'Survivor'da yarışmacılara sürpriz yapmışlar. En yakınlarını bir uçağa koyup taa oralara ulaştırmışlar. Anneler, abiler bir perdenin ardından çıkıp; haftalardır aç bilaç hasretlik çeken yarışmacılara koştular.
Duygular şelale oldu aktı, tabii kimse gözyaşlarını tutamadı.
Yalnız şöyle bir şey var. Tamam analarımız tabii ki başımızın tacı, canımız, tartışmasız bir numaramız ama ben orada yarışmacı olsam; bir kocam, bir sevgilim olsa, onun gelmesini isterdim. Ya da, en yakın dostlarımdan birini karşımda görmek isterdim. O sırada en çok makara yapmaya ihtiyacım olurdu çünkü.
KURŞUN ASKER ORATORYOSU
Annemi görüp karşılıklı bağıra çağıra ağlamaktansa "N'aber lan çok özledik seni moruk. Oğlum gel bak sana neler anlatacağım..." diyen bir kanka çok daha lazım olurdu bana.
Ayrıca bir eğlence programını Kurşun Asker oratoryosuna çevirmenin manası ne? Az sonra tank başına geçip düşman hattını topa tutmayacağım ki!
Gidip bambu üzerinde Hindistan cevizi kaydırmaca oynayacağım. Zaten bir iki haftaya döneceksin, anneni de doya doya göreceksin. Drama ne gerek var?
Mesela ben Nihat'ın yüzünde; karısını karşısında bulamayınca yaşadığı hayal kırıklığını bariz olarak fark ettim. Eminim izleyen herkes aynı şeyi düşünmüştür. Eh adam haklı ama!