Tarihi bir yolculuğu her yıl yeniden canlandıran tren, Sirkeci Garı'nda Mehter Marşı ve İngilizce olarak ''İstanbul'a hoşgeldiniz'' yazısı ile karşılandı.
Trenden inenlere Osmanlı dönemine ait kıyafetler giymiş bir çiftin sunduğu lokumların yanı sıra şerbet ve kahve ikram edildi.
Gar çevresinde bulunan meraklıların da izlediği törenle karşılanan Orient Express'in yaklaşık 100 yolcusu, Sirkeci Garı'ndan ayrılmadan önce trendeki çalışanlarla tek tek vedalaştı.
Orient Express'in misafirlerinden olan ve 60. yaşını kutlamak üzere çıktığı Avrupa seyahatinin son durağı olarak tarihi trenle İstanbul'a gelen Amerikalı bir kadın, yolcu harika bir yolculuk deneyimi yaşadığını, burada geçireceği birkaç günün ardından ABD'ye geri döneceğini belirtti.
Bir diğer yolcu ise ''hayatının yolculuğu'' olarak tanımladığı Paris-İstanbul arası Orient Express seyahati boyunca yemeklerin ve misafirperverliğin en üst düzeyde olduğunu, Türkiye'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Viyana, Budapeşte, Sinai, Bükreş ve Varna üzerinden geçerek İstanbul'a gelen Orient Express'in yolcuları, İstanbul'da iki gün kaldıktan sonra 7 Eylül Cuma günü ayrılarak Bükreş, Sinai, Budapeşte ve Viyana üzerinden Venedik'e ulaşacak.
Sirkeci Garı'nda 1998 yılından bu yana her yıl düzenli mola veren Orient Express, 8 yataklı vagon, 2 salon vagon, 1 bar vagonu, 3 restoran vagonu ve 1 servis vagonu olmak üzere toplam 15 vagondan oluşuyor.
Romanların, filmlerin, zenginlerin treni Orient Express
1883 sonbaharında Paris'ten bir tren kaltı. Hedefi İstanbul. Kralları, zenginleri, şöhretleri Avrupa'nın bir ucundan diğer ucuna bir asır boyunca taşıyacak olan trenin adı: Orient Express, Şark Ekspresi.
Orient Express, farklı zamanlarda farklı farklı güzergahlar kullandı ancak Paris ve İstanbul, efsanevi trenin en ünlü istasyonları oldu. Orient Express, yolculuğuna başladığı 1883'ten bugüne kralları, asilzadeleri, siyasetçileri, edebiyatçıları, diplomatları, casusları Avrupa'nın bir ucundan diğer ucuna taşıdı. Bir asrı geçen ömründe iki büyük "sıcak" savaş, bir de uzun soğuk savaş gördü. Sadece gerçek şöhretleri değil, hayal kahramanlarını da taşıdı.
Kralların treni ve trenlerin kralı
Belçikalı bir bankerin mühendis oğlu Georges Nagelmackers'in kurduğu Wagons-Lits şirketine ait Orient Express, ilk seferine 4 Ekim 1883'te çıktı. Eşine ancak Avrupa'nın en lüks otellerinde rastlanacak ince işlemeli ahşap panelleri, ipek çarşafları, gümüş yemek takımları, deri koltuklarıyla görücüye çıkan Orient Express'in bu ilk seferinin yolcuları gazetecilerdi. Nagelmackers, lüks ulaşımda çığır açacak eserinin en iyi şekilde tanıtılmasını istiyordu. Tren, 80 saat süren bir yolculuğun ardından İstanbul'a vardı.
Orient Express, o günden sonra İstanbul'a bilinen, bilinmeyen pek çok şöhreti taşıdı. Casus Mata Hari'den romancı Agatha Christie'ye, Bulgar Kralı Ferdinand'dan Fransız Cumhurbaşkanı Paul Dechanel'e edebiyatçılar, casuslar, diplomatlar, zenginler, siyasetçiler, asilzadeler Avrupa'nın kültür başkenti Paris'ten "şarkın incisi" İstanbul'a Orient Express'le geldiler.
Lüksü, güzergahı ve yolcuları Orient Express'e zaman içinde "Kralların treni ve trenlerin kralı" unvanını kazandırdı.
Avrupa'nın önce zenginlerini, sonra lüksünü İstanbul'a taşıdı
Trenin yolcuları çoğunlukla doğunun gizemine kapılan ve İstanbul'a gelmek isteyen Avrupalı zenginler oldu. Ultra lüks trenle İstanbul'a gelen Avrupalı zenginlerin karşılaştığı sorun, şehirde bu lüksü sürdürebilecekleri bir mekan bulamamaktı. Yolcular bir süre İstanbul'daki Lüksemburg Oteli'ni kullandı. Ancak bu otel yeterince beğenilmedi. 1892'de, Orient Express yolcularının beklentilerini karşılamak üzere özel bir otel açıldı: Pera Palas. Giderek İstanbul sosyetesinin de en gözde mekanı olan Pera Palas'la, Orient Express, Avrupa'nın lüksünü tam anlamıyla İstanbul'a da taşımış oldu.
Bahçesinden tren geçen tek saray
Edebiyatçı Sunay Akın, Orient Express'in geçtiği rayların Türkiye'nin yönünü batıya çevirişinin de göstergesi olduğunu belirtiyor. Akın, "Bütün olay Sultan Abdülaziz'in 1867 yılında Avrupa'ya yaptığı seyahatle başlıyor. 36 Padişah var. Abdülaziz dışındakiler Avrupa'ya toprak fethetmek için gitti, O ise gönül fethetmeye gitti" görüşünü dile getiriyor. Akın'a göre Fransa ve İngiltere'yi kapsayan Avrupa seyahatinde tren yolunu kullanan Abdülaziz, geleceğin demiryollarının olduğunu da gördü. Akın şöyle diyor: "Dikkat edin, Şark Ekspresi yola çıkıyor, pek çok yerden geçiyor ama bir tek şehirde bir sarayın bahçesinden geçiyor. İstanbul'da. Bahçesine tren yolu kurulan kaç saray vardır?"
Hitler'in yaktırdığı vagon
Orient Express'in Avrupa tarihi için de önemli bir sembol olduğunu belirten Sunay Akın, 1. ve 2. Dünya Savaşı'nda bu trenin Fransa ve Almanya çekişmesinde oynadığı ilginç rolü şöyle anlatıyor: "Almanlar 1. Dünya Savaşı'nda Fansızlara yenildi. Fransa Almanya'ya teslim belgelerini bir tren vagonunda imzalattı. Fransızlar bu tren vagonunu yıllarca sergilediler. 2. Dünya Savaşı'nda Hitler Fransa'ya girdiğinde, o vagonu buldurttu ve Almanya da Fransa'yı bu vagonda teslim aldı. Bu defa Almanlar vagonu alıp Almanya'ya götürdü ve sergiledi. Ancak Hitler, savaşın sonunda doğru, yenileceğini anladığında, o vagonu yaktırdı. O vagon Şark Ekspresi'nin bir vagonuydu. Şark ekspresinin 1. ve 2. Dünya Savaşı'nda böyle de bir 'seferi' var."
Orient Express'in edebiyat eserlerinde bulduğu yeri, edebiyatın "yolculuk" temasına duyduğu ilgiye bağlayan Akın, "Yolculukta çok farklı, birbirine benzemeyen karakterler bir araya gelir. Cazip bir temadır. Tren de buna son derece estetik bir mekan sağlar" diyor.
Edebiyatta ve Sinemada Orient Express
İngiliz polisiye yazarı Agatha Christie'nin, "Şark Ekpresinde Cinayet" (1934) romanının, 1929'da İstanbul'a 70 km mesafede bu trende işlenen gerçek bir cinayetten esinlendiği, trenin en ünlü yolcularından biri olduğu ve Pera Palas'ta kaldığı biliniyor. Christie'nin yine bu trende geçen bir de kısa hikayesi bulunuyor: "İstedğin her şeye sahip misin?" (1933).
Dünyanın en ünlü kurgusal casusu James Bond da trenin yolcularından biri oldu. Ünlü casus romanı serisinin yazarı Ian Fleming, "Rusya'dan Sevgilerle" macerasında Bond'u Orient Express'e bindirdi.
Amerikalı romancı Graham Green'in de Orient Express'te geçen iki kitabı bulunuyor: "İstanbul Treni" ve "Teyzemle Yolculuklar."
Graham Greene'in "İstanbul Treni" romanı 1934'de "Orient Express" adıyla film oldu. Agatha Christie'nin "Şark Ekpresi'nde Cinayet" romanının da 1974, 2001 ve 2010'da çekilen üç ünlü sinema uyarlaması bulunuyor. Orient Express'li James Bond romanı ise, 1963'te, aktör Sean Connery'nin James Bond'u canlandırdığı "Rusya'dan Sevgilerle" filmiyle sinema tarihine girdi.
Tarihi şahsiyetler, tuhaf olaylar
Orient Express'İn ünlü yolcularından Bulgar Kralı Ferdinand, seyahat esnasında suikasta uğrayacağı korkusuyla kendisini banyoya kilitledi. Belçika Kralı 2. Leopold'ün ise trene, İstanbul'da bir Türk haremine sızma hayalleriyle bindiği öne sürülüyor. Mühendis olan Bulgar Kralı 1. Boris'in treni Bulgaristan topraklarında kullandığı ve aşırı hız yaptığı tarihi kaynaklarda yer alıyor.
En ilginç olaylardan biriyse, Fransız cumhurbaşkanlarından Paul Deschanel'in gece karanlığında Orient Express'ten düşmesi. Deschanel, bu talihsiz kazadan sonra raylarda yürürken bulunuyor ve kurtarılıyor, ancak mizah konusu olan hadise devlet adamını sonunda istifaya götürüyor.
Tarihi Orient Express artık yok
İlk seferini 1883'te yapan tarihi Orient Express, son seferini 2009'da yaptı. Uçak yolculuğuna ve hızlı tren hatlarına yenik düşen tarihi tren, 1977'de İstanbul seferlerinden vazgeçti. 2007'ye gelindiğinde Paris ile Viyana arasında bir hatta indirgenmişti. Bu hat da Strasbourg - Viyana olarak kısaltıldı. Son hattaki son sefer de 2009 Aralık ayında yapıldı.
Bugün, yılda bir defa da İstanbul'a uğrayan Orient Express, 1982'de kurulan başka bir şirketin, bu isimle özdeşleşen lüks tren yolcuklarını ihya amacıyla başlattığı bir uygulamanın ürünü. Wagons-Lits şirketine ait tarihi Orient Express vagonlarından bazılarını peşinden sürükleyen "yeni Orient Express", tatlı bir nostaljiyi geçmişten günümüze taşıyor.