Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FUNDA KARAYEL

Sorun pasaport değil vergi!

ABD’de konser verip vergi yükümlülüklerini yerine getirmeyen sanatçılar, tekrar bu ülkeye gitmek isterse vize sorunu yaşıyor. Sorunu Türk pasaportu gibi gösterenler iyi niyetli değil. Yurt dışı turnelere çıkmadan önce sanatçılar, vergi sorumlulukları ve vize süreçleri gibi konularda bilinçli adımlar atmalı. İşte dikkat edilmesi gerekenler

Geçtiğimiz hafta Günaydın'ın manşete taşıdığı New York'taki Fenerbahçe USA Derneği'nin düzenlediği Fenerbahçe balosunda ilk önce Hande Yener'in sahne alacağı duyurulmuş ardından yine dernek tarafından yapılan açıklamada vize sorunu nedeniyle Yener'in sahne alamayacağı yerine Gülşen'in çıkacağı açıklanmıştı.
Ben de geçmişte bu tür sorunlar yaşamış sanatçılardan yola çıkarak Amerika'da iş yapabilmek için tüm işlemlerin prosedüre uygun olması gerek yani çalışma vizesi olması gerektiğini anlattım çünkü turne kapsamında Amerika'ya uğrayan birçok sanatçının kesinlikle denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bazı sanatçılar bu konunun önemini çok iyi bildiğinden rahatsız olmuşlar. Kim bu sanatçılar derseniz, kendi ülkesinin vergisini hiçe sayıp bavulla sahne ücretini alanlar, Amerika, Avrupa fark etmez istediği vizeyle sahne alıp gittikleri ülkeye vergi ödemeyenler...



Vergi konusu bir örnek biz herhangi bir sanatçıyı hedefe koymuyoruz, sadece bu kadar vize krizi neden yaşanıyor nedenlerini bilelim ve ona göre yorum yapalım. Sanatçılar için yurt dışında performans sergilemek, kültürlerarası etkileşim ve sanatın yaygınlaşması açısından önemli bir rol oynuyor. Ancak, turist vizesiyle sahne almak genellikle hukuki karmaşıklıkları beraberinde getiriyor. Sanatçılar, bir ülkede performans sergilediklerinde genellikle o ülkede vergi ödemekle yükümlüdürler. Ancak, turist vizesi genellikle ticari faaliyetler için değil, turistik amaçlar için verildiği için vergi yükümlülükleri konusunda belirsizlik ortaya çıkar. Bu durum, hem sanatçılar için hem de ilgili ülkeler için maliyetli bir soruna yol açabilir. Peki sanatçılar yurt dışı turnesi kapsamında ne yapmalılar? Sanatçılarımız turneye çıkmadan önce başka sorunlar yaşanmaması için rehberimize göz atmalı. İşte dikkat edilecek noktalar...
1- Çalışma izin vizesi (P-1 Vizesi) olmalı: Bu vize, Amerika'ya geçici olarak giriş yaparak konserler, turneler ve diğer performanslar için çalışma izni sağlar. Herkes alabilir mi bu vizeyi hayır çünkü uluslararası tanınmışlık önemli bu tanınmışlık, sanatçının ya da grubun olağanüstü yetenekleri ve başarılarıyla ilgili olmalıdır. Sanatçılar ya da gruplar, P-1 vizesi için belirlenen kriterleri karşılamalıdır. Örneğin, sporcuların belirli spor organizasyonlarında uluslararası başarı elde etmiş olmaları gerekebilir. Sanatçı veya grup, Amerika'daki bir işveren veya sponsor tarafından davet edilmeli.



2- Profesyonel danışmanlık alın: Sanatçılar ve müzik şirketleri, uluslararası turnelerle ilgili konularda uzmanlaşmış bir vergi danışmanı veya avukat tutmalıdır. Bu uzmanlar, sanatçılara ve müzik şirketlerine uygun vergi stratejileri konusunda rehberlik edebilir.
3- Vergi anlaşmalarını inceleyin: Ülkeler arasında vergi anlaşmaları olabilir. Bunlar, iki ülke arasındaki vergi konularını düzenler ve sanatçılara belirli avantajlar sağlayabilir. Vergi anlaşmalarını incelemek ve buna göre hareket etmek önemlidir.
4- Yerel mevzuatlara uyun: Her ülkenin vergi mevzuatı farklıdır. Sanatçılar, turne düzenlenecek ülkelerdeki vergi yasalarını ve gereksinimlerini iyi anlamalıdır. Bu, yasal sıkıntıları önlemeye yardımcı olabilir.
5- Profesyonel muhasebe hizmetleri alınmalı: Sanatçılar, turne ile ilgili finansal işlemleri kayıt altına almak ve vergi beyannamelerini düzenlemek için profesyonel muhasebe hizmetleri almalıdır. Bu, vergi süreçlerini düzenli ve doğru bir şekilde yönetmelerine yardımcı olabilir.
6- Özel stratejiler olmalı: Sanatçılar ve müzik şirketleri bu konularda uzman bir danışmana başvurmalı ve durumlarına özel stratejiler oluşturmalı. Bu, sıkıntıların önceden tespit ve çözülmesine yardımcı olabilir.



BİLET SATILAMAYINCA VİZE SORUNU MU DENİYOR?
New York'taki konser takvimi İstanbul'la yarışır nitelikte neredeyse her ay Türkiye'den birçok ünlü isim sahne almak için ABD'ye geliyor. Duyurular yapılıyor, haberler çıkıyor ama ne gelen var ne giden. Hande Yener'den sonra iki ünlü ismin daha konseri iptal oldu ve yine vize krizi açıklaması yapıldı. Acaba yeterli bilet satılamıyor, vize sorunu mu bahane ediliyor? Konser duyuruları ve vize krizleri arasında bir tuhaflık var. Müzik dünyasında, günler öncesinden coşku dolu duyuruların ardından gelen bir paradoks var gibi görünüyor: Sanatçılar, New York gibi dünya sahnesinin önemli noktalarında konser vereceklerini açıklıyor, ancak bir süre sonra vize krizi gerekçesiyle konserleri iptal ediliyor. Peki, bu tuhaf durumun ardında yatan gerçek nedir? Sanatçıların konserleri için yapılan tanıtımların yetersiz olması veya hedef kitleye ulaşamaması, bilet satışlarını olumsuz etkileyebilir. Aynı dönemde diğer büyük etkinliklerin olması, müzikseverleri farklı tercihlere yönlendirebilir. Bu tuhaflığın ardında yatan nedenleri sizlerin yorumuna bırakmak istiyorum. Müzikseverler olarak bu tuhaflığı daha iyi anlamak için daha fazla şeffaflık ve bilgi talep edebiliriz diye düşünüyorum.



PLAYBACK İLE MÜZİK DÜNYASINDA TASARRUF!
Müzik arenasında turnelerle beraber yeni bir tuhaflık daha keşfediyorum: sanatçılar, turnelerinde orkestra ücretlerinden kaçınmak için playback'e başvuruyorlar. Evet, yanlış duymadınız, büyük sahnelerde, dev konserlerde, sanatçının ağzından çıkan sesle orkestranın harmonisini bir arada bulmak yerine, bir tuşa basılan play butonu ile şov yapılıyor. Peki, bu ne anlama geliyor ve gerçekten bir konserden keyif alabilir miyiz?
Konser denildiğinde akla gelen, sanatçının sahnedeki varlığı, canlı performansın heyecanı, orkestranın büyüleyici harmonisi değil mi? Ancak, bazı sanatçılar bu eşsiz deneyimi, cüzdanlarına zarar gelmesin diye playback'e feda ediyorlar. Soru şu: Gerçekten de konserin anlamı, bir bilgisayar programının karşıladığı bu tuhaf performanslarla sıfıra mı iniyor?
Bu playback çılgınlığını düşündüğümüzde, sanki müzikseverlere, "Eh, ne olacak yani, bir tuşa basarız, konser bitmiş sayılır," demek isteniyor gibi. Sahi, playback dinlediğiniz bir konserden ne kadar keyif alırsınız? Sanatın, duyguların, anın canlı performansla buluştuğu o büyülü atmosferi aramak yerine, bir bilgisayarın programlı dünyasında kaybolmak, gerçek bir müzik deneyiminin neresinde duruyor? Tasarruf hedefli bu tuhaflıkla birlikte, vize krizleri de peşi sıra geliyor. Sanatçılar, bir yandan orkestradan, bir yandan vizeden kaçarken, biz de "Acaba gerçekten bu kadar mı zor?" diye düşünüyoruz.
Sanat dünyasındaki bu paradoks, ressamın yarım resim teslim etmesi gibi bir his uyandırıyor. Bir konserin gerçek değeri nereye kayboldu, bilemiyoruz. Ama eğer müziği duymak için bir tuşa basmaktan daha fazlasını istiyorsanız, belki de bu tuhaf durumların ardındaki gerçekleri sorgulamak vakti gelmiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA