Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Sığırcıkoğlu'nun MİT'teki görevinden dolayı tanıdığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanları Yarbay Hüseyin Harmoush ile Binbaşı Mustafa Kassum'un kaçırılarak Esed rejimine teslim edilmesi planını organize edildiği ve gerçekleştirildiği aktarıldı.
İddianamede, Sığırcıkoğlu'nun söz konusu eylemleri nedeniyle 2012 yılında Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 'cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan 20 yıl hapis cezasına mahkum edildiği, kararın Yargıtay tarafından da onandığı hatırlatıldı.
2014 yılında Osmaniye Açık Ceza İnfaz Kurumu'na sevki sırasında verilen 10 saatlik yol iznini kullanarak firar ettiği belirtilen Sığırcıkoğlu'nun, sonraki 10 yıl boyunca devrik Esed rejiminin koruması altında Suriye'nin farklı bölgelerinde yaşadığı kaydedildi. İddianamede, sanığın bu süreçte rejim unsurları ve Rus istihbarat servisleriyle temas kurduğu, MİT'in faaliyetleri ve personeline ilişkin gizli bilgileri bu yapılara aktardığı anlatıldı. İddianamede, sanığın 2014-2016 yılları arasında THKP-C/ACİLCİLER terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural ile Reyhanlı saldırısının faili olarak 2018 yılında yakalanan Yusuf Nazik'le birlikte hareket ettiği belirtildi. Sığırcıkoğlu'nun söz konusu dönemde çeşitli röportajlar vererek Türkiye aleyhine kara propaganda faaliyetleri yürüttüğü kaydedildi. İddianamede ayrıca, Sığırcıkoğlu'nun Aralık 2024'te Esed rejiminin çökmesinin ardından önce Lübnan'a, ardından Rusya'ya kaçtığı aktarıldı. Bir süre Rusya'da kaldığı belirlenen Sığırcıkoğlu'nun daha sonra yeniden Lübnan'a geçtiği, Suriye-Lübnan sınırında MİT tarafından düzenlenen operasyonla yakalandığı ifade edildi.
"SURİYE'YE KAÇTIĞI VE BURADA REJİM İSTİHBARATI TARAFINDAN KARŞILANDI SAPTANMIŞTIR"
İddianamede, Sığırcıkoğlu'nun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği ile iç ve dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken bilgileri yabancı istihbarat servislerine aktardığı belirtilerek "1993 yılında MİT bünyesinde göreve başlayan Sığırcıkoğlu'nun, 2012 yılına kadar kurumda çalıştığı, Suriye iç savaşının başlamasının ardından Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki sığınmacı kamplarında görevlendirildiği anlaşılmıştır. Sanığın, görevinin sağladığı imkanlarla elde ettiği ve devlet menfaatleri gereği gizli kalması gereken Esed rejimi muhalifi sığınmacılara ilişkin bilgileri, kurum faaliyetlerini ve MİT raporlarını rejim istihbaratına aktarmaya başladığı belirlenmiştir. Suriyeli bir aşiret lideriyle yaptığı görüşmeyi ses ve görüntü kaydı alabilen bir kalem aracılığıyla kaydederek Suriye istihbaratına ulaştıran sanığın, görevi nedeniyle irtibat kurduğu ÖSO komutanları Hüseyin Harmuş ve Adnan Kassoum'un 2011 yılında Hatay'dan kaçırılarak Suriye rejimine teslim edilmesini sağladığı tespit edilmiştir. Türkiye'nin uluslararası pozisyonuna aykırı olan bu eylemle rejimin muhaliflere karşı güç gösterisi yapmasına ve sığınmacılar üzerinde psikolojik baskı oluşturmasına neden olan şüphelinin, bu olay nedeniyle aldığı mahkumiyet kararının infazı sürerken, 2014 yılında açık cezaevine teslim olmak için verilen yol iznini fırsat bilerek Suriye'ye kaçtığı ve burada rejim istihbaratı tarafından karşılandığı saptanmıştır." ifadelerine yer verildi.
BAZI MİT PERSONELİNİN İSİMLERİNİ DEŞİFRE ETMİŞ
Ayrıca iddianamede, Sığırcıkoğlu'nun Suriye'ye kaçmasının ardından Esed rejimi tarafından kendisine sağlanan imkanlarla ülkenin farklı bölgelerinde istihbarat faaliyeti yürüttüğü belirtildi. Sanığın, MİT'e ilişkin gizli kalması gereken bilgileri rejim unsurlarına aktardığı, bağlılığını göstermek amacıyla verdiği bir röportajda bazı MİT personelinin isimlerini deşifre ettiği kaydedildi. Bunun yanı sıra "Sanığın 2014-2024 yılları arasında dönemin Suriye istihbaratı ve Rus istihbarat servisleriyle birlikte hareket ederek MİT ve faaliyetlerine ilişkin devlet sırrı niteliğindeki bilgileri paylaşmayı sürdürdüğü belirlenmiştir. Aralık 2024'te Suriye'deki rejimin çökmesinin ardından önce Lübnan'a, ardından Rusya'ya kaçan ve bir süre burada yaşayan şüphelinin, daha sonra döndüğü bölgede yakalanarak ülkemize getirildiği anlaşılmıştır" tespitlerine de yer verildi.
MÜEBBET HAPİS CEZASI VE 35 YILA KADAR HAPİS
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Sığırcıkoğlu'nun 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme' ile 'devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama' suçlarından müebbet hapis ve 35 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianamede ayrıca, devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin bulunması nedeniyle yargılamanın kapalı oturumlarda yapılması talep edildi.