Abdullah Avcı, yıllardır bir şeyi çok iyi yapıyor. Büyük takımların özellikle Beşiktaş'ın canını çok yakıyor. En büyük özelliği ise rakiplerini iyi analiz edip her maçın karakterine uygun çözümlemeler üretmesi. Beşiktaş karşısında dün alışılmış görüntüsünün biraz dışına çıktı.
Özellikle ilk yarı bütün planlarını siyah- beyazlı takımın yapacağı hatalar üzerine kurması şaşkınlık vericiydi. İlk 45 dakikada takımının orta sahada daha dinamik olacağını ve Beşiktaş'ın coşkusunu kırmak için iyi top yapacağını tahmin ediyorduk.
İlk yarıda ev sahibi takımın biri kornerden gol pozisyonu olmak üzere sadece 2 net atak üretmesi bu tezatın net bir göstergesi... Ancak dün siyahbeyazlı futbolcular, maçta çok zorlanacağı görülen Abdullah Avcı'nın işini kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı.
Cenk, topu elinden kaçırarak İstanbul BŞB'nin sahada ezildiği anda golü bulmasına yardımcı oldu. Aurelio, Holmen'in bileğine basarak ve kırmızıyı görerek takımına en büyük darbeyi vurdu.
Tecrübesiz Cenk'in hatası hoş görebiliriz. Çünkü telafi edilebilir. Ancak futbolunun son baharındaki Aurelio'nun sorumsuzluğuna nasıl anlam vereceğiz? Anlayış göstereceğiz? Çünkü Beşiktaş 11'e 11 oynasa bu maçı kazanabilirdi, en azından kaybetmezdi. İstanbul BŞB'nin ikinci yarıda bulduğu net gol pozisyonları da olmazdı. Schuster, kenardan fazla bir katkısı olmasa da sahada takımının başında kalmalıydı.
ONBİRİ NEDEN DEĞİŞİTİRDİ?
Alman teknik direktörün, yardımcı hakeme küfür ettiği iddiası, 4. Hakem Koray Gençerler tarafından ispatlanmalı. Aksi takdirde başka çok daha farklı iddialar gündeme gelecektir.
Beşiktaş adına merak ettiğim bir durum var. Son taktik idmanında Schuster, Aurelio'nun yerine Ernst'i, Almedia'nın yerine Bobo'yu, İsmail'in yerine İbrahim Üzülmez'i, Hilbert'in yerine Ekrem'i oynatmıştı.
Ne oldu da maçın en kötüsü Almedia ve Aurelio yine 11 başladı. Ya da 10 kişi kaldıktan sonra orta sahayı güçlendirmek yerine Almedia'da ısrar etti...
Dünün özeti şuydu: Avcı Beşiktaş'ın sadece 3 puanını değil, hayallerini de avladı.