
Ben eski bir yönetici sıfatıyla uzun bir süre, ağustos ayının ilk haftasının sonuna kadar hiçbir şey söylemedim, bekledim çünkü yönetimin göreviydi bu. Fakat dikkat ettim ben yönetim siyasi otoriteye, hukuk sistemine ve emniyet güçlerine haksız bir şekilde bu işin sorumluluğunu yüklemeye çalışıyorlar. Bunun Fenerbahçe'ye zarar getireceğini, gerçeklerini anlatılması gerektiğini ve neler yapılması gerektiğine dair bir basın toplantısı yaptım hatırlarsanız. O basın toplantısında söylediğim şeylerin bugün yapılmaya çalışıldığını görüyorum. Orada söylediğimiz şeyler nelerdi? "Birincisi; kurumlarla kişileri ayırın. Fenerbahçe'nin 104 yıllık şanlı bir tarihi vardır. Fenerbahçe şike yapmaz. Fenerbahçe zaten haksız şampiyonluğa, haram puana ihtiyacı olan bir kulüp değil ve bunu da şiddetle reddeder" dedik. "Ama bunu yapmaya çalışanlar olmuşsa şayet, bunlar işgüzarlardır, totoculardır" dedik. Bunların yüzünden bu bileğinin hakkıyla kazanılmış şampiyonluğa ve alın terine leke sürdürmemeliyiz. Bunun için de panikle değil, aklı selim davranmalıyız diye açıklamalar yaptık ve Federasyon'a destek olmamız gerektiğini söyledik.
"55. MADDE KUR'AN-I KERİM AYETİ DEĞİL, DEĞİŞEBİLİR"
Federasyon'a saldırmakla haklılığımızı ispat edemeyiz. Federasyon'a çok saldırıldı. Allah'tan ki Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'dı. Aydınlar'ın Futbol Federasyonu Başkanı olması Türk futbolu için bir şanstır. Başka birisinin bu krizde bunu bu kadar güzel yönetebileceğine inanmıyorum ben. Çünkü karar vermeye zorladılar.

O günkü görüntüye göre karar vermek zorunda kalsaydı belki sonradan pişman olacağı kararlar vermek o zorunda kalırdı. Bütün baskıya rağmen soğukkanlılığını korudu ve olayı daha iyi anlamaya çalıştı. Bu skandalın bugünkü görüntüsüyle o günkü görüntüsü arasında farklar var. Bugün sis bulutları dağılıyor ve daha iyi görebiliyoruz. Sağlıklı bir karar verme adına Türk futbolunu kurtarmak için çaba gösterdiğine inanıyorum Mehmet Ali Aydınlar'ın. Bir çağrıda bulundum ben. Dedim ki; "TFF Talimatnamesi'nin 55. maddesi Kur'an-ı Kerim'in ayeti değil, bunu değiştirebiliriz." Diyor ki "Maçın sonucunu değiştirmeye yönelik herhangi bir teşebbüs varsa kulüpler küme düşürülür ve şiddetine göre de puan silinir" diyor. Ben de o zaman dedim ki; "Gelin TFF'ye destek olalım bütün kulüpler ve kamuoyu olarak. Futbol Federasyonu böyle bir durumdan dolayı karar almış ve 55. maddeyi değiştiriyor hissi uyanmasın diye tüm kamuoyu destek verelim ve çok basit bir şey yapalım. Puan silinir, şiddetine göre de küme düşme olur. Aynı maddenin sadece iki tane kelimesini birini önce birini sonra yazalım." O zaman Fenerbahçe Divan Başkanı Yüksel Günay'dan tutun da yönetimden bir sürü insan taraftarı bize karşı kışkırttılar.
Çok kötü bir senaryo bile olsa sahaya baktığınız zaman Fenerbahçe'nin şampiyonluklarını, hele bu son şampiyonluğunu çatır çatır kazandığını görüyorsunuz. Zaten iki tane şampiyonluğunu son anda kaçırmış bir takım Fenerbahçe. Sahada futbolcuların emeğini ve taraftarı görüyorsunuz. O zaman diyorsunuz ki bir iki tane işgüzar çıkıp bu işleri denemişse, illa buradan Fenerbahçe'ye bir fatura çıkaracaksanız bu 55. madde derki o zaman kes 3-5 puanını bu işi devam ettir der. O yüzden 55. maddenin bu şekilde değiştirilmesini önermiştim ama anlamak istemeyenler veya anlama yeteneği olmayanlar sadece bizi hedef göstermekle bu işi geçiştirmeye çalıştılar.
"CEZALARIN İNSAF BOYUTU OLMASI LAZIM"
-Ama bu durumda Fenerbahçe bir ceza almış olacak ve şike damgasını resmen yemiş gibi bir durum ortaya çıkacak. Bu karşı çıkmanın nedeni de bu olabilir mi?
Bir kere hiçbirimiz böyle bir şeye inanmıyoruz. Biz çünkü sahaya bakıyoruz ve sahada bunun bir yansımasını görmüyorsunuz ama diyelim ki ben eski bir yönetici olarak kendi başıma böyle bir şeye yeltendim. Bir x takımıyla oynanan maçta teşvik verdim onlara, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün hiç haberi yok bundan ve bu dinlemeye takıldı. Yasaya göre bu suç. Yani ben suçluyum, karşıdaki suçlu artı Fenerbahçe'ye menfaat sağlayacağım için kulüp de suçlu oluyor hiç haberi olmadığı halde. Demek ki burada böyle bir teşebbüs varsa ve kulübün haberi yoksa o zaman kulüp niye ceza alsın? İlla bir ceza alacaksa bence şike damgası yiyemez ve bir fatura da çıkacaksa o da küme düşme falan olamaz. Cezaların da biraz insaf boyutu olması lazım. Bugün adam öldürdüğünüz zaman aldığınız cezaya bakıyorsunuz, şikeye veya teşvik primi vermeye teşebbüs etmekten verilen cezalarla kıyaslanır boyuta gelmiş. Bu yasa bir teoriydi fakat çok çabuk ilk pratiğiyle karşılaşıldı. Yasanın günün koşullarına uyarlanması bence kötü bir şey değil. Yaptığından geri dönme, geri vites diye algılanmamalı. Gerçek hayata uygulanması diye adlandırılabilir.

2010'daki Mali Genel Kurul'a ben katıldım ve o genel kurulda hesapları ibra etmediğimi beyan ettim. Genel kurul salonunda bir tek ben el kaldırdım ve ibra etmedim. Ondan sonra da bir açıklama yaptım temmuz ayında. Temmuz ayında benim katılmadığım bir divan toplantısında. Aziz Yıldırım "Bizi her konuda eleştirebilirsiniz ama para konusunda eleştirmeyin" dedi. Aynı gün bu açıklamanın üstüne ben de spordur, bir sürü konularda eleştirebiliriz, hoşgörülebilir, hatalar olabilir ama sen en çok eleştirilecek noktanın para konusu olduğunu söyledim ben. Bugüne kadar kimsenin ağzına almadığı bir söylemdi bu. Çünkü kimse Aziz Yıldırım'ı para konusunda eleştirmezdi. Fenerbahçe Spor Kulübü kamu yararına bir dernektir. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün sahip olduğu şirketlerden bir tanesi olan Sportif A.Ş., İMKB'de işlem gören bir şirkettir. SPK kurallarına göre bunun hesapları bağımsız denetimden geçirilmelidir. Bunu da o zaman Deloitte yapıyordu Fenerbahçe'de o zaman. Bir de Futbol Federasyonu, UEFA kriterlerine hazırlık amacıyla bir süredir kulüplerin bilançolarını istiyor ve bunların bağımsız kurumlar tarafından denetlenip de kendisine gönderilmesini istiyor çünkü kendisi oturup bunları denetlemeye kalksa çok büyük bir zaman kaybı… Teknik bir kadro lazım. Bunla uğraşmak istemiyor, herkes hesaplarını denetletsin ve bana öyle göndersin diyor.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün tüzüğü gereği, üyelerinden ibra almak için hesaplarını gönderiyor her sene ve bunun için Mali Genel Kurul yapıyoruz. Bunları Fenerbahçe'nin kendi denetleme kurulu yapıyor. Fakat Nihat Özdemir'in, Mali İşler Genel Koordinatörü Abdulkadir Kuşin'in, Başkan Aziz Yıldırım'ın her sefer konuşmalarında şöyle bir söylemde bulunduklarını gördük; "Biz Fenerbahçe Spor Kulübü'nün hesaplarını hiç mecbur olmadığımız halde, Denetleme Kurulu'na ilaveten Deloitte'ye denetletiyoruz. Biz böyle bir kulübüz." Hep anlatıyorlardı. Deloitte'nin patronu Levent Yaveroğlu ile görüştüm ve dedim ki "Bu bilançolara nasıl onay veriyorsunuz" böyle. Dedi ki "Biz bunlara onay vermiyoruz." Dedim "Onayınız var altında." Yaveroğlu bana "Valla onu Abdulkadir Kuşin kesmiş bizim Federasyon'a giden hesaplara vermiş olduğumuz onaydan ve onun altına yapıştırmış" dedi. Ben de bu açıklamayı yaptım ve "Bu hesaplar Deloitte tarafından denetlenmemiştir, denetletilenler Federasyon'a gönderilmiş. Federasyon'a gönderdiklerinizi yayınlayın, onu görelim, ondan ibra isteyin. Onlar arasında büyük farklar var. Bu konuyla ilgili de dava açtım. Bunları söyledim diye beni disipline sevk ettiler ve disiplin kurulunda Deloitte'nin 9 Ağustos 2010 tarihindeki resmi internet sitesinde yaptığı açıklamayı gösterdim. Diyor ki "Biz Fenerbahçe Spor Kulübü'nün faaliyet raporunda yayınladığı tablolarla ilgili, yani üyelere gönderilen tablolarla ilgili hiçbir çalışma yapmadık. Bizim bunlarla alakamız yoktur. Bizim işimiz sadece SPK'ya gönderilen Sportif A.Ş'nin hesaplarından Federasyon'a giden hesaplar yaptık."

-İlk duruşmadan ne sonuç çıktı peki?
İlk duruşmaya onlar gelmedi bile zaten. Önümüzdeki mahkemede herhalde karara bağlanacaktır. İşin üzüntü verici tarafı şu; Fenerbahçe'de doğruyu söyleyenlerin sevilmediği, iyi Fenerbahçeliliğin sadece başkanı alkışlamakla ve onu övmekle derecelendirildiği bir duruma geldi Fenerbahçe. Tabi 13 yıllık iktidarı boyunca Aziz Yıldırım'ın sistematik bir şekilde yaptığı bir şeydir bu. Fenerbahçe'de doğruları söylediğiniz zaman, yanlışlara dikkat çektiğiniz zaman siz "Fenerbahçe haini" ilan ediliyorsunuz. Fenerbahçe başkanlık koltuğunun vermiş olduğu güçle o insanları "biz nasılsa bu koltuğu oturuyoruz ya biz ne söylersek söyleyelim nasılsa bu taraftar bize inanır, onlara inanmaz. Onlar istedikleri kadar doğruyu söylesinler" rahatlığı içinde bir sürü yanlışlar yaptılar bugüne kadar.
"HANİ FENERBAHÇE'NİN MALİ YAPISI ÇOK İYİYDİ"
-Fenerbahçe Yönetimi şike soruşturmasının başladığı günden bu yana yaşanan süreçte sizce başarılı oldu mu?
Ben Fenerbahçe Yönetimi'nin panik havasıyla futbolcuları satma hamlesini doğru bulmuyorum. Çünkü bu bugüne kadar söylenmiş olan ve Fenerbahçe'nin mali yapısının çok iyi olduğunu anlatan, "istediğimiz transferi yapabiliriz, bizim paramız çok" sözleriyle çelişen bir durum. 25 milyon Euro'luk gelirin eksikliğinden kaynaklanan bir sıkıntı Fenerbahçe'de nasıl böyle arka arkaya büyük problemler yaratabilir ki. O zaman anlatılanlar doğru değildi demek ki. Mali yapı, sağlam bütçe sözleri o zaman doğru değildi. Bizim anlattıklarımız da buydu zaten. "UEFA nezdinde Federasyon'un elini güçlendirmeniz için istifa edin, Fenerbahçe ile ilişkinizi kesin ki kişilerle kurumları ayırabilsinler" dedim ağustos ayındaki basın toplantısında. Başkan cezaevinde diye biz UEFA'nın eline komik bir gerekçe verdik. Biz UEFA'nın eline hiçbir koz vermemeliydik.
"METRİS'TEKİLERİN İSTİFA ETMEMESİ ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDEN MEN EDİLMEMİZE NEDEN OLDU"
-Cezaevinde tutuklu bulunan Fenerbahçeli yöneticilerin yönetimden istifa etmemeleri sarı lacivertli takımın Şampiyonlar Ligi'nden men edilmesine mi sebep oldu diyorsunuz?
Evet… Evet… Çünkü baktığınız zaman Beşiktaş'ın kupayı iade etme kararı buna örnek gösterildi. Bence eğer ki Türkiye'den Fenerbahçe buraya alınmayacaksa bu yıl için tedbir amaçlı olarak hiçbir kulübün gönderilmemesi daha hakkaniyetli olurdu. Hatta TRT'deki bir programda şunu söyledim: "Kulüplerle Federasyon bir araya gelsinler ve kendileri 'biz bu sene gitmiyoruz Avrupa kupalarına' desinler." Ama maalesef yönetim burada da büyük bir yanlış yaptı. Ben Mehmet Ali Aydınlar'ın, Fenerbahçe Yönetimi'ni UEFA'nın bu tavrı konusunda daha önceden bilgilendirdiğini biliyorum. Bu konuda bazı tavsiyelerde bulunduğunu biliyorum.
"UEFA'YA "BİZ ŞAMPİYONLAR LİGİ'NE KATILMIYORUZ" DİYECEK CESARETİ GÖSTERMELİYDİK"
-Nasıl tavsiyelerdi bunlar tam olarak?
Fenerbahçe bu konuda UEFA'da bir lobi yapsın ve oradaki havayı koklasın. Eğer burada negatif bir karar çıkacaksa kararı veren Fenerbahçe'nin kendisi olsun, UEFA vermesin. Çünkü UEFA'nın vermesi bizi yaraladı. Biz kendimiz gitmiyoruz arkadaş demeliydiler. Biz nasıl "2. Lig'e düşürün bizi" diye bas bas bağırıyorsak, UEFA'ya da "biz gelmiyoruz kardeşim" diyecek cesareti göstermeliydik. O zaman daha güçlü olurduk.

