Beşiktaş, Konyaspor gibi organize bir takımı dahi rahatlıkla sürklase etti ve maçı farka götürdü. "Geçen sezonki şampiyon Beşiktaş dönüyor" diyebilir miyiz, yoksa bir maçlık bir performans mıydı?
METİN TEKİN: Tabii ki bunu bir maçta söylemek zor... Beşiktaş'ın geçen seneki oyununa dönmediğini ancak kadrosunun daha da güçlendiğini söylemiştim. Ama bu kadronun potansiyeli ile o güçlü oyunun da yakalanabileceğini gördük. Beşiktaş, Konya maçında bunu çok net ortaya koydu. Artık kadronun gücü, oyunla birlikte paralel gidiyor.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Ben Beşiktaş'ın geçen sezonun daha altında olduğunu hiçbir zaman söylemedim. Bu sezon da şampiyonluk yarışının sürekli içindeydi. Ayrıca Şampiyonlar Ligi'nden şanssız bir şekilde elendi. Oradaki güçlü rakipleri Benfica ve Napoli ile bir galibiyet, üç beraberliği var.
GÜRCAN BİLGİÇ: Beşiktaş, bu sezon Kadıköy haricinde her rakibe karşı kazanabileceğini gösterdi. İyi oynadı-kötü oynadı ama hep kazanmayı düşündü. Çok önemli oyuncular kaybetmelerine rağmen sürekli çözüm aradılar ve ara transferde de Babel gibi "nokta" bir isim buldular. Uzun boylu santrfor düşünüp, ilerde top tutmayı planladılar. Bu gerçekleşmeyince, Şenol Güneş dört forvetle hücumu kanatlara yıktı. Yani; çözüm üretti. En önemli sorunları ön bölgedeki kalite eksiğiydi. Bunu da baskılı ve rakibi zorlayan oyunla çözmeye başladılar. Bir maçlık diyemeyiz bu oyuna, mutlaka devamı gelecektir.

İSKENDER GÜNEN: Konyaspor maçında Beşiktaş'ın ortaya koyduğu oyun gerçekten izleyenlere büyük bir keyif verdi. Geçen yılki takımdan daha üst seviyede bir takım vardı sahada. Topa sahip olma, alan daraltma, her iki kenardan hücum organizasyonları, gol pozisyonu üretme ve sonuca gitme. Oynadıkları oyunda bu saydıklarımızdan ne ararsınız vardı. Devre arasında kadroya katılan oyuncuları da göz önüne getirdiğimizde, rekabete açık oluşan kadro zenginliğinin de oyuncu performanslarını daha da yukarı ittiği gerçeği var. Bu da gelinen noktada Beşiktaş'ın oynadığı oyunun en büyük göstergesi.
MURAT ÖZBOSTAN: Konya maçında Beşiktaş büyük bir patlama yaptı, sezonun en iyi futbolunu oynadı. Geçen sezonki şampiyon Beşiktaş dönmüştür. Babel ve Talisca, takıma renk kattı, eksikleri kapattı. Cenk Tosun, her geçen hafta daha iyiye gidiyor, Şenol Güneş "Eksikleri var" dese de... Atiba geldiği günden beri Beşiktaş'ı taşıyor. O takımın bir kahramanı ama bir kez çıkıp da ağzından en ufak bir şikayet duymadık. Beşiktaş'ın direği, her şeyi. Ben Beşiktaş'ın bu yarışı bırakmayacağını ve şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu düşünüyorum. Bu kadrosuyla, bu futboluyla Beşiktaş'ın ligde güle oynaya şampiyon olması lazım.
LEVENT TÜZEMEN: Avrupa-ligkupa üçgeninde mücadele etmek Konyaspor'un alkışladığımız, "Türkiye'nin en iyi kompakt futbolunu oynayan takımı" unvanına ciddi hasar verdi. Beşiktaş, farklı kazanırken senkronu bozulmuş bir Konyaspor'a karşı oynadı. Geçen sezon harika Beşiktaş'ın en büyük özelliği kadro istikrarının olması ve Şenol Hoca'nın geniş kadro kullanmamasıydı. Şimdi Beşiktaş'ın birçok mevkide oynayacak geniş bir kadrosu var. Bu sezon da Beşiktaş şampiyonluğun favorilerinden ama kadro derinliği ilk onbir oyuncularından oluşuyor. Yeni transferlerin kulübe için yapılmadığını düşünürsek; Şenol Hoca "Devedişi" gibi kadroyu "Kriz" çıkmadan yönetebilirse, Beşiktaş, keyif veren ve de kazanan takım olmayı sürdürür.

EN BÜYÜK ZARARI AZİZ YILDIRIM VERİYOR
Yıldırım'ın divan kurulundaki açıklamaları çok konuşuldu ama takım, konuşma sonrası ağır bir yenilgi aldı. Sizce Yıldırım'ın çıkışları, kulübe zarar veriyor mu?
GÜRCAN BİLGİÇ: Aziz Yıldırım, her başkan gibi kendisinin ve kulübünün çıkarlarını düşünüyor. Haksızlığa uğradığını iddia edip, bunları kendi tavrıyla anlatıyor. Haklı olduğu yerler var, kendisi ile çelişkiye düştüğü noktalar da... Bu açıklamaların futbolcular üzerinde zerre kadar etkisi olduğunu düşünmüyorum. Oyuncu, kazandığı paraya bakar. İki nokta önemli; tüm başarısızlığı hakemlere veya dış etkenlere fatura ettiğiniz zaman, oyuncudan veya teknik adamdan hesap soramazsınız. Koşmadığından, çalışmadığından, yanlış karar verdiğinden değil de sadece hakemden kötü sonuç aldığını iddia ederseniz, işte o zaman zarar verirsiniz. İkincisi; Fenerbahçe zaten Yıldırım'ın yüzünden kötü durumda… Transfer yapamıyor, ödemeler aksıyor, kulübe UEFA el koymuş. Yani konuşması değil, bizzat kendisi kulübe ve takıma zararı vermiş.
MURAT ÖZBOSTAN: Tabii ki veriyor. Divan Kurulu'nda Sayın Aziz Yıldırım; federasyonu, Beşiktaş'ı ve özellikle de her zaman olduğu gibi medyayı suçladı. Eskiden yaptığı bu açıklamalar, büyük ses getiriyordu. Ama artık eskisi kadar etkisi yok. Taraftar sonuçlara bakıyor. Fenerbahçe, bir transfer yapamayacak hale geldi. Neden? Bunu neden açıklamıyor sayın başkan? Emenike ve Van der Wiel, Dereağzı'nda idman yapıyor. Krasic de yıllarca yaptı. Siz bir yandan ekonomik sıkıntılardan bahsediyorsunuz diğer yandan da dünya kadar para verip getirdiğiniz adamlar, ter idmanlarıyla tıkır tıkır paralarını alıyor. Eğer Fenerbahçe'de bir takım sıkıntılar varsa, bunun nedeni mevcut yönetimdir.

METİN TEKİN: Sahada işler kötü gittiğinde buna birçok neden bulabilirsiniz. Yönetimden, başkan seviyesine kadar birçok gerekçe sayabilirsiniz. Zaten kamuoyuna baktığımızda da bunun örneklerini görebiliyoruz. Ama gerçek olan sahada yaptığınız işlerdir. Tabii ki bunu organize etmesi gereken, sosyal ilişkileri kuran yönetimdir. Bir şekilde yönetimi eleştireceksek oyuncu yapılanmasının yanlış yapılmasından bahsedebiliriz. Sayın Aziz Yıldırım'ın açıklamalarından bahsedecek olursak, ben hiçbir zaman bu tür konuşmaları onaylamam. Benim futbola bakışım biraz romantik de olabilir. Ama kulübün haklarını korumak için esas olan oyuna zarar verecek açıklamaların takıma hiçbir getirisi olduğunu düşünmüyorum. Kulüplerin çıkarını değil, değerlerini koruyacaksınız. En önemli şey budur.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Bu tip beyanatlar, bir takıma hiçbir zaman fayda getirmez, aksine zarar getirir. Hem kendi oyuncularınızın hem teknik ekibinizin motivasyonunu bozarsınız hem de rakiplerinizi hırslandırırsınız. Ama başkan Aziz Yıldırım, bunları hiçbir zaman göz önünde bulundurmadı. Canı istediği zaman birden bu tip beyanatlarla gündem yaratmayı seviyor.
İSKENDER GÜNEN: Bugünün sorunu değil. Yıllardır Fenerbahçe'nin sorunu huzursuzluk üstüne kurulu bir sistem... Galibiyetle biten maçlardan sonra bile yöneticilerin verdiği mesajlar çoğu zaman agresif. Aziz Yıldırım'ın en büyük yanlışı; özeleştiri yapmaması ve başarısızlıklarının nedenlerini hep başka yerlerde araması. Yapılan oyuncu transferleri ve teknik adam değişikliklerini bir kere düşünsün… Özellikle sezon başı transferlerde çok büyük yanlışlıklar yaptığı gerçeği var. Fenerbahçe, Gökhan Gönül ve Caner transferlerindeki yanlışları göz önüne getirsin. Başarı için teknik adamoyuncu- yönetim birlikteliğinin çok önemli olduğu gerçeği gözardı edildiğinden Fenerbahçe'nin bugün içinde bulunduğu durum sürpriz sayılmamalı.
LEVENT TÜZEMEN: Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım'ın son Divan Toplantısı'nda TFF'yi, hakemleri ve Beşiktaş'ı hedef alan konuşmaları "Sadrazam ve üç mektup" hikayesine benziyor. Nedir bu hikaye: Padişah'ın görevden aldığı sadrazam yerine atanan hırslı, ateşli ve idealist genç sadrazama görevi teslim ederken üç mektup bırakır.. Ve şöyle der; "Başın sıkıştığında bir no'lu mektubu aç bak.." Genç sadrazam önce iyi gider, ancak işler sonra sarpa sarmaya başlayınca aklına görevi aldığı sadrazamın bıraktığı mektuplar gelir. Ve genç sadrazamın açtığı bir no'lu mektupta şöyle yazar: "Yapacağın ya da yapamayacağın bir sürü vaatte bulun. Sıkışırsan ikinci mektubu aç.." Vaatler işe yaramayınca genç sadrazam hemen ikinci mektubu açar ve okur: "Kendinden öncekileri karala.. 'Benim suçum yok' de... Sıkışırsan üçüncü mektubu aç..." İhtiyar sadrazamın genç sadrazama bıraktığı üçüncü mektupta da şöyle yazar: "Benim gibi üç tane mektup yaz!"

YARIN
Galatasaray'ın aldığı istikrarsız sonuçların nedeni ne?
Trabzonspor'un genç yıldızı Yusuf Yazıcı nereye kadar ilerleyebilir?
Türkiye Kupası'ndan bir devi eleyecek Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinden beklentiler neler?