Sosyal medyada çocukların yer aldığı içeriklerin hızla artması, "çocuk fenomen" ve "insta mom" tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Birçok aile bu içerikleri eğlence veya gelir modeli olarak görürken, uzmanlar çocukların gerçek rızasının, mahremiyetinin ve psikolojik gelişiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre çocukların sevgi ve değer duygusunu sosyal medyadaki beğeni ve onayla ilişkilendirmesi, ilerleyen yıllarda öz değer, özgüven ve kimlik gelişimi üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir. Ayrıca çocuğun istemediği hâlde içerik üretmeye devam etmesi veya elde edilen kazancın ebeveynin çıkarına hizmet etmesi, çocuk hakları açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.

"ÜÇ NOKTAYA DİKKAT ETMEK LAZIM"
Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş, 'Bir çocuğun sosyal medyada 'içerik malzemesi' yapılması, psikolojik hangi noktadan sonra "çocuk istismarı" sayılmalıdır?' sorusu hakkında,"Üç noktaya dikkat etmek gerekiyor. İlki; çocuğun rızası ebeveyn onayı için mi, yoksa gerçekten anlamlı bir rıza ve istek mi? Bunu maalesef dışarıdan, videolara bakarak gözlemleyebilmek çok zor. Çocuğu tanımak gerekiyor. Ancak bazı çocukların rızasının anlamlı olup olmadığı videolarda da belli olabiliyor. Çocuğun ebeveynini mutlu etmek için bunu yapıyor olması bence ilk sınırdır. İkincisi; çocuk istemediğinde bu süreç sonlanıyor mu, yoksa "hayır" demesine rağmen devam mı ediliyor? Bunu bilmek gerekir. Çocuğun her zaman "hayır" diyebileceği bir çıkış yolu olmalıdır. Son olarak da bu videolar çocuğa mı hizmet ediyor, ebeveyne mi? Eğer videolar çocuğun gelişimine değil de ebeveynin çıkarlarına hizmet ediyorsa, maalesef bunu istismar olarak değerlendirme sınırlarına girebiliriz." açıklamalarında bulundu.

"GELECEKTE MUTLAKA SORUNLAR YAŞAYACAKTIR"
Uzman Psikolog Ateş, sadece kamera karşısında "performans" gösterdiğinde alkışlanan çocukların beynindeki ödül mekanizmasının bozulması hakkında konuşarak, "'Beyin bozuluyor' diye bir şey söyleyemeyiz. Buna dışarıdan bakarak karar veremeyiz ve beyin öyle çabucak bozulan bir mekanizma değildir. Ancak çocuk yanlış davranışsal koşullanmalar ve çekirdek inançlar geliştirebilir. Eğer buna "bozulma" denecekse, evet; sağlıklı ve normal işleyişin dışına çıkarak sevgiyi görmeyi ve öz değerini dışarıdan gelen onaya koşullandırmış olur.

Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş
Bu durum hem bilişsel, hem kişisel, hem davranışsal hem de fizyolojik gelişimini etkileyebilir. Yetişkinlikte de maalesef bu koşullanmaların sonuçlarını kendi yaşam deneyimlerinde görür ve önüne geçemediği kalıplar geliştirme ihtimali artar. Kendi değerini ve onayını dış dünyanın alkışına bağlayan bir çocuk, gelecekte bu konuda mutlaka sorunlar yaşayacaktır. Ancak bu çok kişisel bir mesele olduğu için, onun dışında kimse bu durumla onun kadar uğraşmayacak ve belki de verilen zararı fark etmeyecektir.

"KUSURSUZ ÇOCUK" FİGÜRÜ VE "İNSTA MOM" TANIMI
Psikolog Berkay Ateş, "Insta-Mom" hesaplarında yaratılan 'kusursuz çocuk' figürünün, çocuğun gerçek dünyadaki başarısızlık toleransını yok diyor olmasına değinerek, "Normalde biz, sevilmeyi ve değerli olmayı koşulsuz bir şekilde; yalnızca varlığımızın kabul edilmesi üzerinden deneyimlemeli ve öğrenmeliyiz.
Kusursuz çocuk olduğunuzda, varoluşsal gerçekliğinizin bir parçası olan hata yapma ve başarısız olma toleransı ebeveynler tarafından kabul görmeyip törpülenebiliyor. En basit örneğiyle; videolarda çocuğun hataları "cut" yapılarak çıkarıldıkça çocuk daha mükemmel hâle geldiğini ve annesinin onu bu hâliyle sevdiğini öğreniyor.
Böylece çocuk, yaptığı ve ileride yapabileceği hataların ayıp, yanlış ve saklanması gereken şeyler olduğunu öğreniyor. Mükemmel olmadığı takdirde değersiz olduğu yönünde bir koşullanma geliştirmeye başlıyor. Bu durum çocuğu ileride mükemmeliyetçi bir bireye dönüştürebiliyor. Oysa mükemmeliyetçilik, tahmin edilenden çok daha yorucu bir yük." dedi.

"BAŞKALARINA İYİ GELDİĞİM SÜRECE DEĞERLİYİM"
Çocuğunuzun her anını sosyal medyada paylaşmanın onun gelecekteki benlik algısını tehdit ettiğine değinen Ateş, "Böyle bir tercihte bulunmaya hiçbir zaman gerçek anlamda rızası olmamış bir çocuğun, ebeveynlerinin kendi çıkarlarına hizmet eden ve mahrem sayılabilecek görüntülerinin paylaşılmış olması; kendisini ebeveyninin bir uzantısı olarak görmesine ve sınırlarını sağlıklı biçimde oluşturamamış bir yetişkin olmasına neden olabilir.
Senaryosunu ebeveyninin yazdığı bir karakteri oynamak zorunda kalan bir oyuncu gibi, bu rolden çıkmayı hiç deneyimlememiş olması; gelecekte kendi özünü, kimliğini ve benliğini bulmasını zorlaştırabilir. Yani "Ben, başkalarına iyi geldiğim sürece değerliyim." şeklinde bir çekirdek inanç yerleşebilir. Bu da ileride karakter ve benlik gelişimini olumsuz etkileyebilir." ifadelerini kullandı.

KOŞULSUZ GÜVEN BAĞINININ ZEDELENMESİ…
Psikolog Ateş, kendi çocuğu üzerinden para kazanan ebeveynlerin, aralarındaki koşulsuz güven bağını zedelemesi hakkında konuşarak, "Burada koşulsuz sevgi ya da koşulsuz güven gibi kavramsal ayrımlara gitmek çok anlamlı olmayabilir. Çünkü hepsinin ortak noktasında, çocuğun ebeveyniyle kurduğu ilişkinin koşullara bağlı hâle gelmesi vardır.
Bu koşulluluk hâli, tek başına bile çocuğun öz değerini ve özgüvenini zedeleyebilecek bir duruma dönüşebilir." Dedi.

"AİDİYET DUYGUSUNDA DA HASARA YOL AÇABİLİR"
Kendi yatak odasında bile milyonlara "sunulan" fenomen çocuğun, aidiyet duygusu ve kişisel sınırlarının nasıl şekilleneceği hakkında konuşan Ateş, "Bir çocuğun, normalde dış dünyaya tamamen kapalı ve güvende hissetmesi gereken özel alanlarında görüntülerinin çekilip sosyal medyada paylaşılması, en çok güvendiği kişiler olan ebeveynleri tarafından sınırlarının ihlal edilmesi anlamına gelir.
Dolayısıyla bu çocuklar, kendi özel alanlarının sürekli dış dünyaya açıldığı bir deneyimle büyüyor. Bunun sonucunda sağlıklı sınırlar çizmeyi bilmeyen ve kendisine ait olduğunu düşündüğü her şeyin başkaları tarafından izlenmesi, paylaşılması ve beğenilmesi için var olduğu algısıyla yetişen bireyler hâline gelme riski taşıyorlar.
Bu durum, aidiyet duygusunda da hasara yol açabilir. Çünkü normalde başkalarının kolayca girememesi gereken özel alanlar ve eşyalar, milyonlarca insanın erişimine sunulmuş oluyor." açıklamalarında bulundu.

"BEN GÖRÜNMÜYORSAM DEĞERSİZİM"
Sıradan çocukların, fenomen akranlarına bakarak yaşadığı gizli hasarlara değinen Ateş, "Çocuklar doğaları gereği göz önünde olmayı ve ilgi çekmeyi severler. Çünkü bilinçaltında, hayatta kalabilmelerinin etraflarındaki yetişkinlerin onları kabul edip sevmesine bağlı olduğunu hissederler.
Dolayısıyla bir çocuğun milyonlarca kişi tarafından paylaşılması, beğenilmesi ve yorum alması; fenomen olmayan çocuklarda gizli bir kıskançlık ve özenme duygusu oluşturabilir. Çocuklar, diğer çocukların popülerleştiğini gördükçe kendilerini eksik hissedebilir. Görünmezlik duygusu yaşayabilirler.
"Değerli olmak görünmekten geçer. Ben görünmüyorsam değersizim." şeklinde bir koşullanma gelişebilir. Bunun sonucunda içe kapanma, kendi hayatını ve varlığını anlamsız bulma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Özellikle ebeveynler kendi çocuklarına sosyal medyadaki fenomen çocukları örnek gösterip aynı şeyleri yapmalarını bekliyor ve çocuk bunu başaramıyorsa, burada ciddi bir özgüven ve öz değer sorunu ortaya çıkabilir." Dedi.

DİKKAT ÇEKEN 3 DİJİTAL KURAL
Ateş fenomen çocukların ruh sağlığını korumak veya bu döngüden çıkmak için ebeveynlerin acilen uygulaması gereken 3 dijital kural hakkında konuşarak, "Birincisi; çekim alanlarını yalnızca misafir ağırlanabilen ortak yaşam alanlarıyla sınırlı tutmak gerekiyor. En büyük öncelik, normalde misafirlerin giremediği özel alanlarda çekim yapılmamasıdır.
İkincisi; çocuğa gerçekten "hayır" deme hakkı tanınmalıdır. Bu, yalnızca çocuğa "İstiyor musun?" diye sormakla sınırlı kalmamalıdır. Çocuğun mimikleri, bunu söylerkenki samimiyeti ve gerçek duygusu da dikkate alınmalıdır.
Çoğu çocuk, anne ve babasının onayını kaybetmemek için istemediği hâlde devam etmek istediğini söyleyebilir. Bu cevap ebeveynlerde vicdani bir rahatlama oluşturabilir ve onlar da bunu gerçek bir istek olarak kabul ederek çekimlere devam edebilir. Oysa bu yeterli değildir.
Özellikle belirli bir kitleye ulaşmış çocukların, mutlaka bir çocuk psikoloğu tarafından değerlendirilmesini ve gerçek isteklerinin daha objektif biçimde anlaşılmasını kesinlikle tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.

Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş, "Son olarak da çocuk üzerinden elde edilen gelirlerin, ebeveynlerin ihtiyaçlarını karşılayan bir döngü yerine çocuğun geleceğine yatırım olarak değerlendirilmesi gerekir. Aksi takdirde çocuk, ebeveyninin "hayır" deme şansı olmayan bir çalışanına dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır." Dedi.