Dijital yayıncılık alanındaki kuralsızlık Instagram, TikTok, X, Telegram ve Facebook gibi küresel sosyal medya şirketlerine denetimsiz bir özgürlük alanı açarken; çocuklar, gençler ve toplumsal değerler açısından büyük riskleri beraberinde getiriyor. Netflix, Disney+ ve Amazon Prime Video gibi dijital platformlarda yayınlanan dizi ve filmler de ülkemizin dini değerlerini ve toplumsal hassasiyetini hedef alıyor. Küresel sosyal medya platformlarındaki bu olumsuz, kontrolsüz ve topluma tehdit niteliğinde içeriklere karşı başta AB olmak üzere ülkeler tek tek önlem seti geliştiriyor. Türkiye'de de bir çok basın yayın kuruluşu bu ekosisteme karşı ısrarlı haberleriyle kamuoyunu bilinçlendirmeyi sürdürürken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) ATV'ye verdiği bir ceza ise yerli yayıncılar ile küresel sosyal medya platformları arasındaki çifte standardı ve haksız rekabeti yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu karar, "RTÜK'ün son dönemde yerli yayıncılara yönelik sert tutumunun arkasında ne var?" sorusunu akıllara getirdi.

Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan sosyal medya şirketlerinin algoritmik tuzakları, reklam politikaları ve yerli-milli yayıncıların karşı karşıya kaldığı problemlerle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. "Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz" diyen Eraslan, "Yerli yayıncı ile küresel platform arasındaki en önemli sorunlardan biri ekonomik eşitsizliktir" ifadesini kullandı.

ADİL MEDYA DÜZENİ
"Türkiye'den gelir elde eden ve Türkiye'deki kullanıcıların oluşturduğu ekonomik değerden yararlanan şirketler, bu ekonomik faaliyetin karşılığında Türkiye'ye adil bir katkı sağlamalıdır. Tüketici hakları, çocukların korunması, kişisel verilerin kullanılması ve reklam standartları konusunda da yerli ve yabancı şirketler arasında farklı uygulamalar olmamalıdır. Kural herkes için aynı olmalıdır" ifadesini kullanan Eraslan şunları söyledi: "Bugün Türkiye açısından temel mesele yalnızca dijital platformların denetlenmesi değildir. Asıl mesele, yerli medya kuruluşlarının ayakta kalabileceği, içerik üretiminin sürdürülebileceği ve vatandaşın doğru bilgiye ulaşabileceği adil bir medya düzeninin kurulmasıdır. Ayrıca yerli kullanıcının alışkanlıkları ve rutinleri var. Sosyal medya ekosisteminde her birey farklı özellikler taşıyor bu ekosistem içerisinde eğer birey kendisini yalnız hissediyorsa dijital göç yerine mevcut platformlarda kalmayı tercih ediyor" ifadelerini kullandı.