İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) okul öncesi yaş grubuna yönelik olarak hayata geçirdiği "Yuvamız İstanbul" merkezleriyle ilgili hazırlanan resmi ön inceleme dosyası, belediyenin savunma dilini değiştirmek zorunda kaldığını gözler önüne serdi. Dosyada yer alan değerlendirmelerde, faaliyetlerin hukuki niteliği nedeniyle "kreş" söyleminden vazgeçilerek "çocuk etkinlik merkezi" tanımına geçildiği, ancak bu değişikliğin içeriği hukuka uygun hale getirmediği vurgulandı. Süreç, Ahmet Albayrak isimli vatandaşın, İBB'nin Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yetkisi olmayan bir alanda faaliyet yürüttüğü iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmasıyla başladı.
SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPILDI
Suç duyurusunda, Yuvamız İstanbul merkezlerinin fiilen okul öncesi eğitim kurumu olarak çalıştığı, bu durumun Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına ve yürürlükteki mevzuata aykırı olduğu ileri sürüldü. Başvuruda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte uygulamanın planlanması ve yürütülmesinde görev alan belediye yöneticileri sorumlu tutuldu. Şüpheliler arasında belediye başkanı ve üst düzey kamu görevlileri bulunması nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı 4483 sayılı Kanun kapsamında İçişleri Bakanlığı'na gönderdi.
MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİ YUVAMIZ İSTANBUL'U İNCELEDİ
İçişleri Bakanlığı, şikâyet üzerine mülkiye müfettişlerini görevlendirdi. Müfettişler tarafından yapılan incelemede, Yuvamız İstanbul merkezlerinin kuruluşu, faaliyet alanı, personel yapısı ve mevzuat dayanakları ayrıntılı biçimde ele alındı. Yuvamız İstanbul uygulamasına ilişkin eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Nazlı Enif Dipşar, Çocuk Hizmetleri Şube Müdürü Şenay Gül, Eski Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Oktay Özten, Eski Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Taner Çetin ve Eski Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Yavuz Saltık hakkında da ön inceleme yapıldı. İnceleme sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın görüşleri de dosyaya girdi.
EĞİTİM FAALİYETİ TESPİT EDİLDİ
Milli Eğitim Bakanlığı'nın dosyaya yansıyan değerlendirmelerinde, söz konusu merkezlerde yürütülen faaliyetlerin okul öncesi eğitim niteliği taşıdığı açık şekilde ortaya konuldu. Yaş grubu, süreklilik, program yapısı ve personel istihdamı dikkate alındığında, yapılan işin sosyal destek ya da etkinlik kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtildi.
Dosyada, belediyelere okul öncesi eğitim kurumu açma yetkisi veren düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği hatırlatılarak, buna rağmen faaliyetin yıllar boyunca sürdürüldüğü tespitine yer verildi. MEB değerlendirmelerinde, bu durumun yetki aşımı ve mevzuat ihlali anlamına geldiği vurgulandı.
İSİM DEĞİŞTİ UYGULAMA DEĞİŞMEDİ
Dosyada dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, İBB'nin hukuki riskler ortaya çıktıktan sonra merkezleri "kreş" olarak değil, "Çocuk Etkinlik Merkezi" olarak tanımlamaya başlaması oldu. Ancak yapılan değerlendirmelerde, isim değişikliğine rağmen faaliyetin eğitim niteliğinin korunduğu, bu nedenle hukuki sorumluluğun ortadan kalkmadığı ifade edildi. Bakanlık görüşlerinde, hukuki değerlendirmede adlandırmanın değil, fiili uygulamanın esas alınması gerektiği özellikle vurgulandı.
SOSYAL HİZMET SINIRI AŞILDI
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı açısından yapılan değerlendirmelerde ise merkezlerin, sosyal hizmet kapsamının dışına çıktığı tespit edildi. Dosyada, sosyal hizmetlerin bakım, koruma ve destekle sınırlı olduğu; buna karşılık söz konusu merkezlerde yürütülen faaliyetlerin eğitim alanına kaydığı belirtildi. Bu durumun, sosyal hizmet yetkisinin amacı dışında kullanılması anlamına geldiği ve merkezi idarenin görev alanına giren bir faaliyetin belediye eliyle yürütülmesi sonucunu doğurduğu kaydedildi.
DENETİM VE İZİN MEKANİZMALARI DIŞLANDI
Dosyada yer alan bir diğer dikkat çekici tespit ise merkezlerin, ne Milli Eğitim Bakanlığı'nın ne de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın klasik izin ve denetim rejimine tabi olmadan faaliyet göstermesi oldu. Personelin belediyeye bağlı şirket üzerinden istihdam edilmesi, eğitim yeterliliklerinin MEB sisteminin dışında kalması da hukuki risk başlıkları arasında yer aldı. Bu yapının, çocuklara yönelik kurumsal faaliyetlerde denetimsiz bir alan oluşturduğu değerlendirmesi dosyada açıkça yer aldı.
SORUŞTURMA İZNİ ÇIKMADI
Dosyada MEB ve Aile Bakanlığı kaynaklı değerlendirmelerle hukuka aykırılık tespitleri yapılmasına rağmen, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmede bu fiillerin ceza hukuku açısından suç unsuru oluşturmadığı kanaatine varıldığı belirtildi. Bu gerekçeyle ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediği kayda geçti. Karara karşı Danıştay Birinci Dairesi'ne itiraz yolu açık bırakıldı.