışı ve sağlık-turizm ilişkisi gibi başlıklar paneller, konuşmalar ve oturumlarla derinlemesine ele alınacak.

SEKTÖRÜN VİZYONER İSİMLERİ İSTANBUL'DA
Bu yılki etkinlikte, hem Türkiye'den hem de dünyadan önemli isimler sahne alacak. Konuşmacılar arasında İstanbul Valisi Davut Gül, MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, DEİK Başkanı Nail Olpak, TBMM İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Rusya Otelciler ve Restoranlar Federasyonu Başkanı Igor Buhraov, TOGEM-DER Başkanı Mihrimah Belma Sekmen, THY Yönetim Kurulu Üyesi Özgül Özkan Yavuz, gazeteci Coşkun Aral, Hırvatistan Başkonsolosu Dr. Ivana Zerec, Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer, Dr. Ender Saraç, Prof. Dr. Oğuz Özyaral ve sanatçı Tamer Levent yer alıyor.

KÜRESEL ETKİSİ OLAN BİR BULUŞMA
GastroShow, yalnızca bir etkinlik değil; Türkiye'nin gastronomi alanındaki uluslararası vizyonunu temsil eden bir buluşma noktası. Türk mutfağının küresel ölçekte tanıtımı, sağlık temelli beslenme yaklaşımlarının yaygınlaştırılması ve turizmde sürdürülebilirlik gibi hedefler doğrultusunda, GastroShow 2025 hem içerik hem de katılımcı profili açısından sektör için güçlü bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.
MEHMET SEKMEN – ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI
"Erzurum ülkemizin önemli Gastronomi şehirlerinden biridir"
- Erzurum'un gastronomik değerlerini ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Erzurum'da düzenlenen Cağ Kebabı, Civil Peynir, Kadayıf Dolması gibi ürünlerin öne çıkarıldığı ulusal gastronomi festivalleri düzenlenmesi bağlamında Amerika New York da bulunan Türk Evinde Erzurum Gastronomi Festivali gerçekleştirdik. Palandöken Kayak Merkezi, Tortum Şelalesi, tarihi yapılarla birlikte yöresel yemeklerin tanıtıldığı "Erzurum Gastronomi Rotası" oluşturmak önceliğimiz oldu. Bir başka çalışmamız Atatürk Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü ile ortak çalışmalar yaparak bilimsel yayınlar, fuarlar, atölyeler düzenledik. Erzurum cağ kebabı, civil peyniri, kadayıf dolması gibi ürünlerimizin yanında 61 coğrafi işaret belgeli ürünle Türkiye 3. süyüz ve hedefimiz birinci olmak adına hem belediye bünyemizde hem de şehrimizdeki paydaş kurumlarımızla yeni ürün başvuru hazırlıklarını sürdürüyoruz. Hedefimiz daha fazla coğrafi işaret alması ve bu işaretlerin restoranlarda görünür kılınması amacıyla çalışıyoruz. Ulusal ve yerel TV programlarında Erzurum mutfağının tanıtılması, YouTube, Instagram gibi mecralar birlikte yazılı ve görsel medya da varlığımızı sürdürüyoruz. Yemek ve turizm çalışmalarımızla tüm dünyaya ve gençlere ulaşmayı hedefliyoruz.

-Erzurum mutfağını diğer Anadolu mutfaklarından ayıran temel özellikler nelerdir?
Erzurum mutfağı koyun ve dana eti ağırlıklıdır. Özellikle cağ kebabı (dönerin atası sayılır) Erzurum'a özgüdür ve pişirme tekniği ile diğer bölgelerden ayrılır. avurma, kellepaça, işkembe dolması gibi et yemeklerinde zengin çeşitlilik vardır. Aynı zamanda Erzurum, civil peyniri, lor peyniri, çökelek, tereyağı ve yoğurt çeşitleriyle ünlüdür. Ayran aşı çorbası, yayık ayranı, yoğurtlu yemekler Erzurum mutfağında önemli yer tutar. Süt ürünleri, kışın uzun sürmesi nedeniyle saklama ve beslenme kültüründe merkezi rol oynar. Bunun dışında mutfağımız su böreği, kete, erişte, lor dolması, ekşili dolma gibi hamur işleri ve tahıl bazlı yemekleri ile öne çıkar. Bir de Erzurum'un lavaşı diğer illerden farklıdır; ince, dayanıklı ve özellikle et yemeklerinin yanında tüketilir. Erzurum'un sert kışları, mutfağını şekillendirmiştir. Yüksek kalorili, tok tutan, dayanıklılık sağlayan yemekler ön plandadır.
- Cağ kebabı, kadayıf dolması gibi ikonik ürünlerin dışında ön plana çıkarmak istediğiniz farklı yöresel tatlar var mı?
Cağ kebabı ve kadayıf dolması dışında hem serinletici hem de besleyici olması ve Erzurum yazlarının vazgeçilmezi ayran aşı çorbası, Erzurum'un rakım ve iklim şartlarında üretilen, tel tel ayrılan peynir çeşidi olan Civil (Tel) Peyniri, Türkiye'nin birçok yerinde yapılan ancak açma ve pişirme tekniğiyle ayrılan Erzurum su böreği, bir diğer hamur işi olan ve un, tereyağı ve şeker/tuz ile yapılan yöresel bir hamur işi olan Kete, ince yufkanın içine lor peyniri, yeşillikler ve baharat konularak yapılan Erzurum'a özgü bir börek çeşidi olan lor dolması, kurutulmuş sebzeler (özellikle biber ve patlıcan) kullanılarak yapılan,e tli ve ekşili bir sosla hazırlananan ekşili dolma bunlardan bazılarıdır.
MUSTAFA TOPÇUOĞLU - SABIRTAŞI RESTAURAN
"40 yılık bir aile geleneğini sürdürüyoruz"
- Restoranınızı ve konseptini ve kullandığınız ürünlerin kökeni biraz anlatır mısınız?
Sabırtaşı Restoran'ımız otantik bir Restoran ve Kahramanmaraş lezzetlerini sunan bir aile işletmesidir. Kullandığımız ürünler Kahramanmaraş ürünleridir. Bütün malzemeleri Kahramanmaraş'tan temin ediyoruz.
- Geleneksel tatları genç nesillere tanıtmak için neler yapıyorsunuz?
Nesilden nesile olan işletmemiz babadan oğula geleneklerine bağlı olarak devam ediyor. Özellikle de Gastronomi turizmine önem veriyoruz çünkü daha çok kitlelere hitap etme imkanımız oluyor.
- Yöresel ürünlerinizi restoran dışında da satıyor musunuz?
(Online satış, pazar, fuar vs.) Yöresel ürünümüzü özellikle de içli köftemizi ve çiğ böreğimizi İstiklal caddesinde sokakta satıyoruz.
Böylece ülkemizin geleneğini sokak lezzeti ile birleştiriyor ve önemini anlatmaya çalışıyoruz
- İçli köftenin arkasında nasıl bir kültürel hikâye var?
İçli köftemizin arkasında 40 yıllık bir ailenin ve Kahramanmaraş geleneği ve kültürünün yaşanmışlık hikayesi vardır. Bu hikâye üniversitelerde festivallerde özellikle de Gastroshow toplantıları ve etkinliklerinde misafirlere anlatılmaktadır. Ben her zaman şunu söylerim.
DR. TANZER POLAT YILMAZ - KÜTAHYA PORSELEN YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE GENEL MÜDÜR
"Gastronomi ve porselen birbirini tamamlayan iki alandır"
- Gastronomi turizmi ile ilgili firmanızın bakış açısı hakkında bilgi verir misiniz?
Gastronomi turizmi, kültürel mirasımızı ve yenilikçi vizyonumuzu dünyaya tanıtmanın önemli bir aracıdır. Kütahya Porselen'de her aşamada sürdürülebilirliği ve yenilikçi yaklaşımı öncelikli değerlerimiz olarak benimsiyoruz. Tasarımlarımız, yalnızca yemeklerin sunumunu estetik açıdan zenginleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda şeflerin yaratıcılığını destekleyen ve gastronomi deneyimini bütünleyen bir unsur hâline geliyor. Bu yaklaşım, hem Türkiye mutfağının güçlü yönlerini öne çıkarmamıza hem de uluslararası alanda Türk porseleninin estetik, işlevsel ve yenilikçi yönlerini temsil etmemize katkı sağlıyor.
- Gastronomi dünyası ile porselen sektörü arasında nasıl bir iş birliği var?
Gastronomi ve porselen, birbirini tamamlayan iki alandır. Koleksiyonlarımızı, şeflerin yarattığı deneyimi en iyi şekilde yansıtacak yenilikçi tasarımlar ve ileri üretim teknikleriyle geliştiriyoruz. Yapay zekâ destekli analizler ve sürekli yenilik anlayışımız sayesinde, ürünlerimiz hem işlevsellik hem de estetik açıdan uluslararası standartları karşılıyor. Böylece porselen, gastronomik deneyimin tamamlayıcı ve stratejik bir parçası hâline geliyor.
- Gastronomi trendleri porselen tasarımlarınızı nasıl etkiliyor?
Gastronomi trendleri, koleksiyonlarımız için önemli bir ilham kaynağıdır. Dünya mutfağındaki yeni yaklaşımları ve sunum anlayışlarını yakından takip ediyoruz. Minimalist ve doğal sunumlardan deneysel ve modern tekniklere kadar farklı eğilimler, tasarımlarımızda etkisini gösteriyor. Böylece koleksiyonlarımız hem yenilikçi çizgiyi koruyor hem de şeflerin ihtiyaçlarına uyum sağlıyor.
- Yemek sunumu ve porselen formu arasında nasıl bir uyum sağlanıyor?
Porselen, yemeğin sahnesidir. Tasarım sürecinde form, doku ve renk uyumunu gözeterek teknoloji ve yapay zekâ destekli optimizasyonlarla çalışıyoruz. Koleksiyonlarımız, yemeğin önüne geçmeden onu destekleyen ve sunumu güçlendiren bir rol üstleniyor.
Böylece gastronomi deneyimi daha etkileyici bir boyut kazanıyor.
- Yeni koleksiyonlar oluşturulurken hangiw gastronomik ihtiyaçlar dikkate alınıyor?
Yeni koleksiyonlarımızı tasarlarken mutfak süreçleri, şeflerin beklentileri ve güncel trendler temel alınır. Fonksiyonellik, dayanıklılık, ergonomi ve estetik uyum öncelikli kriterlerimizdir. Ayrıca farklı porsiyon boyutlarına ve sunum tekniklerine uygun tasarımlar geliştirerek, her koleksiyonun yenilikçi ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte olmasına özen gösteriyoruz.
- Porselen üretiminde Türkiye'nin hangi avantajları öne çıkıyor?
Türkiye, kaliteli hammadde kaynakları ve köklü üretim tecrübesiyle porselen alanında önemli bir potansiyele sahiptir. Kütahya Porselen olarak bu birikimi modern üretim teknikleri ve ileri teknolojiyle dünyaya taşıyoruz. İhracat başarılarımız ve uluslararası ödüllerimiz, kültürel değerlerimizi küresel ölçekte temsil etme vizyonumuzu güçlendiriyor. Bugün Kütahya Porselen ürünleri, farklı ülkelerde Türk porseleninin estetik, işlevsel ve yenilikçi tasarım anlayışını yansıtarak global ölçekte değer kazanıyor.

TANER ÇAKIR - PEK FOOD GENEL MÜDÜRÜ
"Ürünlerimiz hem ev tüketicisine hem de HORECA sektörüne hitap ediyor"
- Pek Food'un kuruluş hikayesi nedir?
Pek Food, 1998 yılında Tekirdağ'da 400 m²'lik bir alanda mantı üretimiyle faaliyete başladı. Bugün, 19.000 m²'lik modernde üretim yapıyoruz. Başlangıçta 10 kişilik bir ekiple üretime başladık; şimdi 650 kişilik bir ekibimiz var ve çalışanlarımızın %77'sini kadınlar oluşturuyor. Kuruluşumuzdan bu yana kalite ve inovasyonu ön planda tutarak, tüketicilerimize en iyi dondurulmuş ürünleri sunmayı hedefliyoruz.
- Ürünleriniz nasıl donduruluyor?
Şoklama (IQF vs) gibi özel teknikler kullanıyor musunuz?
Ürünlerimiz, en taze oldukları anda hızlı dondurma teknikleriyle işleniyor ve hücre yapıları korunarak besin değerleri, vitaminler ve mineraller kaybolmuyor. IQF (Individual Quick Freezing) gibi ileri teknoloji şoklama yöntemlerini kullanıyoruz; bu sayede ürünler tek tek donduruluyor, lezzet ve tazelik korunuyor ve uzun raf ömrü sağlanıyor.
- Kullandığınız hammaddeleri nereden temin ediyorsunuz? Yerli üreticilerle mi çalışıyorsunuz?
Hammaddelerimizi ağırlıklı olarak yerli üreticilerden temin ediyoruz. Bu hem tedarik zincirinde esneklik sağlıyor hem de yerel ekonomiyi destekliyor. Aynı zamanda ürünlerimizin kalite ve hijyen standartlarını korumamıza olanak tanıyor.
- Ürünleriniz daha çok ev tüketicisine mi, yoksa otel, restoran, catering (HORECA) sektörüne mi yönelik?
Pek Food ürünleri hem ev tüketicisine hem de HORECA sektörüne hitap ediyor. Restoran, otel ve catering işletmeleri için lojistik ve operasyonel avantaj sağlayan uzun raf ömrü ve hızlı hazırlık süresi, profesyonel mutfaklar için büyük kolaylık sunuyor.
ETHEM ZAGİKYAN - CONTİNENT WORLDWİDE HOTELS FRANCHİSE DİREKTÖRÜ
"Gastronomi bizim marka kimliğimizin ayrılmaz parçasıdır"
- Otellerinizin bulunduğu bölgeyi gastronomiyle tanıtmak adına ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Continent Worldwide Hotels olarak, bir otelin bulunduğu bölgeyi yalnızca konaklama açısından değil, gastronomisiyle tanıtmanın da bir destinasyonun gelişimi için kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, her otelimizde bulunduğumuz coğrafyanın yöresel mutfağını tanıtmayı ve yerel gastronomi turizmine değer katmayı temel stratejilerimizden biri haline getirdik. Her destinasyonda önceliğimiz, yerel kültür ve mutfak mirasını keşfetmek, anlamak ve bunu misafirlerimize doğru bir şekilde sunmaktır
- Otellerinizin gastronomi vizyonu nedir? Mutfak konseptinizi neye göre belirliyorsunuz?
Continent Worldwide Hotels için gastronomi, bir otelin sadece sunduğu yemeklerden ibaret değil; marka kimliğimizin ayrılmaz bir parçası, destinasyonun ruhunu yansıtan en güçlü hikâye anlatıcısıdır. Biz gastronomiye, konaklamayı farklılaştıran deneyimsel bir değer olarak bakıyoruz. Bu nedenle vizyonumuz; "Global Standards, Local Soul" – Uluslararası standartları yerel dokunuşlarla harmanlayan, sürdürülebilir ve deneyim odaklı bir gastronomi anlayışı sunmak."
- Bölgesel gastronomi rotalarına otelleriniz nasıl katkı sunuyor?
Continent Worldwide Hotels olarak, otellerimizi yalnızca konaklama noktaları değil; bulundukları şehirlerin gastronomi hikâyesinin bir parçası ve bölgesel rotaların önemli durakları hâline getiriyoruz. Bizim için bir destinasyonun gastronomik kimliği; otelin menüsünden daha geniş, çiftçilerden üreticilere, şeflerden yerel festivallere kadar uzanan bütünsel bir deneyim demektir.

ZAFER SAĞDIÇ - ÖZSAĞDIÇLAR BALIK YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI
"Balıkta Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biriyiz"
- Günümüz Türk balıkçılığının genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke ve aynı zamanda göl, baraj ve akarsu kaynaklarıyla da çok zengin. Bugün yaklaşık 20 bin balıkçı teknesi ve 40 binin üzerinde balıkçı aktif olarak sektörde çalışıyor. Hem avcılıkta hem de yetiştiricilikte Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biriyiz. Özellikle çipura, levrek ve alabalık üretiminde dünya pazarında ciddi bir paya sahibiz. Ancak iç tüketimde hâlâ potansiyelimizin gerisindeyiz.
- Balığın insan sağlığı açısından önemi nedir?
Balık; omega-3 yağ asitleri, protein, vitamin ve mineral açısından en zengin besinlerden biridir. Kalp-damar sağlığı, beyin gelişimi ve bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli katkılar sağlar. Özellikle çocuklarda düzenli balık tüketimi, sağlıklı nesiller yetişmesi için kritik.
- Dünya Sağlık Örgütü Türkiye'de kişi başı balık tüketimi hangi seviyede, diğer ülkelerle karşılaştırdığınızda tablo nasıl?
Türkiye'de kişi başı yıllık balık tüketimi yaklaşık 8-9 kilogram civarında. Avrupa Birliği ortalaması ise 22-23 kilogram, Japonya gibi bazı ülkelerde bu rakam 40 kilogramın üzerine çıkıyor.
Yani ciddi bir fark var. Halbuki elimizde çok zengin bir kaynak var. Burada en büyük görev hem sektörümüze hem de toplumsal farkındalığa düşüyor.
- Gastronomi turizminde balığın yeri nedir?
Türkiye gastronomi turizminde dünya çapında öne çıkan bir ülke. Ancak balık mutfağımız, potansiyeline kıyasla yeterince tanıtılamıyor. Bizim lüferimiz, palamutumuz, hamsimiz dünya çapında marka olabilecek ürünler. Balığı sadece evlerde değil; restoranlarda, sokak lezzetlerinde, turizm tesislerinde daha yaratıcı menülerle sunmamız gerekiyor.
DİDAR BADEMCİ - PSİKOLOG VE AİLE DANIŞMANI
"Yemek insanın kimliğini sessizce anlatan en güçlü dillerden biridir"
- Sizi tanıyabilir miyiz?
Llisans eğitimini psikoloji alanında tamamladım ardından Klinik Psikoloji yüksek lisansına devam ettim. Nişantaşı'nda kurucusu olduğum danışmanlık merkezinde bireysel, çocuk-ergen, çift ve aile danışmanlığı hizmetleri sunuyorum. Aynı zamanda travma, yas, kaygı bozuklukları, panik atak ve obsesif kompulsif bozukluk gibi birçok alanda danışanlarıyla çalışıyorum. Yalnızca danışmanlık hizmetiyle sınırlı kalmayıp, birçok uluslararası geçerliliğe sahip psikolojik testler de uyguluyorum.
- Instagram'da gördüğümüz yemek paylaşımları, bireylerin yeme isteğini ve açlık algısını psikolojik olarak nasıl etkiliyor?
Sosyal medyada yemek görselleri yalnızca biyolojik açlığı değil, psikolojik açlığı da harekete geçiriyor. Renkler, koku çağrışımları ve sunum biçimleri beynimizde iştah merkezini uyandırıyor.
Bu yüzden tok olunsa bile yemek görselleri kişide "acıkma hissi" yaratabiliyor. Yani sosyal medya, bireylerin açlık algısını değiştirerek yeme davranışlarını doğrudan etkiliyor.
- Gastronomi trendlerini takip etmek, sosyal aidiyet ya da kabul görme ihtiyacıyla nasıl bağlantılanıyor?
Gastronomi trendlerini takip etmek aslında yalnızca bir damak tadı arayışı değildir.
İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri, sosyal kabul görme ve bir gruba ait olma arzusudur. İşte gastronomi trendleri de bu ihtiyacın modern hayattaki en görünür yansımalarından biridir. Bugün bir kafede popüler bir tatlıyı denemek, sadece yeni bir tat keşfetmek değildir. Bu aynı zamanda, 'Ben de buradayım, ben de bu çağın bir parçasıyım' mesajıdır. İnsanlar trendleri takip ederek hem kendi kimliklerini ifade ederler hem de sosyal gruplar içinde kabul görmenin kapılarını aralarlar. Özellikle sosyal medyanın hayatımıza bu denli entegre olduğu günümüzde, gastronomi trendleri adeta bir 'sosyal vitrin' haline gelmiştir. Paylaşılan bir yemek fotoğrafı bile bireyin kimliğini, yaşam tarzını ve sosyal aidiyetini görünür kılar.
- Yemeğin kokusu, rengi ve sunumu gibi duyusal unsurlar ruh halimizi nasıl etkiler?
Yemek, sadece karnımızı doyurmaz; duyularımız aracılığıyla ruh halimizi de şekillendirir. Bir yemeğin kokusu, rengi ve sunumu beynimizde duygu merkezlerini tetikler. Örneğin, tarçın ya da vanilya kokusu çoğu insanda çocukluğun güvenli anılarını çağrıştırırken; taze pişmiş ekmek kokusu huzur ve sıcaklık duygusunu uyandırır. Renkler de psikolojide çok güçlü etkiye sahiptir. Canlı ve parlak renkler iştahı artırır ve enerji verirken; pastel tonlar dinginlik ve huzur duygusunu pekiştirir. Sunum ise estetik duyumuzu harekete geçirir. Güzel hazırlanmış bir tabağa bakmak, beynimizin ödül merkezlerini aktive eder. Yani yalnızca tadına değil, görüntüsüne ve düzenine de bakarak 'iyi hissetmeye' başlarız. Bu yüzden son yıllarda 'gözümüzle yemek' kavramı çok popüler hale gelmiştir.
- Yemeğin kültürel kimlik oluşumundaki rolü psikolojik açıdan nasıl değerlendirilebilir?
Yemek, insanın kimliğini sessizce anlatan en güçlü dillerden biridir. Bir tabak yemek, aslında bir kültürün hafızasıdır; geçmişten bugüne taşınan hikâyelerin, geleneklerin ve aidiyetin simgesidir.
Psikolojik açıdan bakıldığında yemek, bireyin kendini tanıma ve kökleriyle bağ kurma sürecinde güçlü bir rol oynar. Bir insan kendi kültürünün yemeklerini tattığında sadece açlığını gidermiş olmaz; aynı zamanda 'ben kimim, nereden geliyorum' sorularına da cevap bulur. Örneğin, çocukluğunda annesinin yaptığı bir yemeğin kokusu, yıllar sonra bireye güven, huzur ve aitlik hissi yaşatabilir. Bu yüzden yemek, sadece bedeni değil; kimliği ve ruhu da besler. Kültürel kimlikte yemek, bir kimlik kartı gibidir. Göç eden, yabancılaşan ya da farklı toplumlarda yaşayan insanlar için tanıdık bir yemek, adeta psikolojik bir sığınak olur. İnsan o an yalnızca bir tat değil; köklerini, geçmişini ve kabul gördüğü bir topluluğu yeniden hatırlar.

SEMİH SARIALİOĞLU - CEESS GLOBAL YÖNETİM KURULU BAŞKANI
"Gastromoni ve turizm birbirini tamamlayan sektörlerdir"
- Gastronomi temalı bir etkinlikte yer alma fikri nasıl ortaya çıktı?
Dernek olarak gastronomi ve turizmin birbirini tamamlayan sektörler olduğunu görüyoruz. Gayrimenkul komitesi olarak, gastronomi yatırımlarının doğru konumlandırılmasıyla turizm değer zincirine katkı sağlayacağını vurgulamak istedik. Bu etkinlik, tüm sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturması açısından büyük önem taşıyor.
- Ticari kiralamalarda gastronomi sektörü için dikkat edilmesi gereken başlıca kriterler nelerdir?
Lokasyonun turizm ve şehircilik açısından stratejik değeri, işletmenin konseptine uygun altyapı olanakları ve sürdürülebilir kira modelleri en önemli kriterlerdir. Ayrıca gastronomi işletmelerinin yer aldığı gayrimenkullerde destinasyonun kimliğiyle uyum, bölgesel ihtiyaçlar ve yerel kalkınmaya katkı da göz önünde bulundurulmalıdır."
- Turistik bölgelerde gastronomiyle birleşebilecek konaklama yatırımlarına yönelik gayrimenkuller var mı?
Türkiye'nin birçok bölgesinde gastronomi ile turizmi bir araya getiren taş ev, çiftlik evi, butik otel gibi yatırımlar öne çıkıyor. Gayrimenkul komitesi olarak, bu tip projelerin bölgesel turizm stratejileriyle uyumlu gelişmesini ve yatırımcıların doğru yönlendirilmesini önemsiyoruz."
- Restoran, kafe, gurme market gibi gastronomi işletmeleri için ne tür ticari gayrimenkul fırsatları öne çıkıyor?
Şehir merkezlerinde yaya yoğunluğu yüksek lokasyonlar, turistik destinasyonlarda meydan ve sahil şeridi alanları, ayrıca konsept AVM ve çarşı projeleri en çok ilgi gören fırsatlar arasında. Komite olarak bu tür alanların yatırımcılarla buluşturulmasını teşvik ediyoruz.
- Gurme geziler, gastronomi rotaları gibi temalara uygun mülk talepleriyle karşılaşıyor musunuz?
"Evet, özellikle bağcılık bölgeleri, yöresel ürün merkezleri ve gastronomi rotaları büyük talep görüyor. Bu taleplerin profesyonelce yönlendirilmesi, hem bölgesel kalkınmaya hem de gastronomi turizmine değer katıyor. Komite olarak bu tür tematik gayrimenkul yatırımlarını destekliyoruz."
ALİ ONARAN – PRONTOTOUR YÖNETİM KURULU BAŞKANI
"Seyahat tutkusunu damak tadıyla birleştiren gurme turları düzenliyoruz"
- Firmanızın gastronomi turları hakkında bilgi verir misiniz?
Her seyahat konsepti içinde yeme-içme önemli bir yer tutmaktadır. Prontotour olarak, seyahat tutkusunu damak tadıyla birleştiren, zengin ve tematik "Gurme Turları" sunuyoruz. Amacımız sadece gezmek değil, gidilen yerin kültürel ve tarihi dokusunu mutfağı üzerinden derinlemesine deneyimlemektir.
- Türkiye'de gastronomi turları için en çok ilgi gören şehirler hangileri?
Gastronomi turlarında en çok ilgi gören merkezler, Türkiye'nin farklı kültürel ve coğrafi zenginliklerini yansıtan şehirlerdir. Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay (Antakya), İzmir ve Ege Bölgesi (Urla, Alaçatı, Çeşme) en çok ilgi gören şehirlerdir.
- Türkiye gastronomi turizminde önümüzdeki 5 yıl içinde nasıl bir konumda olabilir?
Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye, gastronomi turizminde global çapta önemli bir atılım yapma potansiyeline sahiptir.
Michelin Rehberi gibi uluslararası otoritelerin ilgisiyle, Türk mutfağı ve şefleri dünya sahnesinde daha fazla yer alacak.Coğrafi işaretli ürünlerin ve küçük üreticilerin desteklenmesiyle, "tarladan sofraya" konsepti popülerleşecek ve turlarımızın özgünlüğü artacak.Aynı zamaanda sadece yemek yemekten öte, misafirlerin yemek pişirme atölyelerine, hasat etkinliklerine ve tadım seanslarına katıldığı deneyim odaklı turlar ön plana çıkacak. Bu, turizm gelirini ve kalitesini yükseltecektir.
- Gastronomi turizmi kapsamında yürüttüğünüz tanıtım veya pazarlama çalışmaları neler?
Turlarımızdaki lezzet duraklarını, şefleri ve yerel üreticileri tanıtan yüksek kaliteli video ve blog içerikleri üretiyoruz.
Gurmeler ve seyahat yazarları ile iş birliği yaparak otantik deneyimlerimizi geniş kitlelere ulaştırıyoruz ve güvenilir referanslar oluşturuyoruz. Bağ bozumu, zeytin hasadı, Alaçatı Ot Festivali gibi dönemsel temaları öne çıkaran festival ve kampanyaları destekliyoruz.