Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SELAHATTİN DÖNMEZ

Gizemli hastalık: Geçirgen bağırsak sendromu

Bağırsağımız ve sağlığımız arasındaki ilişki yadsınamaz boyutta... Bağırsağımız mutlu değilse bu durum vücudumuzun başka bir yerinde kendini hastalık olarak gösterecektir. İşte bu hafta biz de geçirgen bağırsak sendromunu masaya yatırdık. Beslenme düzeninizi, yemeniz ve yememeniz gerekenleri sizler için listeledik...

Hipokrat'ın "Tüm hastalıklar bağırsaklarda başlar" sözünü söylemesinin üzerinden yaklaşık 2 bin sene geçti. Günümüzde bilim, bu sözün son derece doğru olduğunu kanıtlamaya devam ediyor. Bağırsağımız ve sağlığımız arasındaki ilişkisi yadsınamaz boyutta. Beslenme alışkanlıklarımız ve yaşam tarzı seçimlerimiz vücudumuzun geri kalanını da etkileyen sindirim, sağlığımız üzerinde önemli bir etkiye sahip. Bağırsaklarımız mutlu değilse bu rahatsızlık vücudumuzun başka bir yerinde kendini gösterecektir. Peki bağırsaklardaki hasar vücudun diğer yerlerine nasıl yayılır? İşte bu hafta sizlere anlatacağım geçirgen bağırsak sendromu ile.

BAĞIRSAK BARİYERİNİN BOZULMASI HASTALIKLARA NEDEN OLUYOR
Normal bağırsak hücreleri, birbirine dikilmiş kumaşlar gibi sıkı sıkıya bağlıdır. Antibiyotikler, fazla yağlı ve şekerli yiyeceklerle beslenme gibi faktörler zamanla bağırsak hücrelerini birbirini bağlayan sıkı bağlara zarar verir ve açılan boşluklardan bakteriler, besin parçacıkları, toksinler ya da gıda alerjenleri gibi istenmeyen maddelerin bağırsaktan kana geçmesine neden olur. Bu durum vücudumuzda inflamasyon olaylarının başlamasını tetikler ve çeşitli hastalıkların oluşmasına zemin hazırlar.



Böylelikle oluşan geçirgen bağırsak sendromu, tek başına görülebileceği gibi farklı bir hastalığın belirtisi olarak da değerlendirilebilir. Özellikle inflamatuar bağırsak hastalıkları arasında yer alan Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi hastalıklarda bir sorun olarak geçirgen bağırsak sorununa çok yaygın olarak rastlanır. Bu durumda geçirgen bağırsak sendromu bir hastalık değil, belirti olarak kabul edilir. Alerjik ve tip 1 diyabet, çölyak gibi otoimmün hastalıklar, karaciğer hastalıkları gibi birçok durum da geçirgen bağırsak sendromu tablosunu beraberinde getirebilir. Hastalığın belirtilerinin birçok farklı sağlık sorunu ile benzerlik göstermesi nedeniyle teşhis edilmesi pek kolay değildir. Şişkinlik, gaz, kramplar, sürekli yorgunluk hissi, akne, egzama gibi cilt sorunları, kronikleşmiş ishal veya kabızlık durumuyla kendini gösterebilir.

SAĞLIĞIMIZIN BEKÇİSİ, ZONULİN
Bağırsak iç duvarındaki hücreler otomatik açılıp kapanan kapılar gibi çalışır. Çoğu zaman bu kapılar kapalıdır ve özel geçiş izni olmayan hiçbir madde bu kapılardan geçemez. Bu sıkı bağlar, küçük parçacıkların dolaşım sistemine geçişine izin verirler. Dolaşım sistemine geçen bu parçacıklar, vücudun ihtiyaç duyduğu bir madde olduğunda hiçbir sorun yoktur. Ancak tam olarak sindirilmemiş bir miktar yiyecek veya zararlı bir bakteri bu kapılardan geçerse, vücuda zarar vermeye başlar. Yapılan çalışmalarda bağırsak hücrelerinin arasındaki bu sıkı bağların açılmasını düzenlemek üzere insan vücudunda zonulin adını verdiğimiz bir protein üretildiğini keşfettiler.



Zonulin bağırsaklardaki hücrelerimizin bekçisi gibi çalışır, sıkı bağları açarak besin ögelerinin kana taşınmasına yardımcı olurken zararlı mikroorganizmaların geçişine izin vermez. Son dönemde yapılan çalışmalarda zonulinin, çölyak hastalığı ve tip 1 diyabet dahil olmak üzere birçok otoimmün hastalıkta yükseldiği gözlenmiştir. Ayrıca son çalışmalar ince bağırsakta aşırı bakteri üremesi (SIBO) ve glütende bulunan bir protein olan gliadine maruz kalmanın bağırsaktaki hücrelere fazla miktarda zonulin salınmasına neden olduğunu bulmuştur. Kanda aşırı düzeyde olan zonulin bağırsak hücrelerinin kapısının sürekli açık kalmasını sağlayarak bağırsak geçirgenliğini arttırır. Bu nedenle kan zonulin düzeyi geçirgen bağırsak sendromunun en önemli göstergelerinden biridir.

GLÜTEN GERÇEKTEN KÖTÜ MÜ?
Hasta olun veya olmayın ince bağırsaklarda aşırı bakteri üremesi (SIBO) durumu ve glüten bağırsaklardaki bu sıkı bağları açıp kan dolaşımınıza yabancı madde geçişine izin verecektir. Peki glüten hepimiz için bir kabus mu? Tabii ki hayır. Birçoğumuz glüteni sindirebilecek metabolizmaya sahibiz. Bu reaksiyonun zararlı olup olmadığı aslında genetiğinize bağlıdır. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminiz varsa ve genetik alt yapınızda otoimmün hastalık için gen bulunmuyorsa, vücudunuz kötü bakterileri temizleyecek ve glüteni siz fark etmeden rahatlıkla idare edecektir.



Ancak aşırı duyarlı bir bağışıklık sisteminiz varsa, vücudunuz sindirilmemiş glüten ve bakterilere karşı aşırı tepki gösterecek ve bu durum inflamasyona neden olacaktır. Bağırsak geçirgenliği arttığında, vücut glüten veya diğer antijenler tarafından düzenli olarak baskı altında kalır. Eğer kişi otoimmün hastalıklara yatkın genlere sahipse bu genlerin işleyişi hızlanır ve bağışıklık sistemi buna karşı koymaya çalışır.

ŞEKERİ AZALTIN LİFİ ARTIRIN
Geçirgen bağırsak sendromunun nedenleri henüz tıbbi bir gizem taşısa da, hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği düşünülen belirli risk faktörlerinden söz edilebilir. Geçirgenliğin yüksek olmasında genetik yatkınlık önemli bir etkiye sahiptir. Bu yatkınlık bazı bireylerde sindirim sistemindeki değişimlere karşı vücudun daha duyarlı olmasına da neden olabilir. Bunun dışında düşük miktarda lif tüketimi, yüksek miktarda doymuş yağ ve aşırı miktarda işlenmiş yiyecekler, rafine edilmiş tahıllar, yapay tatlandırıcılar gibi zararlı maddeler tüketilirse zamanla bu sıkı bağlı bağlara zarar vermeye başlamakta ve aralarında boşluklar oluşarak kan dolaşımına zararlı bileşiklerin geçişi hızlanır. Aşırı alkol kullanımı ve şekerli yiyeceklerin fazla miktarda tüketiminin de bağırsak geçirgenliğini arttırarak vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiğinin altını çizmek istiyorum. Bağırsak bütünlüğünün korunmasında görevli olan A vitamini, D vitamini ve çinkonun kanda yeterli düzeyde olmaması da bağırsak geçirgenliğini arttırıyor. Stres ve bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulması da geçirgen bağırsak sendromuna neden olabiliyor.

BAĞIRSAK SAĞLIĞI İÇİN PÜF NOKTALAR
İLAÇ KULLANIRKEN DİKKATLİ OLUN: Kalp damar hastalığı, kolorektal kanser ve Alzheimer'ın tedavisinde kullanılan steroid olmayan anti inflamatuar ilaçların kullanılması bağırsağın dış yüzeyini kapsayan yapışkan bariyerde harabiyete neden olabilir. Özellikle uzun süreli bu tip ilaçların kullanılması bağırsak hücrelerinin açılmasını sağlayan zonulin proteinin fazla salgılanmasını tetikleyerek bağırsaklarda geçirgenliğin artmasına neden olabilir. Ayrıca bağırsak mikrobiyotasını korumak adına gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.
FAZLA ALKOL KULLANMAYIN: Aşırı miktarda alkol kullanımı bağırsak sağlığına zarar veren bakterilerin artışına neden olarak bağırsak mikrobiyotasını bozabilir. Bu zararlı bakteriler asetaldehit birikimine ve bazı bakteriler tarafından salınan ve hücre bozulmasına neden olan toksinlerin artışına neden olabilir. Bu durum da geçirgenlikte artışla sonuçlanabilir.
PROBİYOTİK BESİNLER TÜKETİN: Probiyotik bakteriler içeren yoğurt, ayran, kefir, turşu gibi besinler beslenme planına eklenmelidir. Bazı bireylerde et, süt veya yumurta gibi besinler semptomları kötüleştirdiğinden bunların tüketiminin azaltılması veya tamamen diyetten çıkarılması gerekebilir.
STRESTEN UZAK DURUN: Stres geçirgen bağırsak sendromu dahil olmak üzere birçok gastrointestinal hastalığın gelişmesine katkıda bulunan önemli bir faktördür. Stresi azaltmak için düzenli olarak egzersiz yapmak, uyku düzenine dikkat etmek, müzik dinlemek, sigara kullanımı söz konusu ise bu alışkanlığı bırakmak geçirgen bağırsak sendromu tedavisinde oldukça etkili olabilir.
GLUTAMİN YARARLI OLABİLİR: Hem bağışıklık sistemi için hem de bağırsak sağlığı için kritik bir rol oynayan aminoasitlerden biri olan glutamin, geçirgen bağırsak sendromunun tedavisine yardımcı oluyor. Çünkü bağırsağın koruyucu tabakasını oluşturan epitel doku, enerji ihtiyacını glutaminden sağlıyor ve bağırsak bariyerinin onarılmasına yardımcı oluyor. Yumurta, kırmızı et, süt, balık, kırmızı lahana, maydanoz, fındık gibi besinler iyi birer glutamin kaynağı olmasından dolayı bağırsaklarınızı korumanız için beslenmenizde daha sık yer vermeniz gerekiyor.
RAFİNE TAHIL VE ŞEKERİ KESİN: Şekerler, saflaştırılmış tahıllar ve fruktozdan zengin mısır şurubu içeren tüm paket yiyeceklerin düzenli tüketimi bağırsak duvarının bariyer fonksiyonuna zarar verdiği düşünülmektedir. Özellikle bağırsak duvar yüzeyindeki mukus tabakasının incelmesini sağlayarak zararlı mikropların bağırsağa, bağırsaklardaki dışkı ile atılması gereken toksinlerin dolaşıma sızmasını tetikleyebilmektedir.
LİFTEN ZENGİN BESLENİN: Lifli besinler mideden sonra bağırsaklara geldiğinde ya sindirim işlemi ya da fermantasyona uğrarlar. Çoğunlukla fermantasyon olayı bağırsaklarda gerçekleşir ve kısa zincirli yağ asitleri üretimini arttırırlar. Bu durum bağırsağın yüzeyini saran yapışkanımsı koruyucu tabakanın kuvvetlenmesinde etkili olur. Yulaf, baklagiller, taze sebzeler, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler mükemmel lif kaynakları olduğu için sağlıklı beslenmede mutlaka bulundurulmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA