Türkiye'nin en iyi haber sitesi

, hayal kırıklığı yarattı mı?.
Evet!.
Onunla ilgili yapılacak "Geçerli" eleştirilerin başında bu geliyor.. Ne var ki muhaliflerin amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek olduğu için öyle yanlış yerlerden giriyorlar ki, Başkanı hem mağdur ediyor, hem kahraman yapıyorlar..
Örnek..
Eminönü Meydanı alt geçidini su basmış. İmamoğlu suçlanıyor. Hem de dalga geçilerek suçlanıyor..
"İmamoğlu, Kanal İstanbul Projesini hayata geçirdi." Eminönü meydanı düzenlemesiyle İmamoğlu'nun zerre ilgisi yok.
Tümünün sorumlusu, tam 24 senedir 'ni elinde tutan iktidarı.
projesiyle de İmamoğlu'nun zerre ilgisi yok. Çağının çok ötesinde, benim "Çılgın Proje" adını verdiğim, Cumhuriyet'in en büyük, en çarpıcı, en konuşulan eseri olacak bu yapı, alay, Eminönü alt geçidi ile mukayese edilir, şaka konusu olur mu?. Olursa kimi yaralar?
Üç günlük başkan..
Tamam.. Tamam da, üç günlük başkan nasıl oluyor da, hayal kırıklığı yaratıyor, derseniz?.
İşte işin "Püf" noktası bu..
İmamoğlu, sadece İstanbul'da değil, ülkede, hatta yurt dışında heyecan yaratan bir seçimin galibi..
"Her şey çok güzel olacak" gibi fevkalade bir sloganla, Binali Yıldırım gibi bir devi, hem yaptıkları (Mesela İstanbul- İzmir arasının muhteşem otoyolu), hem de arkasına Ankara'nın gücünü aldığı için yapacakları belli bir devi, 800 bin oy farkla geçerek Başkan olan biri heyecan yaratmaz mı?.
İşte bu heyecan içinde bekledi insanlar.. En başta da ben.. İmamoğlu'nu medya içinde en yakından tanıyan, Beylikdüzü'nde yaptığı harika işleri defalarca gidip gören, İmamoğlu ile defalarca oturup, ya da bölgeyi gezerek, dolaşarak konuşan ben bekledim..
Gelir gelmez, geldiğini belli edecek bir şeyler yapmasını bekledim..
Sembolik de olsa bir şeyler bekledim.
Ne yaptı, "Her şey çok güzel olacak" diye gelen, gelir gelmez "İstanbul'un kaybedecek saniyesi yok" diyen Başkan?.
İki defa tatil..
Nerde göründü?.
Magazin sayfalarında.. Zülfü Livaneli konserini defalarca izler ve sahneye çıkıp şov yaparken..
Şimdi siz siz olun da hayal kırıklığına uğramayın..
Peki, ne yapabilirdi?.
Etrafında aklı başında, deneyimli, görmüş geçirmiş danışmanlar olsaydı..
"Başkan bu yaz da tatil yapmayıver.
Şimdi tatil zamanı değil" deme cesaretini gösterecek bir danışmanı olsaydı çok şey değişirdi.
Seninle kaç defa baş başa yemek yedik. Kaç defa baş başa konuştuk. Dost, ahbap sayılırız değil mi?.
Peki bir İstanbullu köşe yazarı olarak en çok neyle tanınırım, ben?.
İstanbul trafiği ile mücadelemle.. Halkı bezdiren, ama yıllardır kimsenin bir şeyler yapmadığı trafikle.. Yüzler, binler yazdım.
Peki senin kampanyanda en büyük vaadin neydi Başkan?.
İstanbul trafiği!.
O zaman beni arasan, "Hıncal Bey, ağbi, her ne ise" desen ve "Şu trafik konusunda hemen, ilk anda neler yapabiliriz" diye sorsan, o muhteşem Başkanlık titrinden bir şey mi eksilirdi?.
Fikir al yahu.. Karar senin nasılsa..
Fikir almanın zararı yok..
İki şey tavsiye ederdim Başkan..
Biri, devamlı, kalıcı ve uzun vadede çözümcü olacak..
İkincisi, anında sonuç verecek "İmamoğlu'nun geldiği belli oldu. Elini dokundu adam" dedirtecek pratik çözümler..
Kalıcı örnek..
"İstanbul trafiğine çok emek vermiş, çok iyi işler yapmış uzmanlardan bir danışman kurulu oluştur. Onlar sorunu ve çözümü birlikte önüne koyarlar.." Dördünü ben tavsiye ederdim..
Kadir Topbaş döneminde bir süre Başkan Trafik Danışmanlığı yapmış, Ulaşım Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı..
Ben 1980'den beri İstanbul'da yaşıyorum. O gün bugün gördüğüm en iyi üç trafik müdürü..
Şevket Ayaz, Remzi Tan, Ali Kemal Hanlı..
Pratik, ama hemen sonuç verecek ve sana puan kazandıracak çözüme örnek..
Nişantaşı Meydanı İstanbul'un felaket yeridir.
Kavşağa dört bir yandan girerler, karşı dolu olduğu için çıkamazlar. Herkes birbirinin yolunu keser. Trafik kilit olur. Korna sesleri, etrafı tamamen iş yeri, kafe restoran olan bölgede iğrenç ve korkunç bir gürültü kirliliği yaratır.
Ne demiştin sen, Başkan, seçilirken..
"Kavşakları damalı alanlar haline getireceğim.
Damalı alanda durmak yasak olacak." Dünyanın çözümü bu. Damalı alanda durur da cezayı yersen, o alana girmeden önce "Çıkabilir miyim" diye bakarsın.
Çıkamayacaksan girmezsin. O zaman trafik kilitlenmez.
Ne demiştin sen, seçilirken..
"Gürültü kirliliği ile mücadele edeceğim.." İşte meydan. Damalı alan yap. Koy zabıtanı..
Korna çalana bassın cezayı.. Nişantaşı insanların yaşadığı alana dönsün..
Bodrum tatillerinin yarısından, bir Zülfü konserinden vazgeçsen bunu yapardın.
Nişantaşı'ndan her gün on binler, yüz binler geçiyor. Adın efsane gibi yayılırdı.
"İmamoğlu geldi, böyle oldu" derdi İstanbul..
Ben ve adını saydığımız kişiler sana onlar, yüzlerce böyle pratik, kolay, anında ama çok ses getirecek çözümler önerirdik.
Ama yapmadın Başkan..
Kayda geçen tek eylemin Bodrum tatillerin ve Zülfü konserlerin oldu.
Silkin Başkan.. Etrafına sana itiraz edebilecek danışmanlar topla.. "Padişahım çok yaşa" diyenleri acımadan kov. Onlar seni felakete sürükler çünkü.
İleri gitmeni, başarmanı "İtiraz edenler" sağlayacaktır, Başkan.. Şakşakçılar değil..
Var mı danışmanların arasında "Hıncal doğru yazmış" diyecek güçte, çapta birisi İmamoğlu Dostum?.
Yoksa zaten bu yazıdan haberin bile olmaz!.
Çünkü basın büron da çalışmıyor, iyi biliyorum..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN