Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Galatasaray Üniversitesi'nde Türk anayasacılık tarihinin 150. Yılı sebebiyle 30 Mayıs 1876'da darbeyle tahtan indirilen ve 4 Haziran 1876'da katledilen 32. Osmanlı padişahı Sultan Abdulaziz için düzenlediği "Bir sultan, bir darbe, bir anayasa" Sultan Abdulaziz Hanı anma programına katıldı. Programa TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Davut Gül, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ile öğrenciler ve akademisyenler katıldı. Program Sultan Abdülaziz'in bestelediği musiki eserlerinin seslendirilmesiyle başladı.

"MİLLETTEN BAŞKA KURUCU İRADE KABUL EDİLEMEZ"
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sultan Abdülaziz'in öldürüldüğü noktayı ziyaret ettiklerini belirterek, kendisinin Türk modernleşmesinin Osmanlı modernleşmesinin önemli isimlerinden birisi olduğunu söyledi. Başkan Kurtulmuş, "Tarihimiz içerisinde şunu da bir şekilde itiraf etmek durumundayız ki anayasalarla anayasa çalışmalarıyla darbeler arasında da bir ilişki vardır. Türkiye'de 1876 anayasası da ne yazık ki Abdülaziz'e yapılan darbenin hemen arkasından kabul edilmiştir. Yine aynı şekilde Cumhuriyet tarihimizde 61 ve 82 anayasalarının 1960 ve 1980 darbelerinden sonra kabul edilmiş olması da tesadüf değildir. Çünkü bugün bile bazılarının tartıştığı mesele Türkiye'nin 150 yıllık anayasacılık müktesebatına rağmen hala açık bir tartışmadır. Kimilerine göre anayasa sadece kurucu meclisler, kurucu iradeler tarafından yapılır. Bu kurucu irade de topla, tüfekle, tankla, süngüyle yani bir takım güçlerle ortaya konulan iradedir. Halbuki artık geldiğimiz noktada artık Türkiye için milletten başka, milli iradeden başka, milletin sözünden başka bir kurucu irade asla kabul edilemez, düşünülemez ve başka bir güce kurucu irade yaftası yakıştırılamaz. Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin, gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca anayasa tartışmaları kısır gündelik siyasi tartışmaların da mevzu değildir. Siyasi partiler gelir gider. İsimler gelir geçer. Ama ülkelerin anayasa ihtiyaçları milletin talepleri ortadadır. Bunun gerektirdiği şekilde hareket edilmesi Türkiye'nin geleceğinin ve önemli unsurlarından birisidir" dedi.

"SİYASİ TERCİH VEYA FANTAZİ DEĞİL ZARURETTİR"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bugün önümüzde siyaset olarak Türkiye'ye fikir üreten üniversiteler, bilim insanları, akademik camia olarak fikir insanları olarak üzerimizdeki önemli sorumluluklardan birisi de Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacını karşılamaktır. Türkiye artık 21. yüzyılın bu şartları içerisinde hele hele dünyanın tam manasıyla bir savaş meydanına döndüğü, dünyada hemen hemen oluşan bütün bölgesel ve küresel krizlerin bizim çevremizde yer aldığı böylesi bir dünyada Türkiye iç birliğini, bütünlüğünü, öncelikle anayasal düzenini demokratik unsurlarla tahkim ederek yoluna devam etmek durumundadır. Yeni bir anayasayı yapmak mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin öncelikli ödevlerinden birisidir. Türkiye'nin bu anlamda gücünü artıracak katılımcı, çoğulcu, demokratik ve kuşatıcı bir anayasayı yapmak için hepimizin üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz lazım. Bu çerçevede hiçbir sözün artık zamanı gelmedi diye düşünmeden anayasa tartışmalarını da sadece ezberlenmiş bir takım kalıplar etrafında ele almadan bu tartışmaları sürdüreceğiz ve inanıyorum ki sonunda Türkiye artık 2026, 2027'de kendisine yaraşan milletimizin birliğini bütünlüğünü temin eden, Türkiye'nin küresel alanındaki rekabet gücünü artıran Türkiye'yi bölgesindeki ve dünyadaki tehditlerden koruyan yeni çağdaş bir toplum sözleşmesi olarak yeni anayasasını gerçekleştirecektir. Artık Türkiye kendi anayasasını yaparak önündeki bütün engelleri kaldıracak ve ümit ediyorum ki çok daha güçlü bir şekilde Türkiye bugünün güç dünyasında yerini alacaktır. Anayasa millet ve devlet arasındaki herkesin kabul ettiği bir toplum sözleşmesidir. Bunun dayatılan bir sözleşme değil bunun içselleştirilmiş bir sözleşme haline gelmesi özellikle bu kadar yoğun tartışmaların bu kadar yoğun alt üst oluşların yaşandığı bir dönemde Türkiye için bir zarurettir. Bir siyasi tercih ya da bir fantezi değil Türkiye için bir zarurettir. Kendi iş kalemizi tahkim etmek diyoruz iç kalemizi tahkim etmenin önemli hususlarından birisi de milletin geniş kesimleri tarafından benimsenmiş bir anayasa mutabakatının sağlanmasıdır. Onun için bazı küçük lütuflar değil tam manasıyla demokratik devrim niteliğinde olacak bir anayasal çerçeveye Türkiye'nin ihtiyacı olduğu aşikardır. İhtiyacımız neyse onu ortaya koyacağız ve milletin mutabakatıyla bu ihtiyaçları karşılamak için gayret sarf edeceğiz" diye konuştu.

"BÜTÜN TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN"
Türkiye'nin yeni anayasa ile birlikte Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve TBMM meclis iç tüzüğünün de değiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Önümüzdeki dönemin tam manasıyla demokratik güçlü Türkiye'si için sadece anayasanın değil Türkiye'deki siyasal sistemin ana unsurlarını oluşturan bazı temel metinlerde de mutlaka demokratik değişimlerin olması kaçınılmazdır. Bunların bir tanesi Seçim Yasasıdır. Daha demokratik, daha katılımcı, herkesin sözünün daha rahat söylenebildiği ve bunların da karşılık bulduğu bir seçim yasasının oluşturulmasıdır. Bir diğeri siyasi partiler yasasının güçlendirilerek siyasi partilerin yasal güvenceler altına alınması ve siyasi partiler yasası üzerinden de Türkiye'nin her bir siyasi partisinin nasıl hareket edeceği, nasıl ileriye doğru kendisini güçlendireceği teminat altına alınmalıdır. Hiç şüphesiz bir başka önemli mesele ise Türkiye'de meclisin daha iyi çalışabilmesini sağlayacak demokratik katılımcı ve gerçekten çağdaş bir meclis iş tüzüğünün hazırlanmasıdır. Bu dört temel metin aslında bir ülkenin demografik topografyasını gösteren temel metinlerdir. Ayrıca bunun yanı sıra özellikle son zamanlarda da tartıştığımız siyasi etik yasasının mutlaka çıkarılması siyasi partilerin bu anlamda etik siyasal etik tartışmalarının konusu olmaktan çıkarılması da Türkiye için bir zarurettir. Bütün bunları tarafgirlik içerisinde değil bütün bunları partizan bir takım yaklaşımlar için değil bütün bunları Türkiye'nin geleceği için ve Türkiye demokrasisinin tahkim edilmesi için ele almak, üzerinde fikirlerimizi yoğunlaştırmak ve sonuç sonuçları en iyi şekilde almak durumundayız" dedi.
