KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Sarı: "Hukuk düzeninin değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda gözden geçirilmesini doğal karşılıyoruz, ancak kadınların kazanılmış haklarının zedelenmemesini ve yeni mağduriyetlerin oluşmamasını esas alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bizler, boşanma sonrasında ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan kadınların ve çocukların haklarının güvence altına alınmasını, hukuki ve toplumsal sorumluluğun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" dedi.

Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM), nafaka hukukuna ilişkin güncel tartışmaları hukuk, sosyal politika ve toplumsal adalet ekseninde değerlendirmek amacıyla "Nafaka Düzenlemelerinde Adil Denge" Hukuk Çalıştayını İstanbul'da gerçekleştirdi.

Çalıştayın açılışında konuşan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Dr. Canan Sarı, nafakanın, bireylerin yaşamlarını, aile ilişkilerini ve toplumun adalet anlayışını doğrudan etkileyen, yıllardır çeşitli deneyimler ve bakış açıları üzerinden tartışılan bir konu olduğunu söyledi. Canan Sarı, "Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasının süresizliğine ilişkin iptal kararı ve yapılması beklenen yasal düzenlemeler de nafaka konusundaki tartışmaları gündeme taşıdı. Bu nedenle nafaka meselesini, birçok kesimin beklenti ve hassasiyetlerini gözeterek, adalet ve hakkaniyet temelinde ele almak büyük önem taşıyor." dedi.

"NAFAKA MESELESİNİ HUKUKİ, SOSYAL, İNSANİ, VE EKONOMİK YÖNÜYLE KAPSAMLI BİÇİMDE DEĞERLENDİRMEK GEREKİR"
Çalıştay kapsamında nafaka meselesini hukuki, sosyal, insani ve ekonomik yönleriyle kapsamlı biçimde değerlendirerek çözüm odaklı bir istişare zemini oluşturmayı hedeflediklerini belirten Sarı, "KADEM 13 yıldır kadın hakları alanında çalışmalar yürüten bir sivil toplum kuruluşu. Oldukça geniş bir faaliyet alanımız var. Hak ihlalleriyle ve kadına yönelik şiddetin her türüyle mücadele ediyoruz. Kadınların onuruyla yaşayabileceği güvenli bir toplum ve adaletli bir gelecek hedefiyle eğitimden istihdama, sosyal politikalardan dijital dönüşüme, aileden çalışma hayatına kadar pek çok başlıkta çalışmalar yürütüyoruz." diye konuştu.
"ORTAK ZEMİN ADALET VE HAKKANİYETİN GÜVENCESİ OLAN HUKUKDUR"
Sarı, yaptıkları çalışmaların kesiştiği ortak zeminin adalet ve hakkaniyetin güvencesi olan hukuk olduğunu kaydederek, "Güçlü bir hukuk sistemi olmadan hakların korunması, fırsat eşitliğinin sağlanması, adaletin tesis edilmesi ve toplumsal huzurun kalıcı hale gelmesi mümkün değildir. Nafaka meselesi, uzun yıllardır Türkiye'nin hukuk ve kamuoyu gündeminde yer alan önemli başlıklardan biri ve bu başlık, aile yapısı, ekonomik koşullar, bireysel mağduriyetler ve farklı toplumsal beklentiler üzerinden yoğun biçimde tartışılıyor." ifadelerini kullandı.
ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞEN TOPLUMSAL VE EKONOMİK KOŞULLAR NAFAKA UYGULAMALARINA İLİŞKİN TARTIŞMALARI DERİNLEŞTİRDİ FARKLI İHTİYAÇ VE BEKLENTİLER YARATTI"
Zaman içinde değişen toplumsal ve ekonomik koşulların, nafaka uygulamalarına ilişkin tartışmaları derinleştirirken, farklı ihtiyaç ve beklentileri de gündeme taşıdığını vurgulayan Sarı, şunları söyledi:"KADEM olarak biz toplumsal sorunların adalet, hakkaniyet ve bilimsel veriler ışığında ele alınması gerektiğini savunuyoruz. Kadınların haklarını ve insan onurunu temel alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Hukuk düzeninin değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda gözden geçirilmesini doğal karşılıyoruz, ancak kadınların kazanılmış haklarının zedelenmemesini ve yeni mağduriyetlerin oluşmamasını esas alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bizler, boşanma sonrasında ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan kadınların ve çocukların haklarının güvence altına alınmasını, hukuki ve toplumsal sorumluluğun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz."
"EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI KAZANAMAMIŞ KADINLAR İÇİN BOŞANMA EKONOMİK RİSKLER TAŞIMAKTADIR"
Bakım sorumluluğu nedeniyle çalışma hayatından uzun süre uzak kalan veya ekonomik bağımsızlığını henüz sağlayamamış kadınlar için boşanmanın önemli ekonomik riskler taşıdığını vurgulayan Sarı, "Değişen toplumsal yapı, kadınların eğitim ve istihdam olanaklarının farklılaşması, ekonomik koşullar, evlilik süreleri, tarafların gelir durumları ve uygulamada karşılaşılan örnekler, nafaka sisteminin farklı yönleriyle yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Mağduriyet üretmeyen, hak kayıplarına yol açmayan, hem kadınların ve çocukların korunmasını gözeten hem de uygulamada ortaya çıkan sorunlara çözüm üreten bir hukuk düzeni üzerine düşünmek zorundayız." şeklinde konuştu.
KADEM Hukuk Kurulu Başkanı Avukat Elif Şeker ise KADEM'in benimsediği "varoluşta eşitlik, sorumlulukta adalet" ilkesi doğrultusunda nafaka hukukunda yapılacak düzenlemelerin kadınları mağdur etmeyen, yükümlülük altındaki tarafı da ölçüsüz şekilde zorlamayan adil bir denge gözetmesi gerektiğini dile getirdi. Çalıştay kapsamında bir araya gelen akademisyenlerin, hakimlerin ve hukukçuların katkılarıyla nafaka hukukuna ilişkin daha adil, öngörülebilir ve uygulanabilir önerilerin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirten Şeker, "Temennimiz, bu çalıştay sonunda ortaya çıkacak değerlendirme ve önerilerin, hukuk reformu çalışmalarına katkı sunması, aile hukukunda hakkaniyet duygusunu güçlendirmesi ve toplumsal barışa hizmet etmesidir." şeklinde konuştu. Oturumlarla devam eden programa bakanlık yetkilileri, hukukçular, akademisyenler ve davetliler katıldı.