Tuncelili belgesel yapımcısı ve doğa fotoğrafçısı Malik Kaya, 20 yıldan bu yana kentin muhteşem doğası ile yaban ve insan hayatını kayıt altına alıyor. Kaya, bugün kadar biri amatör olmak üzere iki belgesel çalışmasına imza atarken, kentin doğal güzellikleri ile tarihi yerlerini tanıtmak amacıyla da geziler organize etti. Yörede Şavaklı olarak bilinen göçerlerin yaylaya yaptıkları yolculukları da kayıt altına alan Malik Kaya, en büyük hayalinin bunu bir belgeselle taçlandırmak olduğunu söylüyor.
Tunceli'de yaşayan belgesel yapımcısı ve doğa fotoğrafçısı Malik Kaya, 20 yıldan bu yana kentin saklı kalmış güzelliklerini tanıtmak amacıyla başlattığı çalışmalarını sürdürüyor. İlki amatör olarak çekilen Doğa ve Kültür Belgeselinin ardından Saklıkent Tunceli Belgeselini hazırlayan Kaya, 8 yıl boyunca da kentin tarihi ve doğal güzelliklerini göstermek amacıyla gezi grubu organize etti. Kaya'nın çektiği görüntüler birçok televizyon kanalında yayınlanırken, TBMM'de fotoğraf sergisi açmasının yanı sıra çektiği fotoğraflar da Atlas gibi önemli dergilerde yer buldu.
20 yıldan bu yana yaşadığı coğrafyanın tanıtımı için çalışma yürüttüğünü söyleyen Kaya, "Sadece fotoğrafla değil video görüntüleriyle, belgeselle bunu yapmaya çalışıyorum. Ayrıca gezi etkinliklerimiz de oldu. Buradaki tek amacımız, ilimizi, coğrafyamızı dünyaya tanıtmak. Coğrafyamız son yıllarda fotoğrafçıların ilgi odağı haline geldi. Artık insanlar fotoğraf makineleriyle, kameralarıyla gelmeye başladı. Bu da bizim çalışmalarımızın ne kadar faydalı olduğunu gösteriyor" dedi.

Gelen insanlara gezdikleri yerleri temiz bırakmaları çağrısında da bulunan Kaya, bugüne kadar yaptığı çalışmalar hakkında ise şunları söyledi: "20 yıl içerisinde iki tane belgesel, iki tane Dersim Atlas Dergisi yaptık imkânlarımız doğrultusunda. Fotoğraf çalışmalarımız var. İlk başladığımız dönem fotoğrafa bu kadar ilgi yoktu. Coğrafyamız tanınmıyordu. Dışarıdan bu kadar insan gelmiyordu. Birkaç tane bildiğimiz mesire yeri vardı. Belgeselden sonra çoğu mekânlarımızı tanıttık. Coğrafyamızın güzelliklerini biliyorduk. Geziyorduk ama bu güzellikleri gördükten sonra buranın mutlaka tanınması gerekiyor diye düşündük. Sonra fotoğraf makinesi ve kamerayla birlikte karış karış her toprağı çekelim dedik. Dünyaya tanıtalım istedik. Çok zor şartlarda bunları gerçekleştirdik. Aksilikler de oldu. İnanın ölüm tehlikeleri de atlattık. Maddi imkânsızlıklar da vardı ama başardık. O dönem çok zor şartlarda yaptık bunu. Bu kadar ilgi yoktu coğrafyamıza. Bu kadar insan da gelmiyordu. Bir de o dönem olağanüstü hal vardı. Bu çalışmalarımızı izin alarak yaptık. Şu an insanlar akın akın otobüslerle geliyorlar. Şu an gezilen mekânları o dönem yaptığımız çalışmalar sonucu tanıttık. Bu konuda başarılı olduğumuza inanıyorum."
Tunceli coğrafyasının zenginliğine vurgu yapan Kaya, "O kadar zengin bir coğrafyamız var ki sadece manzara olarak düşünmemek lazım. Yapraklar, mevsim itibariyle kar manzarası değil tabi ki. Bizim coğrafyamızın tarihi mekanları da var. Oraları da tanıttık. Sonra bizim endemik bitkilerimiz, çiçeklerimiz var. Şimdi biz makineyle, ekipmanla doğaya çıktığımız zaman ne var ne yok onu çekiyoruz" diye konuştu.

EN BÜYÜK HAYALİ ŞAVAKLILARIN BELGESELENİ YAPMAK
Belgeselci ve doğa fotoğrafçısı Malik Kaya, en büyük hayalinin yörede Şavaklı olarak bilinen göçerlerin belgeselini yapmak olduğunu söylüyor.
İlkbaharla birlikte yüksek yaylalara çıkan ve Sonbahar mevsiminde geri dönen Şavaklıların hayatının zor olduğunu ifade eden Kaya, "Belki dışarıdan sofralarımıza gelen tulum peynirini yerken çok rahatız ama o tulum peyniri sofraya gelene kadar hangi aşamalardan geçiyor. Bunu merak ettim. Her sene fırsat buldukça parçalar halinde çekimler yaptık. En önemli görüntüleri de bu sene aldım. Karar verdim bunlar giderken nasıl gidiyorlar bunu çekmeye karar verdim. Bazı yaylalara araçlar gidiyor. Çok kolay. Araç çadırlara kadar gidiyor. Fakat bazı yaylalara da katırlarla, atlarla, hayvanlarla gidiyorlar. Ben özellikle bunu çekmek istiyordum. Yıllardır hayalimdeki bir çalışmaydı. İnanın ben 20 senedir dağ taş dolaşıyorum. Ekipmanımla çok zorlu parkurlar gördüm. Çok tehlikeler de atlattık fakat bu sene Şavaklıların Seyrüseferini çekerken bu kadar zorluk çektiğimi hatırlamıyorum. Gerçekten nefes nefese kaldık. Çok zordu. Düşünün hayvanlar zaten durmadan yaylaya doğru gidiyor. Üzerinde yük olduğu zaman hayvan daha da hızlanıyor. Ben bu konuda çok büyük iş başardığımızı düşünüyorum. Bir elinde fotoğraf makinesi bir elinde kamera bunlar giderken yüklü halde çalak çocuk, aile reisleri Munzur Dağlarının zirvelerine kadar gidiyorlar. Çok güzel görüntüler çektik. Ancak bu bir fotoğraf makinesi bir kamerayla olacak iş değil. Ama ona rağmen özverili bir şekilde güzel görüntüler ortaya çıktı. Sağ olsunlar Şavaklılar da bize yardımcı oldular. Yaylalara kadar gittik. Düşünün koşarak çekim yapıyoruz. Yukarıya doğru gidiyorsunuz hızlı tempoyla çünkü hayvanlara yetişmek zorundasınız. Kamera fotoğraf makinesini çıkarıp çekelim dediğimizde o kısa süre içinde hayvanlar bayağı yol almış oluyor. Bizim toparlanıp onlara yetişmemiz gerekiyor. Ne yapıyorsunuz bir efor sarf ediyorsunuz. Ben hayatımda bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum ama o yorgunluğa değdi. Başından sonuna kadar çok güzel görüntüler aldık. Tabi ki daha önceki görüntülerim vardı. Zamanı gelince bunları birleştirip sadece Şavaklılarla ilgili belgesel çekmeyi düşünüyorum" diye konuştu.
Çok zengin bir arşivi olduğunu kaydeden Kaya, sponsor bulması ya da maddi imkanlarının elvermesi halinde bunları sergilemek istediğini de sözlerine ekledi.