Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise "ormanların doğal itfaiyecileri olarak tanımladığı keçilerin yangın riski yüksek olan İspanya, Portekiz ve Şili gibi ülkeler keçilerle ilgili 'hedefli otlatma" uygulamasına geçti dedi.

Orman yangınlarının önlenmesinde hayvan otlatmanın önemli bir doğal yöntem olduğunu belirten keçi yetiştiricisi Mehmet Erdem, özellikle uzun yıllardır kapalı tutulan ve gelişimini tamamlamış genç orman sahalarında keçilerin kontrollü şekilde otlatılmasına izin verilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, ormanlık alanlarda hayvanların bulunmaması nedeniyle yerdeki ot, yaprak ve pürlerin biriktiğini, bunun da yangın riskini artırdığını söyledi.

"KEÇİLER BEDAVA TEMİZLİK YAPIYOR"
Keçilerin orman içerisinde otlarken yalnızca beslendiklerini değil, aynı zamanda yangın riskini artırabilecek bitki örtüsünü de azalttığını anlatan Erdem, şöyle konuştu: "Keçi ormanın içinde gezerse yerdeki otları yiyor, yemediğini eziyor. Ağaçların taban dallarını yiyor, budama yapıyor. Çok güzel bir temizlik gerçekleştiriyor. İnsanoğlunu tutsan, 'Şu ormanı, şu otları temizle' desen bunu yapamaz. Bu hayvanlar kesinlikle bedava yapıyor. Bedava temizlik. Parasız işçi" diye konuştu.

"10 YILIN ÜZERİNDEKİ BAZI SAHALAR KONTROLLÜ ŞEKİLDE AÇILMALI"
Ormanların korunmasının önemine dikkat çeken Mehmet Erdem, yangınların önlenebilmesi amacıyla belirli yaştaki ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılmasını önerdi. Özellikle 20-30 yıllık bazı sahaların hayvanların kontrollü otlatmasına uygun hale geldiğini belirten Erdem; "10 yılı geçtikten sonra, ağaç 10 metreye ulaşıyor. Keçi bu ağaca zarar veremez. Esas olarak ağacın dibindeki ot, yaprak ve pürleri temizler. Buda yangınla mücadelenin diğer bir önemli ayağı bu yüzden kapalı olan gençlik sahalarının, özellikle gelişimini tamamlamış olanların yayılıma açılması gerekiyor" dedi.
"YÖRÜKLER ORMANLARIN GİZLİ BEKÇİLERİDİR"
Mehmet Erdem, yalnızca keçilerin değil, bölgede yaşayan hayvancılar, çobanlar ve Yörüklerin de ormanların korunmasında önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Yörüklerin dağları ve ormanlık alanları sürekli kullandığını belirten Erdem, herhangi bir yangın veya duman fark edildiğinde ilk müdahaleyi yapabilecek kişilerin çoğu zaman bu insanlar olduğunu belirterek; "Bizler bir nevi ormanların bekçisiyiz. Hayvancılar, çobanlar, Yörükler; ormanlarımızın ve dağlarımızın gizli bekçileridir. Ulaşım olmayan bir dağda bir Yörük çıkar, suyun başına konar. Allah korusun, en ufak bir dumanda gidip müdahale ediyor. Söndürebilirse söndürüyor yoksa ihbarda bulunuyor" diye konuştu.
"YÖRÜKLER 24 SAATİN 24 SAATİ ORMANDA"
Orman görevlilerinin yanı sıra bölgede sürekli bulunan Yörüklerin de yangınların erken fark edilmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirten Mehmet Erdem, Yörüklerin günün her saati ormanlarla iç içe yaşadığını söyledi. Orman koruma ve muhafaza memurlarının görevlerini yerine getirdiğini ifade eden Erdem, "Onlar 24 saatin belki bir saatinde ormanın içerisindeyse, Yörükler 24 saatin 24 saati ormanın içerisinde" dedi. Ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını vurgulayan Erdem, ormanların korunmasının toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, keçilerin kontrollü şekilde otlatılması ve bölgede yaşayan hayvancılarla iş birliği yapılmasının orman yangını riskini azaltmada önemli bir yöntem olacağını söyledi.
PROF. DR. ÖZTÜRK: "KEÇİLER ORMANLARIN DOĞAL İTFAİYECİLERİ"
Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise kontrollü keçi otlatmasının orman tabanındaki çalı, çırpı, kurumuş ot ve yabani bitkileri temizleyerek yangın riskinin azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirtti. Keçilerin doğru yönetildiğinde orman ekosisteminin bir parçası olduğunu ifade eden Öztürk, sürülerin yalnızca gıda üretimine değil, aynı zamanda doğal temizliğe de katkı sunduğunu söyledi. Keçilerin ormandaki yanıcı bitki örtüsünü tüketerek yangınların başlamasını ve yayılmasını yavaşlatabildiğine dikkat çeken Öztürk, bu yöntemin "hedefli otlatma" adıyla başta Kaliforniya olmak üzere yangın riski yüksek İspanya, Portekiz ve Şili gibi ülkelerin keçilerle ilgili 'hedefli otlatma' uygulamasına geçtiğini söyledi.