Kırıkkale'de 2014 yılında esrarengiz bir şekilde kaybolan Vakıflar Genel Müdürlüğü personeli Hüseyin Okumuşoğlu dosyasında bu sabah çok önemli bir gelişme yaşandı. Geçtiğimiz yıl 16 Mayıs 2025'te Çalılıöz Mahallesi'ndeki bir dairede derin dondurucu ve buzdolabı içerisinde 7 parça halinde parçalanmış cesedi bulunan Okumuşoğlu cinayetinde düğmeye basıldı.

BÜYÜCÜ VE FALCI TUZAĞI!
Soruşturmada, Hüseyin Okumuşoğlu'nun çevresinde "büyücü ve falcı" olarak bilinen, şekerleri altına çevirme vaadiyle maktulden yüklü miktarda altın ve maddi kazanç sağlayan Meliha Veske ile yakın ilişkisi olduğu saptandı. Okumuşoğlu'nun kaybolmadan önce parasının peşine düştüğü, iş yerinde bıraktığı notta ise "24 saat içerisinde hayatının değişeceğine ve Meliha'dan birikimini geri alacağına" dair ifadeler yazdığı belirlendi.

ŞEYTANİ YANGIN PLANI
Meliha Veske'nin, Hüseyin'i öldürmeye karar verdiği ilk gün olan 24 Temmuz 2014'te, maktulün Ankara Keçiören'deki evinde yangın çıkarttığı HTS ve baz istasyonu kayıtlarıyla kesinleşti. Çarşaflı kişilerin kendisini bayıltıp parasını çalarak evi yaktığını söyleyen Okumuşoğlu, bu suikast girişiminden sağ kurtulsa da, izne ayrılıp Kırıkkale'ye geldiği 2 Eylül 2014'ten sonra bir daha görülmedi. Katil zanlısı Meliha Veske'nin, maktulün boyunun 1.90 ve kilosunun 100 kilo civarında olması nedeniyle bu vahşi cinayeti tek başına işleyemeyeceği, cesedi parçalayarak derin dondurucuya yerleştirdiği saptandı.

11 YIL BOYUNCA FATURA ÖDEDİLER!
Dehşet evindeki dondurucunun çalışmaya devam etmesi ve cesedin bozulmaması için Meliha Veske ve yakınlarının tam 11 yıl boyunca gizlice evin elektrik faturasını ödediği ve şartelleri kontrol ettiği ortaya çıktı. Yapılan teknik "Cell-ID" baz daraltma çalışmaları ve fatura ödeme trafiği incelemelerinde; Meliha Veske'nin çocukları Selma Veske, Hakan Veske, yeğeni Yaşar Gökduman ve eşi Kevser Gökduman'ın cesedin bulunduğu evden haberdar oldukları ve kirayı elden ulaştırdıkları kesinleşti.

Asıl şüpheli Meliha Veske'nin ceset bulunmadan 13 gün önce kanserden öldüğü, diğer şüpheli Yaşar Gökduman'ın ise 2022'de inşaattan düşerek öldüğü tespit edildi. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde bu sabah düzenlenen şafak operasyonunda, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 17 şüpheliden 16'sı kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

KIZILCAHAMAM'DAKİ SU DEPOSU CİNAYETİ: KATİLİ "BAZ DARALTMA" ELE VERDİ!
İkinci büyük operasyon ise Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde yaşandı. 2018 yılında kaybolan ve 7 Eylül 2018'de Kargasekmez geçidindeki kullanılmayan bir su deposunda av tüfeğiyle 4 el ateş edilerek öldürülmüş halde bulunan Emrah Daşdemir'in katil zanlısı bu sabah yakalandı.

KAPANAN DOSYA YENİ TEKNOLOJİLERLE AÇILDI
Maktul Emrah Daşdemir ile son olarak 15 kez telefon görüşmesi yaptığı saptanan ve aralarında daha önce bıçak satışı ve borç ilişkisi yüzünden husumet bulunan çocukluk arkadaşı Halil Can Çelik, daha önce delil yetersizliğinden serbest bırakılmış ve hakkında Mart 2024'te "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verilmişti. Ancak kurulan özel daire başkanlığı dosyayı yeniden ele aldı.

HÜCRE HÜCRE TAKİP: ÇİFT TELEFON KULLANMIŞ!
Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla yapılan daraltılmış baz istasyonu bilirkişi raporlarında, şüpheli Halil Can Çelik'in cinayet gecesi olay yerinde ve su deposunun çevresinde bulunduğu hücre analizleriyle (Cell-ID) saptandı. Çelik'in olay tarihinde deşifre olmamak için biri babası Yusuf Çelik adına kayıtlı olmak üzere iki ayrı telefon hattı kullandığı ve baz hareketlerinin cinayet saatiyle birebir uyuştuğu belirlendi.
SUÇUNU GİZLEMEK İÇİN "AFİŞ" YALANI SÖYLEMİŞ
Olaydan sonra kolluk birimlerine verdiği ifadede "Emrah ile hiçbir irtibatım yok, kaybolduğunu belediye binasındaki afişten öğrendim" diyen Halil Can Çelik'in, olay günü maktulle tatile gitme planı yaptığı ve yoğun telefon/sosyal medya trafiğinde olduğu tespit edilerek yalanı çürütüldü. Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılan asli fail Halil Can Çelik, bu sabah düzenlenen jandarma operasyonuyla gözaltına alındı. Olayda delilleri gizlediği değerlendirilen Yusuf Çelik ve Kazım Göven hakkındaki işlemler de derinleştirildi.

ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK: "KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN PEŞLERİNDEYİZ!"
Operasyonların ardından açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, kurulan özel daire başkanlığının koordinasyonunda 4 ayda 30 ayrı dosyada 35 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını müjdeledi. Bakan Gürlek, bu sabahki önemli gelişmelere ilişkin şunları kaydetti: "Aradan kaç yıl geçerse geçsin, ortaya çıkan her yeni delilin, ulaşılan her yeni izin peşinden gitmeye; faillerin tespit edilerek yargı önünde hesap vermesi için gereken bütün çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Titizlikle çalışan Kırıkkale ve Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum."