Son dakika... UEFA Avrupa Ligi'ndeki temsilcimiz Fenerbahçe, Helsinki'yi 5-2 yenerek adını gruplara yazdırdı. İlk maçı Kadıköy'de 1-0 kazanan Pereira'nın öğrencileri, zorlanmadan tur atladı. Valencia attığı 3 golle zaferde başrol oynayan isimdi. Fenerbahçe'nin 5 gollü galibiyetini Sabah Gazetesi'nden Gürcan Bilgiç ve Ömer Üründül yorumladı.
Ömer Üründül, Fenerbahçe'nin 2 büyük sorunu olduğuna dikkat çekti. İşte Ömer Üründül ve Gürcan Bilgiç'in o değerlendirmeleri...
ÖMER ÜRÜNDÜL - VALENCİA İYİ AMA SANTRFOR ŞART
İstanbul'da ilk maçı izledikten sonra çok zayıf bulduğum Helsinki takımının rövanşta F.Bahçe'ye kötü bir sürpriz yapacağı bana göre mümkün değildi.

Kısa süre sonra da Valencia güzel bir ikinci gol attı. Bundan sonra skor avantajıyla rahatlayan F.Bahçe rehavete girince Helsinki bir gol buldu. Bu golden sonra takımı tekrar oyuna döndü. İkinci yarının da hakimiydi. Bunun sonucunda üçüncü gol geldi.

Ama bir paragraf açayım. Bu hazırlığıyla ve bitirişiyle mükemmel bir goldü. Sonra yine doğal olarak tempo düşüp takım rahatlayınca ve oyuncu değişikliğiyle düzen de bozulunca Helsinki'den bir gol daha geldi. Tekrar hareketlenen F.Bahçe işi noktaladı...

Gelelim genel görüşlerime, ben yeri geldikçe vurgularım. Orta sahanın ortasında belli süreler hariç Sosa-Gustavo ikilisine karşıyım. Pereira dün gece Zajc'ı Sosa'nın yanına monte etti. Gustavo'yu kesemeyeceğinden Serdar Aziz yerine Gustavo'yu üçlü defans yerine koyma cinliği gösterdi.

İrfan Can'ın sakatlığında sağ kulvarda orta sahanın sağında Sangare ve onun önünde de Osayi gibi kanatta oynama özelliği olan iki oyuncu olunca bu kulvar iyi çalıştı.

Sahanın yıldızı hat-trick yapan Valencia sonra ikinci bir numaralı isim de Sangare'ydi. F.Bahçe'de iki tane çok önemli sorun var. Valencia çok iyi oynasa da bir santrfor şart ve hâlâ bulunamadı.

İkinci de ülkemiz şartlarında yıldız futbolcu ayrıcalığıyla yeri garanti olan Mesut Özil'in fizik gücünde hiçbir olumlu gelişme olmaması!

GÜRCAN BİLGİÇ - MESAJLARIN GECESİ
Enner Valencia 52'de attığı estetik golüyle skoru 3-1 yaptı ve aslında maçın bitiş düdüğünü çaldı. Sakatları ve bonservis mağdurları nedeniyle gençler yine kulübede yerlerini aldılar. Gustavo stopere geçti, Sosa ve Zajc merkezi tuttu. Sonrasında Valencia'nın imza günü başladı. Elbette Nazım Sangare'nin 60 metrelik müthiş bir deparla auta giden topu çizgide yakalamasıyla birleşen ustalıktı bu.

Bu ikili üçüncü golü de ürettiler. Kadıköy'deki sıkıntılı dakikalarla geçen ilk maçın endişelerini de rafa kaldırıp, play-off'un keyfini, hazırlık maçı tadında geçtiler. Defans arkasına özellikle Szalai ile toplar kullanarak, oyunu sete döndürmek yerine direkt kaleye hareketlenen anlayışla, ön tarafta coşkulu baskı yapmasıyla Fenerbahçe tehdit eden karakterine geri döndü. Bu maç nasıl oynayacağının son belgesiydi.

Oyuncular değişecek ama tavır aynı. Helsinki'nin iki golü, iki devrede bulduğu tek pozisyon geldi. Kaleci Altay'ın yere yatmadığının, sahasında beklerken Fenerbahçe'nin takım olarak pozisyon vermediğinin de altını çizelim.

Valencia, Finlandiyalılar'da heves de bırakmadı, hırs da. Ama 80'den sonra, Fatih'in (18) de oyuna girmesiyle, Fenerbahçe'nin ön tarafı Arda (16) ve Muhammed (20) ile 18 yaş ortalamasına geldi. Bu çocuklar bir tane kendileri attılar, bir tane de rakibe kendi kalesine attırdılar. Sadece beş gollü bir zafer gecesi değildi yaşanan, birbirini kucaklayan oyuncuların kalplerini taraftarla birleştirmesiydi.

3 resmi maçta kalesini gole kapatan takımın iki tane birden yemesi sürpriz değil. Daha önceki maçların kahramanı Altay oluyordu. Bir bakıma "gol yememe" serisi takımda baskı da yaratabilirdi. Bundan kurtuldular. Kazanmanın, tur atlamanın öne geçtiği bir maçtı bu. Sakatlar, eksikler, tamamlanmayan transfer hamleleri varken, iyi-kötü tartışılmaz.