Göreve geldiği günden bu yana kamuoyunda yıllardır tartışılan ve "sır perdesi" olarak nitelendirilen dosyaların yeniden incelenmesi için kapsamlı bir çalışma başlatan Adalet Bakanı Akın Gürlek, başta Muhsin Yazıcıoğlu ve Gülistan Doku dosyaları olmak üzere birçok kritik olayı yeniden değerlendirmeye aldı. Gürlek, bu kapsamda iki önemli görüşmeye daha imza atarak, eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay ile araştırmacı gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun aileleriyle bir araya geldi.

AİLE, ŞÜPHELİ ÖLÜMÜN AYDINLATILMASINI İSTEDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın oğlu Burak Oktay ile kız kardeşi Şule Oktay'ı Bakanlıkta kabul etti. Görüşmede, Behçet Oktay'ın şüpheli ölümüne ilişkin dosyanın yeniden ve kapsamlı şekilde incelenmesi talebi Bakan Gürlek'e iletildi. Ailenin, yıllardır "intihar" olarak değerlendirilen olayın arkasında FETÖ'nün bulunduğu yönündeki iddialarını da görüşmede gündeme getirdiği öğrenildi.
DOSYA YENİDEN GÜNDEME TAŞINDI
Behçet Oktay, 25 Şubat 2009'da Ankara'da başından silahla vurulmuş halde bulunmuş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Olay ilk aşamada intihar olarak değerlendirilirken, ailesi bunun cinayet olduğunu savunmuştu. Açılan davada yargılanan sanık delil yetersizliği nedeniyle beraat etmişti. Aradan geçen yıllarda ortaya atılan yeni iddialar ve yapılan başvurular ise dosyayı yeniden kamuoyunun gündemine taşımıştı.

MUMCU AİLESİYLE KRİTİK GÖRÜŞME
Bakan Gürlek'in bir diğer görüşmesi ise araştırmacı gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun ailesiyle gerçekleşti. Uğur Mumcu'nun eşi Şükran Güldal Mumcu ile oğlu Özgür Mumcu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten randevu talep etti. Talebin ardından bugün Bakanlıkta gerçekleştirilen görüşmede, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dosyadaki son durum ile yürütülen yeni çalışmalar değerlendirildi.
TÜRKİYE'NİN EN KRİTİK DOSYALARINDAN BİRİ
Araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'da evinin önünde park halindeki otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirmişti. Türkiye'nin en önemli siyasi suikastlarından biri olarak kabul edilen cinayet, aradan geçen yıllara rağmen kamuoyundaki önemini koruyor. Suikastın ardından Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında yıllar içinde çok sayıda gözaltı ve yargılama gerçekleştirildi. Yaklaşık yedi yıl sonra açılan ve kamuoyunda "Umut Davası" olarak bilinen davada bazı sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildi. Ancak cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılıp aydınlatılmadığı ve azmettiricilerin kim olduğu yönündeki tartışmalar uzun yıllardır devam ediyor.
