Peygamber Efendimiz'in (SAV) Allah (CC) katına yükseldiği Miraç gecesi ülke genelinde ihya edildi. 81 ilde yüz binlerce insan camilere akın etti, eller semaya kalktı. İslam âlemi, bu geceyi Allah'ın mağfireti için bir vesile olarak görüp, Allah'ın gazabından yine O'nun rahmetine sığındı. Hüzün yılıydı... Resulallah Efendimiz, hem sevgili eşi Hz. Hatice'yi hem de Mekkeli müşriklere karşı kendisine yıllarca kol kanat geren amcası Ebu Talip'i kaybetmişti. Allah Teala, hüzün sarmalı içinde kalan, gönlü bir teselli arayan habibini o gece kendi katına davet etti. Peygamber Efendimiz önce Burak adı verilen manevi bir binekle Kudüs'e gitti. Mescid-i Aksa'da tüm peygamberlere namaz kıldıran Nebi, Hz. Cebrail ile birlikte Arş-ı Âlâ'ya yükselmeye başladı. Bir noktadan sonra Cebrail (AS) durdu, bir adım daha atamadı. Çünkü orası Sidretü'l Münteha idi. Habib-i Zişan'a hitaben, "Ya Resulullah, ben buradan bir adım daha ileri gidersem kül olurum, yolun bundan sonrasını tek başına gideceksin" dedi. Peygamber Efendimiz o yolda nasıl yürüneceğini bilmediğini söyleyince Hz. Cebrail, "Aşkla ya Resulullah" dedi.
5 VAKİT NAMAZ O GECE HEDİYE EDİLDİ
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulullah, aşk ile Sidretü'l Münteha'yı geçerek Allah'ın katına çıktı. Cenab-ı Allah o gece Peygamber Efendimiz ile konuştu, ona 5 vakit namaz başta olmak üzere çeşitli ikram ve lütuflarda bulundu. Hicri takvime göre Recep ayının 27. gecesine denk gelen Miraç, her yıl olduğu gibi bu kez de ülke genelinde ihya edildi, Allah'ın affına bir vesile olarak görüldü. Miraç Gecesi, İsra Suresi'nin 1. ayetinde şöyle anlatılır: "Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi (mucize) gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir."