Sabah Gazetesi'nin usta kalemlerinden Hıncal Uluç, geçtiğimiz haftaya damgasını vuran spor olaylarını sabahspor.com okuyucularına değerlendirdi.
Uluç;
Fatih Terim'in hakemi beğenmesini bir "Jest" olarak yorumladı benim medyam. Hayır; tabii beğenecek. Hakem sayesinde kazandı Galatasaray...
Galatasaray'ın birinci golü gol değil. Alenen ve resmen, dünyanın her yerinde ayağını fazla kaldırma endirekt serbest vuruş. Hakem golü verdi.
Penaltı; ben vermezdim. Tartışmaya açık ama ben vermezdim. Fatih Terim ile beraber seyredelim. Milan Baros'un topla alakası yok. Milan Baros, kalecinin oraya uzanacağını biliyor ve doğrudan kalecinin üzerine gidiyor ve ayaklarının ikisini birden yerden kesmiyor ki kaleciye takılsın ve düşsün. Milan Baros, penaltı almak için giriyor oraya... Kaleci penaltı yapmak için değil... Kalecinin uçuşu topu kurtarmak için... Milan Baros'un girişi penaltı yaptırmak için...
Hukukta, adalette kasıt önemlidir. Kalecinin kastı ne; Baros'un kastı ne? Kalecinin kastı topu kurtarmak, Baros'un kastı penaltı almak. Hakem, Baros'un oyununa geldi.
Utanmadan kabahati hakem de buluyorlar. "Kaleci Borjan, Engin'e vurmuş da..." Engin'in kalecinin önünde ne işi var? Doğrudan sarı kartlık bir suç o... Sivas 2-1 galip durumda, oyunun son dakikaları oynanıyor, kaleci topu bir an evvel oyuna sokmak isterken Engin yolunu kesiyor. Kitapta yazıyor; sarı kart...
Benim futbol yorumcularım ki bunların içinde Bülent Yavuz gibi Merkez Hakem Komitesi Başkanlığı yapmış biri var. "Efendim hakem kalecinin yaptığına faul verseydi, Engin de kafayı atmazdı." Yok ya... 'Engin'in orada ne işi var?' demiyor Bülent Yavuz! Türkiye'de Merkez Hakem Komitesi Başkanlığı yapmış, şimdi hakem yorumculuğu yapıyor!..
Fatih Terim'in hakemi beğenmesini bir "Jest" olarak yorumladı benim medyam. Hayır; tabii beğenecek. Hakem sayesinde kazandı Galatasaray...
Galatasaray'ın birinci golü gol değil. Alenen ve resmen, dünyanın her yerinde ayağını fazla kaldırma endirekt serbest vuruş. Hakem golü verdi.
Penaltı; ben vermezdim. Tartışmaya açık ama ben vermezdim. Fatih Terim ile beraber seyredelim. Milan Baros'un topla alakası yok. Milan Baros, kalecinin oraya uzanacağını biliyor ve doğrudan kalecinin üzerine gidiyor ve ayaklarının ikisini birden yerden kesmiyor ki kaleciye takılsın ve düşsün. Milan Baros, penaltı almak için giriyor oraya... Kaleci penaltı yapmak için değil... Kalecinin uçuşu topu kurtarmak için... Milan Baros'un girişi penaltı yaptırmak için...
Hukukta, adalette kasıt önemlidir. Kalecinin kastı ne; Baros'un kastı ne? Kalecinin kastı topu kurtarmak, Baros'un kastı penaltı almak. Hakem, Baros'un oyununa geldi.
Baros'un penaltıdan önce de yerde kaldığı bir pozisyon var ama hakem orada devam ettirmeyi tercih etti. Belki o pozisyonda kart da düşünülebilirdi.
O pozisyonda hakeme "Aferin" dedim ama kartı çıkartmadı. Kartı çıkarsaydı Baros'a ikinciyi yapamazdı. Sadece Baros da değil. Semih'in hareketi!.. Net penaltı, kırmızı karttı. Kırmızı kartını çıkartmamak için penaltıyı da vermedi. 'Hem hem penaltı hem kırmızı kartı taşıyamam' dedi!
Sadece penaltıyı verme hakkı olsa o penaltıyı çalardı. O penaltıyı görmemeye imkan ihtimal yok çünkü...
Sonrası daha da komik; 'Maç bitsin' diye çırpındı. Galatasaray 18'i içinde Ayhan'ın yere düşmesine çaldığı ve Navradil'e sarı kart gösterdiği pozisyon var. Dünyanın bütün hakem kurslarında gösterilmeli. Paniğe kapılmış, panik atak içindeki bir hakem maçı bitirmek için nasıl savaşır? Ayhan hiçbir şey yokken kendini yere atıyor ki oyun dursun. Zaten saniyeler var. Galatasaray oradan topu tepsin, öteki tarafa gitsin de maç bitsin.
Tamam da Navradil'e niye sarı kart gösteriyorsun? Günahı yok, bir şey yok. Sarı kart niye; 'Ben faul olduğundan eminim' demek için!.. Temas bile yok. Çünkü kafasında 'Aman bu maç 2-1 bitsin' düşüncesi var. 'İki kırmızı kart nedeniyle beni ezerler, benim hakemliğim bitebilir. Ben perişan olabilirim. Aman bari maç 2-1 bitsin!'
'Ben iki kırmızı kartı da doğru çıkardım' yüreği yok. Son dakikalarda kendi doğru kararlarının ardında duramadığını gösterdi. 4 dakika uzattı; o 4 dakika ya oynandı ya oynanmadı. Tutsunlar kronometreyi...
Bir dakika uzatılmış maçın, 3 dakika daha oynandığını gördüm ben Türkiye'de... 4 dakika uzatıldı maç, 1.5 dakika oynandı! Tam bir hakem komedisi
Elmander'in gördüğü kırmızı kart da çok gereksizdi. Engin'e 'Nasıl kafa atarsın?' işareti yaptı ama Hayrettin'in ayağına bilerek bastı.
Engin'e 'Kafanı kullan' diyen adamın, bunu yapması anlaşılır gibi değil. 'Kafayla niye vuruyorsun! Ayağına bassana' demek istiyormuş demek ki!..
Sivas karşısında Terim'in sahaya sürdüğü kadro ve yaptığı değişiklikler de fazla beğenilmedi. Siz nasıl buldunuz?
Bu takımdan hiçbir şey olmayacağını Fatih Terim'in anlaması lazım. Bu kırmızı kartlar, bu sakatlıklar ilahi bir mucize... Yoksa Arena'da şu kötü Fenerbahçe'den ağır bir mağlubiyet bekliyor Galatasaray'ı...
Bugünkü Fener, 6 tane atan Fener olamaz. Fenerbahçe dünyanın en kötü futbolunu oynuyor çünkü... Her hafta daha kötü oynuyor. Normal bir Galatasaray o 6-0'ın acısını alır bu hafta... Ama Fatih Terim'in bu Galatasaray'da ısrar ettiği için yenmesi zor.
Her hafta takımı 10 kişi oynatan Kazım'ı oynatıyor.
Sivas maçında inanamadım. Sercan'a yaptığı tam bir katliam. Sercan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitse kazanır. 80'li dakikalarda Fatih Terim kimi kenara alır; Riera'yı... Çünkü o dakikalarda Riera bitmiş oluyor, yorulmuş oluyor. Savunmaya üçüncü stoperi koymak için oyundan çıkardığı adam her maçta o dakikada oyundan aldığı Riera değil, 5 dakika evvel oyuna soktuğu Sercan!.. Bir adamı ancak böyle öldürürsün.
'Sen bittin Sercan' dedi, Arena'nın skorborduna yazdı. Bunun anlamı bu... Ondan sonra Sercan ile ne konuşursa konuşsun. Sene başından beri olup bitenlere bak... Şu maçta olup bitenlere bak... Sercan'ın artık Fatih Terim'e inanması için saf olması lazım. Sercan'ın Fatih Terimli Galatasaray'da yeri yok. Aklı varsa gider. Çünkü Ünal Aysal da Fatih Terim de 'Kalmak istemeyeni biz tutmayız' diye bas bas bağırıyorlar. Çıksın desin ve 'Beni kiralayın' desin. Nereye giderse gitsin. Vanspor'a gitsin. Ama Galatasaray'da kalmasın. Fatih Terim, Sercan'ı küçük düşürdü çünkü... Sercan'ı aşağıladı. Sercan'ı yok etti.
On para etmez Kazım'ı bu kadar sahiplenen birinin, Sercan gibi bu ülkenin geleceğinde en az 10 sene yer alacak bir oyuncuyu böyle yok etmesi benim mantığım almıyor.
Fatih Terim'in futbolu ne kadar iyi bildiğini de biliyorum. O zaman bunlar bir takıntı sonucu... Fatih Terim'in bir Kazım takıntısı var; bir de Sercan takıntısı var. Biri olumlu biri olumsuz... Ölüyü diriltmeye uğraşıyor, diriyi de öldürtmeye uğraşıyor. Kaybeden de Galatasaray oluyor.
Ama şimdi; Fenerbahçe maçında Sercan'ı mecburen oynatacak. Sercan'ı da Gençlerbirliği maçında oynatıp kazanması lazım.
Nasıl ikna edecek? İnşallah eder.
Muslera inadı doğru çıktı. Son maçlarda Galatasaray'ı Muslera kurtarıyor. Fener maçında da o kurtarır gibi görünüyor.
Galatasaray'da sakat ve cezalılar çoğaldı. Üst üste de zorlu maçlar var. Nasıl çözüm bulunacak?
Ben Fatih Terim'in yerinde olsam; 1- Ujfalusi'yi sağ beke, yerine çekerim. Adam dünyanın en iyi hücum sağ beklerinden bir tanesi... Eboue'yi de onun önüne koyarım. Eboue ile Ujfalusi sağ kanatta karşına çıkan her takımın sol kanadını Fenerbahçe dâhil perişan eder. Çünkü ikisi de hızlı, ikisi de adam eksiltmeyi bilen ikisi de kanat oyununu çok iyi bilen isimler. Ama Eboue'nin savunma yanı eksik. Onun için o ileride oynayacak, bekte Ujfalusi...
Stoperde Servet ve Gökhan ile kendi keşfettiği Semih'ten ikisi... Hangisi iyiyse...
Solda bana kalırsa Çağlar'ı oynatması lazım. Hakan Balta bu kadar oynuyor. Bu kadarı da Galatasaray'a yetmez. Fatih Terim eğer geleceğin Galatasaray'ını yaratmak istiyorsa geçmişle bu kadar ısrar etmesin. Çağlar'ı kazandığı zaman Çağlar canavar gibi olur.
Ortada Selçuk; garip ve anlaşılmaz bir şekilde; yan ve arka futbolu oynuyor. Selçuk, Trabzon'da ileri oynayan tek orta saha adamıydı. Onu bu hale 'Fatih mi getirdi?' bilemiyorum. Bütün Galatasaray yan ve arkaya oynuyor. Mesela Fatih Terim'in Selçuk'a 'Yan pas, geri pas verirsen döverim' demesi lazım. Selçuk'u ileri oynatması lazım. Engin'i adam etmesi lazım. Kafasının içini...
Kendi sahanda 2-1 galipken maçın 81. dakikasında kendini oyundan attıran bir adama ben nasıl güvenirim! Fenerbahçe maçının 5. dakikasında yapmayacağı nereden belli! O maçta Engin'in cezalı olması Galatasaray'ın lehine ki 80. dakikaya kadar Engin Galatasaray'ın en iyi oyuncusuydu. Sen takımın en iyi oyuncusu ol, taraftar seni alkışlasın, kıyamet kopsun. Sen git durduk yere kaleciye kafa at kırmızı kart gör.
Ama burada da Fatih Terim'in bir yanlışı var. En başından beri ben "Bu takıma bir mentor lazım" diyorum. Fatih Terim hem beyin hem mentor hem kondisyoner hem bilmem ne olamaz.
Büyük hoca büyük takımla olur. Fatih Terim'in takımı yok. Şimdi Fatih Terim bu takımı bırakıp gitse o Fatih Terim'in takımından birinin Galatasaray'a teknik direktör olacağını aklından geçiren var mı? Yok. Kurduğu takım öyle çünkü...
Piontek giderken Türk Milli Takımı'nın teknik direktörünün Fatih Terim olacağını bütün Türkiye biliyordu. Piontek öyle takım kurmuştu çünkü... Ama Fatih Terim'in Galatasaray'da kurduğu takımlara bak 'Bundan sonra bu gelir' denilecek bir kişi bırakmadı. Mustafa Denizli de öyle...
Yani insan niye zayıf takımla çalışmak ister? Ben bir gazeteye genel yayın müdürü olsam Türkiye'nin en kuvvetli kadrosunu kurarım. Kurmuyorsam 'Kendimden şüphem var' demektir. Başka mantığı yok.
Ben Türkiye'nin en iyi gazetesini çıkarmak istiyorsam, Türkiye'nin en iyi adamlarıyla çalışmak zorundayım. Erkekçe'de çalıştım. O dergi niye 150 bin sattı? Türkiye'nin en iyi adamlarıyla çalıştım. Üstelik bunların hepsi hemen hemen Bab-ı Ali'den kovulmuş adamlardı.
Niye; sorunlu adamlar. Marifet sorunlu adamla başarılı olmak. Kabiliyetsiz adam sorunsuz olur çünkü. Kabiliyetsiz adam bilir kabiliyetsizliğini onun için sen ne dersen yapar. Ondan gazeteci olmaz. İyi yönetici sorunlu adamı çözecek adamdır. Büyük adam sorunlu olur, küçük adam sorunlu olmaz. Küçük adam küçüklüğünü bilir, tamam.
Erkekçe'nin başarısının bir numaralı sebebi benim bir yığın sorunlu adamı çok iyi yönetmemdi. Yöneticilik o... Yoksa 'O yazıyı oraya koy, bu fotoğrafı buraya koy' değil. Onu herkes yapar. Sorunlu adamları yönetebiliyor musun! Öyle sorunlu olanları vardı ki müesseseye gelmesini yasaklardım. "Gelme. Yazını gönder" derdim. Gelirse olay çıkacak. Benim onunla sorunum yok ki... Benim güzel yazıya ihtiyacım var. "Yaz gönder arkadaş. Nerede olduğunu bildir. Ben araba gönderir aldırırım."
150 bin öyle sattı Erkekçe... Bugün 3 bin satan 'İyi dergiyim' diyor. Bir yayın grubunun bütün dergilerinin toplamı 150 bin satmıyor. Tek başımıza 150 bin satıyorduk. Çünkü iyi adamlarla çalışıyorduk.
Galatasaray da Sivas maçında istatistiklere bakılırsa topa sahip göründü ama maçın sonunu zor getirdi.
İşte Galatasaray da oynuyor. Galatasaray'da öyle oynuyor. Gene o yayıncı kuruluşun 'Aptalca' kimse darılmasın 'Aptalca' lafımdan çünkü aptalca yayınladığı istatistiğe bakarsan topa sahip olma: Yüzde 68 Galatasaray, yüzde 32 Sivasspor.
Peki, şöyle bir istatistik yayınla bakalım; topun oynandığı alan yüzde kaç Galatasaray yarı sahası, yüzde kaç Sivas yarı sahası!.. Topa sahip olduğun 15 dakikanın yan ve geri paslarla 12 dakikasını kendi sahanda geçiriyorsan topa sahip olman ne işe yarıyor? Ne işe yarıyor; biri bana söylesin!
O maçta sana beraberlik veya 1-0 yetiyordur da vakit geçiriyorsundur itirazım yok. Rakip de razıdır beraberliğe orada tamam, sabaha kadar dolan dur. Ama kendi sahanda, Arena'da Fenerbahçe bir gün evvel maçı kaybetmişken senin Fenerbahçe'ye yaklaşma imkânı doğmuşken sen kendi yarı sahanda yarım saat topa sahip oluyorsun ol. Yüzde 80 topa sahip olsan ne olacak? Ben Galatasaray'ın rakibi olsam, bırakırım. 'Al kardeşim ben yoruldum. Sen orada oyna dur! Ben senin üstüne gelmem, göndermem bile adamımı oraya.' Sabaha kadar dolansın dursun.
İki stoper, iki bek, bir Muslera aralarında paylaşsın dursunlar. Sonra da istatistik yazsın: Topla sahip olma oranı Galatasaray yüzde 68, iyi pas 765... Ondan sonra Arena'nın tribünleri bomboş. Ünal Aysal ve Fatih Terim'in oradaki her boş koltuğun sebebini iyi düşünmeleri lazım. Düşünemezlerse giderler ve kötü giderler.
Oradaki boş koltuk neyi gösteriyor; Galatasaray seyircisi için, Galatasaray takımını izlemek heyecan verici değil, keyif verici de değil. Onun için adam zahmete katlanıp maça gelmiyor. 'Değmez' diyor. Galatasaray maçı için Van'a giderdi Galatasaray seyircisi. Fatih Terim o günleri bilir.
Şimdi Arena'ya gelmiyor. Neredeyse yürüyüş mesafesinde... Hava dünya güzeli... Kasım ayının sonunda şeker gibi, 15 derece sıcak. Pırıl pırıl, yepyeni bir stat... Hava atılacak 'Bütün dünya gelsin görsün' denen bir stat. Fenerbahçe bir gün evvel puan kaybetmiş, tribünlerin yarısı boş.
Niye boş demiyorsa Ünal Aysal; niye boş demiyorsa Fatih Terim giderler. Kısa zamanda giderler. Çünkü o zaman 'Sorunu çözemiyorlar' demektir. Dua etsinler fasulye ligi oynanıyor. Ciddi bir lig oynansa şimdiye kadar gitmişlerdi. Kimsenin umurunda değil bu lig. Futbol federasyonu sayesinde...
Fatih Terim'i anlayamıyorum, gerçekten anlayamıyorum. Bu takımdan ne köy olur ne kasaba. Bunu görmüyor. Hala bu ruhsuz adamlarla, bu spor ahlakından uzak adamlarla oynamaya devam ediyor.
Beşiktaş maçında seyirciyi tahrik eden Melo, PFDK'dan bir maç ceza aldı. Bu ceza yeterli miydi ve Galatasaray'ın itiraz etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Melo'nun yaptığı pisliğe bir maç lütfedip ceza vermiş PFDK. En az '5 maç verilmeliydi' bana sorarsan. 1 maç ceza vermiş! Savcılar soruşturma açmalıydı bana sorarsan... Sporda Şiddet Yasası'na aykırı yaptığı iş çünkü... Seyirci sahaya inse ölümler olurdu. O yasayı niye çıkardık biz? Melo seyirciye sinkafı söylemiyor, seyirciye sinkafı gösteriyor. Adamın cezası bir hafta! Savcılar da ortada yok ve bu bir haftaya Galatasaray itiraz ediyor! Ben geçen hafta "Galatasaray, Melo'yu derhal kovmalı" derken Galatasaray Yönetim Kurulu kararıyla, Melo'nun bir hafta cezasına itiraz ediliyor!
Yani İtalya'da 'Yılın Bidon'u seçilmiş (Yılın Bidon'u İtalya Ligi'nin en kötü futbolcusu demek), on para etmez bir adamı transfer ediyorsun, 'pitbull köpeğinin taklidini yapıyor' diye sempati topluyor, 'topu taca attım' diye zafer işaretleri yapıyor, kendini futbolcu zannediyor, bir şey oynadığı yok.
Bu adam bir de benim seyircime sinkaf hareketi yapıyor ve Galatasaray bir hafta cezaya itiraz ediyor! Kovması gereken adamı!.. 'Senin Galatasaray'da işin yok. Bu kulüp Türkiye'de ahlakı temsil eder' demesi gereken Galatasaray, o bir hafta cezaya da itiraz ediyor. Yani ben son haftalarda resmen Galatasaraylı olduğum için utanmaya başladım.