Erzurum'da görev yapan hekimler ve sağlık çalışanları, yaklaşık üç yıldır İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla düzenledikleri sessiz yürüyüşlerini kar kış demeden her hafta aralıksız sürdürüyor. 11 Doktor, 18 tıp öğrencisi olmak üzere yaklaşık 40 kişinin öncülüğünde başlayan ve zamanla duyarlı vatandaşların katılımıyla dev bir vicdan hareketine dönüşen "Sessiz Yürüyüş" 149'inci haftasına girdi. Gazze'deki zulme ve katliamlara karşı sürdürülen bu kararlı duruş, insanlığın ve adalet arayışının sesi olmaya devam ediyor. İnsan hayatını, yaşam hakkını ve onurunu koruma andıyla yola çıkan sağlık çalışanları, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekiyor. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Doktor Kübra Göğebakan, adaletsizliğe ve zulme karşı sessiz ama güçlü bir haykırış içinde olduklarını ifade etti.

'UNUTTURMAYACAĞIZ'
Yürüyüşün bir heves değil, bir vicdani sorumluluk olduğunu belirten Dr. Kübra Göğebakan, duruşlarının temelini şu sözlerle aktardı: Bizler kendimizi sabrı ve sebati Gazze'den öğrenmeye çalışan talebeler olarak görüyoruz. Filistinli kardeşlerimizin her türlü zorluğa rağmen gösterdiği tevekkül ve direniş karşısında bizim yaptığımız, onların mücadelesinin seyreltilmiş bir timsalidir. Amacımız unutturmamak, katliamları kanıksatmamak ve insanlık vicdanını diri tutmaktır.

"BOYKOT GEÇİCİ TEPKİ DEĞİL'
İsrail'in soykırımına karşı durmanın en somut yollarından birinin boykot olduğunu vurgulayan Dr. Göğebakan, bunun dönemsel bir tepki değil, kararlı ve ilkeli bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini belirtti. Konuşmasında küresel markaların insan hakları konusundaki iki yüzlü tutumlarına da sert tepki gösteren Göğebakan, Gazze'deki on binlerce çocuğu görmezden gelerek İsrail ordu mensuplarını reklam yüzü yapan markaların yaşanan katliamları meşrulaştırmaya çalıştığını söyledi. Göğebakan, "Tüketiciler olarak bu tür etik dışı duruş sergileyen markalara karşı boykotumuzu net bir şekilde sürdürmeliyiz" diye konuştu.
'FİLİSTİN ÖZGÜR OLANA DEK...
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi Yusuf Çiftçi "Bir çocuğa 355 kurşun sıkmanın, hastane bombalamanın, çadırda yaşayan insanları diri diri yakmanın normalleşmemesi adına meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Katil İsrail'e destek veren bütün markaları boykot etmeye devam edeceğiz. Filistin özgür olana dek haykırmaya devam edeceğiz. Bu zulüm durana kadar kar kış demeden yürüyüşümüzü kararlıkla sürdüreceğiz" diye konuştu. Bu zulüm bitene kadar haykırmaya devam edeceklerini belirten İntörn Dr. Atilla Yusuf Demir de, "Zulmü sadece konuşmak yetmez. Onunla dertlenmek ve ona karşı harekete geçmek zorundayız. Küçük ya da büyük demeden herkes elinden geleni yapmak zorunda. Hiçbir bahane boykotumuza, dualarımıza ve duruşumuza engel olamaz" dedi. Ahmet Talha Yer ise mazlum coğrafyaların sesi olmak için mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı. Yer, temel gayenin kötülüğe karşı durmak olduğunu ifade etti.