Ankara'da Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü bulunan bir kişi, başka bir cezaevinde tutuklu olan nişanlısıyla 33 ay boyunca yalnızca mektupla haberleşebildiğini belirterek telefonla görüşme talebinde bulundu. Cezaevi yönetimi, mevzuat hükümlerini gerekçe göstererek arkadaş, nişanlı ya da imam nikâhlı eş ile telefon görüşmesi yapılamayacağı yönünde ilan yayımladı. İlanın iptali için açılan davalar reddedilince hükümlü, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptı.
TELEFON GÖRÜŞMESİ ÖZEL HAYATIN PARÇASI
AYM kararında, telefonla görüşme hakkının mahpusların özel ve kişisel ilişkilerini canlı tutmanın önemli bir yolu olduğuna vurgu yapıldı. Nişanlılık kurumunun evlilik öncesi bir adım olduğu ve özel hayatın önemli bir parçasını oluşturduğu belirtilerek, idarenin nişanlı olduğunu ortaya koyan mahpusların iletişim kurmasına kolaylık sağlamasının beklendiği ifade edildi.
MEKTUPLA İLETİŞİM YETERLİ GÖRÜLMEDİ
Kararda, başvurucu ile nişanlısının her ikisinin de cezaevinde bulunması nedeniyle yüz yüze görüşme imkânlarının olmadığına dikkat çekildi. Yüksek Mahkeme, "Başvurucu nişanlısı ile mektup yoluyla iletişim kurabilmekteyse de bu durumun kısa sayılamayacak bir süre devam ettiği ve nişanlılık ilişkisinin niteliği gözetildiğinde sadece mektupla iletişimin yeterli bir haberleşme vasıtası olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır" değerlendirmesine yer verdi.
34 BİN LİRA MANEVİ TAZMİNAT
Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile 22. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varan AYM, başvurucuya 34 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.