Türk Eğitim Derneği'nin düşünce kuruluşu TEDMEM, "Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri" raporunda, teknolojinin gençlerin yaşamındaki değişen rolünü mercek altına aldı. Raporda, ABD, Çin, Güney Kore, Almanya ve BAE başta olmak üzere 11 ülkedeki uygulamaların Türkiye ile karşılaştırıldı. Rapora göre Türkiye'de yapay zekâ kullanan 10 kişiden yaklaşık 4'ü, 25 yaşın altında. Gençler kaygılarını, üzüntülerini ve duygusal ihtiyaçlarını da yapay zekâyla paylaşmaya başladı. Raporda, düşünme, analiz etme ve üretme süreçlerinin yapay zekâya bırakılmasının, çaba göstererek gelişen öğrenme kapasitesini zayıflatabileceği belirtildi. Bunun yanı sıra gençlerin duygusal ihtiyaçlarını da yapay zekâ aracılığıyla karşıladığı tespit edildi.

'DİJİTAL DİKTATÖRLÜK'
Raporda dikkat çekilen bir başka tehlike ise "dijital diktatörlük" ya da "tekno-otoriterlik". Buna göre dijital sistemler bireylerin bıraktığı izler üzerinden davranışları tahmin edebiliyor, insanları sınıflandırabiliyor ve yönlendirebiliyor. 15 ülkede 5 binden fazla katılımcıyla gerçekleştirilen bir araştırmaya göre 17-27 yaş grubundaki gençlerin yarısı, yapay zekânın sınırlı oluşunu değerlendirmekte zorlanıyor. Yüzde 61'i ise gerçekte olmayan bilgi üretebildiğini ayırt edemiyor.
YAPAY ZEKÂ EHLİYETİ
TEDMEM'e göre çözüm, gençleri yapay zekâdan tamamen uzaklaştırmak değil, teknolojiyi güvenli ve kontrollü kullanabilecek beceriler kazandırmak. Raporda lise sonunda öğrencilere "Yapay Zekâ Ehliyeti" verilmesi de öneriliyor.