Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, tedbir kararı kaldırılan eski bayan basketbolcuları Diana Taurasi konusundaki haklılıklarını Türk ve dünya kamuoyuna gösterdiklerini söyledi.
Asbaşkan Şekip Mosturoğlu ile basketbol şubesinden sorumlu yönetici Semih Özsoy, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı Basın Toplantı Odası'nda, kulüp başkanı Aziz Yıldırım, asbaşkanlar Murat Özaydınlı ve Ali Koç ile yöneticiler Ünal Uzun ile Turhan Şahin'in de hazır bulunduğu basın toplantısında medya mensuplarının önüne çıktılar.
Taurasi konusunda açıklamalarda bulunan Mosturoğlu, son üç aylık zaman diliminde sporcuları Diana Taurasi ile ilgili yaşadıkları süreç sonunda hem sporcularının, hem de kulübün aklandığını ifade ederek, şunları söyledi:
'

'Bundan son derece mutluyuz. Taraflı tarafsız tüm spor kamuoyunun da kabul ettiği üzere sezon başında Avrupa Ligi şampiyonluğu hedefini koyduğumuz bayan basketbol takımımızı bu hedefe uygun olarak ulusal ligimizin ve dünyanın en önemli sporcularından oluşturduk. Bu yüksek hedef doğrultusunda dünyanın bayan basketbolunda tartışmasız en önemli sporcularından biri olan Diana Taurasi, taraftarlarımızın ifadesiyle Dee, takımımıza katılmıştır. Kaliteli ve güçlü oyuncu kadrosu ile Avrupa Ligi'nin en güçlü favorisi olarak gösterilen takımımız bu görüşü haklı çıkartmış ve bayan basketbolunda Avrupa'nın yenilmez bir takımı haline gelmiştir. Büyük emek ve maddi kaynaklar harcanarak yaratılan bu güçlü kadro, Dee'nin doping yaptığı gerekçesi ile tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmesi ve ardından bir başka sporcumuzun Penny Taylor'un bu olayın kendisinin üzerinde yaratmış olduğu güvensizliği gerekçe göstererek ülkemizi terk etmesinin ardından ciddi değişikliğe uğramıştır. Bununla birlikte bugün kadromuz mevcut sporcuları ile de başlangıçta koyduğumuz hedefe ulaşabilecek kapasitededir. Onlara ve teknik ekibimize güvenimiz ve inancımız tamdır. Bu kadar kısa sürede kadronun yeniden yapılandırılmasının zorluğu ve buna karşın bu yapılandırmanın başarısı da ortadır.''
Yaşanan süreçte Taurasi'nin konuya ilişkin kendilerine ve yetkili kurumlara sunduğu ifadelerinin doğru olduğuna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Şekip Mosturoğlu, ''Bu sürecin başında 'doping yapan hiçbir sporcu yaptığını kabul etmez, inkar eder' şeklindeki klişe açıklamaları defalarca konuya ilişkin yargısal süreci takip eden yetkililerin ağzından duyduk. Dün bu şekilde açıklama yapan insanların ağzından bugün 'çok talihsiz bir olay yaşandı' şeklinde yapılan açıklamaları gördükçe asıl talihsizliğin bu insanların yetkili mercilerde oturması olduğunu daha net bir şekilde görüyor ve anlıyoruz'' ifadelerine yer verdi.
-''SPORCUMUZUN ARKASINDA GÜÇLÜ BİR DURUŞ SERGİLEDİK''-
Sarı-lacivertli kulübün yöneticisi, yaşanan süreçte sporcularının arkasında güçlü bir duruş sergilediklerini ifade etti.
Taurasi'ye güvenlerinin tam olması nedeniyle Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu'na verdikleri yazılı savunmada, ABD'li oyuncunun örnek bir sporcu olduğuna vurgu yaptıklarını kaydeden Mosturoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendisinin doping yapmadığına, hukuki süreç sonunda aklanacağına inancımızın tam olduğunu ifade

ederek daha başlangıçta sporcumuzun arkasında güçlü bir duruş sergiledik. Doping konusundaki geçmiş tutumumuz ve konuya ilişkin hassasiyetimiz ortada iken sporcumuzun arkasında durma riskini aldık. Bu sebeple sporcumuzun sözleşmesini feshetmek gibi düşüncemiz hiçbir zaman olmadı. Sporcumuz da karşı karşıya kaldığı bu olaydan kulübümüzün maddi ve manevi anlamda bir zarar görmesini istemediğini her fırsatta dile getirdi. Gerek ulusal ligimizde, gerekse Avrupa Ligi'nde yabancı oyuncu sınırlamasının olması, doping konusunda yaşanacak hukuki sürecin uzunluğu gibi faktörler karşısında ortak bir çözüm bulmamız gerekiyordu. Sporcumuzun, menajerinin ve avukatının da görüşleri doğrultusunda mevcut 1 yıllık sözleşmesinin kalan bölümünün karşılıklı anlaşmak suretiyle sonlanmasına karar verdik. Bu konuda sağlanan ortak çözümde sporcumuzun kulübüne bağlılığı ve kulübün menfaatlerini ön planda tutan yaklaşımı ve buna karşın kulübün ise sporcusuna olan güveni ve samimi yaklaşımı önemli katkı sağlamıştır. Buradan sporcumuza kulübüne bu ana kadar göstermiş olduğu bağlılık ve sadakatinden dolayı teşekkürlerimizi bir kez daha sunmak istiyoruz. Penny Taylor ile ise sözleşmemizin halen sürmekte olduğunu ifade etmek isterim.''
-''DÜNYA SPOR TARİHİNİN EN MÜHİM SKANDALIDIR''-
Şekip Mosturoğlu, gerek Taurasi, gerekse doping yaptıkları iddia edilen diğer 3 sporcu ile alakalı olarak ortaya çıkan skandalın, dünya spor tarihinin bu alandaki en önemli ve mühim skandalı olduğunu savundu.
Bu skandalın uluslararası yansımaları tahminlerin ötesinde son derece büyük olacağını öne süren Mosturoğlu, şu ifadeleri kullandı:
''Bu büyük skandalın sorumlularının, sorumluluklarından basit özürler ile ya da kendilerini bu olaydan soyutlayarak kurtarabilmeleri mümkün değildir. İlk olarak Hacettepe Üniversitesi bünyesinde Türkiye Doping Merkezi ismi ile faaliyette bulunan merkezinin tepe yöneticileri bu işin asli sorumlularıdır. Bu konuya ilişkin yaptıkları açıklama dünya çapındaki bu büyük skandalın tabiri caiz ise, en hafifinden, pişkin bir şekilde, kabulüdür. Sporcumuzun doping yapmadığı yeni bir laboratuvar tetkiki ya da yeni bir kimyasal test sonucunda ortaya çıkmamıştır. Sporcumuzun doping yapmadığı Türkiye Doping Merkezi'nin bulguları üzerinde özel uzman tarafından yapılan inceleme sonucunda ortaya çıkmıştır. Özel uzman tarafından yapılan yeniden değerlendirmeyi Türkiye Doping Merkezi'nin daha sürecin başında yapamamış ya da görememiş olması açıkça bir yetersizliktir. Türkiye Doping Merkezi tarafından yapılan basın açıklamasında WADA dokümanı ile pozitif numune sonuçları arasında bir uyumsuzluk saptandığı yazılıdır. WADA dokümanı ilk testin yapıldığı anda da var olan, sonradan değişmeyen ve WADA tarafından bu süreç için Türkiye Doping Merkezi'ne ilk kez gönderilen bir doküman değildir. Kaldı ki uyumsuzluğu tespit eden de Türkiye Doping Merkezi değil sporcumuzun savunması için teknik danışmanlığına başvurulan özel uzmandır. Yani Türkiye Doping Merkezi baştan beri elinde olan WADA dokümanına rağmen uyumsuzluğu görememiş, ancak bu konuda savunma delilleri arasındaki özel uzmanın uyarısı ile uyumsuzluğu fark edebilmiştir. Bu durum merkezin yetersizliğinin en açık göstergesidir.''