Sarı-lacivertli kulüpte 6-7 Haziran'da yapılacak seçimli olağanüstü genel kurulda başkanlığa aday olmayan Sadettin Saran, başkanlık dönemiyle ilgili konuştu.
Göreve geldikleri seçimin tarihinin yanlış olduğunu aktaran Saran, bir TV kanalına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Ali Bey'e (Koç) de bunu söyledim, kamuoyuna da söyledim. Sanıyorum ki herkes benimle hemfikir. Her branşta sezonların başlamış olduğu, çok fazla müdahil olamayacağımız bir zamanda geldik. Bir de seçim sürecinde kendini Fenerbahçeli diye adlandıran insanların başlattığı karalama kampanyası... Yok işte aday olamaz, aday olursa hak mahrumiyeti gelir. Hatta kazandıktan sonra aynı gün mazbatayı da vermeyecekler, mazbatayı alamayacak haberlerine rağmen buralara geldik. Bu süreç özellikle sporculara negatif yönde etki yaptı. Özellikle Samandıra'ya. Hatırlarsanız ben, 'Samandıra'da ölü toprağı var, onu kaldırmaya geliyoruz.' demiştim. Maaşları ödeyemez gibi söylemler orada çok büyük etki yarattı. Dolayısıyla bulduğumuz Fenerbahçe'de güveni sarsılmış, umudu kırılmış, morali yerlerde olan bir camia vardı."
"BENİ ARAYANLARIN YÜZDE 99'U TEDESCO'NUN GÖNDERİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ"
Sadettin Saran, göreve geldiklerinin ikinci gününde Dinamo Zagreb karşısında ağır bir yenilgi yaşadıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
"Samandıra'ya gittiğimde, 'Eyvah.' dedim yani, 'Yarın Zagreb'den çok kötü bir sonuçla geleceğiz herhalde.' dedim. Dolayısıyla döndükten sonra da mağlubiyetin ardından kamuoyunda hocamızı göndereceğimiz yönünde bir beklenti vardı ve beni arayanların yüzde 99'u hocanın gönderilmesi gerektiğini söyledilerSadettin . Ben hocayı da davet ettim. 'Niye bu iş bu noktaya geldi?' dediğimde, söylediği şeylerin makul olduğunu, gereken desteği görmediğini, yapılması gereken bazı şeyler olduğunu ve bunlar olursa da düzelebileceğini düşündüm. Ona 'Sen 6 haftalık hocasın, ben de 6 günlük başkanım. Ben sana destek vereceğim. Sana oyuncuların güven duymasını sağlamak adına ne gerekirse yapacağım ve kararları da teknik kadro olmadan biz almayacağız.' dedik ve o gün böyle bir karar aldık. İlk işlerimizden biri kadro dışı bırakmaktı ki bu çok zordur. Çoğu da zaten tanıdığım insanlar ama dediğim gibi, hocaya o güveni tesis etmek adına böyle bir karar alınması gerektiğine ben ikna oldum. Teknik kadro bizi bu konuda ikna etti ve gerekeni yaptık."
"FENERBAHÇE'NİN GELİR SORUNU YOK"
Sarı-lacivertli kulübün başkanı, Fenerbahçe'nin gelir konusunda sorunu olmadığı dile getirdi.
Saran, mali konular ve kadro planlamasıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
"Fenerbahçe'nin gelir sorunu yok, gelir oluşturma sorunu yok. Gider sorunu var. Geldiğimizde de bu maalesef senelerdir hiç değişmemişti. Hatta son zamanlarda daha da kötüye gitmişti. Kadroda olmayan, formayı giymeyen, oynamayan oyunculara çok maaş veriliyor. Böyle 1-2 değil, önceki yıllardan kalan çok oyuncu var. Fenerbahçe bir türlü omurgasını oturtamadı. Sürekli sil baştan bir kadrolaşma var. Biz buna engel olmaya çalıştık. Omurgasını tekrardan her sene yapmak zorunda kalmayacağı, sürekli birden fazla hocaya maaş veya tazminat ödenmeyeceği bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Bizim zamanımızda iki hocaya tazminat ödeniyordu, maaş ödeniyordu. Bunların olmayacağı bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Guendouzi, Kante ve Sidiki transferleri, her ne kadar eleştirilsek de bu amaca hizmet için yapılan transferlerdi. Yani bugün Fenerbahçe'nin orta sahası sadece bugüne kadar gelmiş geçmiş Fenerbahçe'nin en iyi orta sahası değil, Türkiye'nin en iyi orta sahası ve 3-4 sene emanet edebileceğiniz bir orta saha. Bizim zamanımız, vaktimiz yetseydi, bunu defans için de yapacaktık. 3-4 sene emanet edebileceğimiz bir takım oluşturacaktık. Kısmet olmadı."
"ALDIĞIMIZDAN DAHA İYİ BİR FENERBAHÇE BIRAKTIK"
Sadettin Saran, görev geldikleri zamana oranla daha iyi bir Fenerbahçe bıraktıklarını aktardı.
Saran, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Transferleri yaparken şunu unutuyor insanlar; ara transfer çok çok zordur. Biz bir yaz transferi yaşayamadık. Hiçbir takım oyuncusunu kolay kolay devre arasında bırakmak istemez. Bir oyuncu da ailesiyle kışın ortasında kalkıp bir takıma gitmek istemez. Ona rağmen biz 5 transfer yaptık. Adaylardan biri, '1-2 takviyeyle gayet güzel olur bu takım.' diyor. Niyetimiz de zaten vardı. Bizim belirlediğimiz oyuncuların çoğuyla da konuşuluyor, iki taraf da konuşuyor. Bence biz, aldığımızdan daha iyi bir Fenerbahçe bıraktık. O gün o transferleri sadece günü kurtarmak için yapmadık. En çok da bu Cherif konusunda eleştirildik ama bunların hepsi hem bir plan çerçevesindeydi hem de teknik kadroyla konuşularak yapıldı. 'Yok o istenmiş, o istememiş.' hepsi yalan. Beraber karar verildi ve günü kurtarmak için değil. Tüm yaşananlara rağmen görev süremiz boyunca Fenerbahçe tarihinin en çok kupa kazanan yönetimi olduk. Bence bu da bizim ortaya koyduğumuz iradeyi, Fenerbahçe için nasıl çalıştığımızı gösteren bir sonuç diyelim."
GALATASARAY DERBİSİNİN ARDINDAN
Saran, ligde şampiyonluk yarışını etkileyen 31. haftadaki Galatasaray derbisinin ardından teknik direktör Domenico Tedesco ile bağların koptuğunu belirtti.
Çok eleştirildiklerini vurgulayan Sadettin Saran, şunları kaydetti:
"Hiç göndermeyebilirdik, hiç risk almayabilirdik. O kararı aldık, ertesi gün bana stadın içinde ilk defa hakaret edildi. Kaybettiğimiz Galatasaray maçından sonra bana gelen teknik rapor; hocamızla oyuncularımız arasındaki bağın koptuğuydu. Böyle devam ederse bu saatten sonra puan almakta da çok zorlanacağımızdı. O yüzden öyle bir karar aldım. Çünkü Şampiyonlar Ligi'ne katılmak çok önemli ve bizden sonraki ekibe Şampiyonlar Ligi'ne katılması için elimizden ne geliyorsa yapmamız gerektiğini, Fenerbahçe için doğrusunun bu olduğunu düşünerek bu kararı aldık. Karar da doğru çıktı."
Sosyal medyadaki tepkilere de değinen Saran, "2-0 mağlupken kendi evimizde yuhalandılar. Ama ondan öncesi de var; bir sürü maçımızda çok kritik yerlerde, yuhalanırım korkusuyla oynamadılar. Buna da mesela sosyal medyada tepki oluyor. Nasıl istemezler? Ama çok insani bir şey. Şimdi bunları unutmayalım. Kaç yaşında çocuklar bunlar? Koca koca insanlar etkileniyor, 'Sosyal medyada şunu demişler, bunu demişler.' diye. Hele bir de eşine, çoluğuna, çocuğuna, nişanlısına... Adam oynayacağı varsa oynayamıyor, istemiyor. Bu oyuncuların kaçıp gitmesinde vesile olanlar, bu ortamın oluşmasına müsaade eden bu insanların çoğu zamanında bu kulüpte yöneticilik yaptı. Çoğu da ileride yöneticilik yapmak için bunu yapıyor. İşte bahsettiğim Fenerbahçe düşmanları bunlar. Başka yerlerde aramayın düşmanları. Bu koltukta, bu yönetimde, buralarda bulunmuş insanlar, sosyal medya üzerinden bunu yapıyorlar. Bu mu Fenerbahçelilik?" değerlendirmesinde bulundu.
"TÜRK OYUNCULARIMIZ, KENDİ SAHAMIZDA OYNAMAK İSTEMEDİ"
Saran, devre arasında Suudi Arabistan ekibi Al-Ittihad'a transfer olan Youssef En-Nesyri ve takımdaki Türk oyuncularla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Tribünlerdeki yuhalanmalar ve sosyal medyada yazılanların etkisiyle ilgili Saran, "İlk defa duyacaksınız. En-Nesyri için bizi 'adamı sattılar' diye eleştiriyorlar ya... Kocaeli maçında hoca onu 65. dakika civarında oyundan çıkardı. Maç bittikten sonra oyuncular soyunma odasına geldiğinde, En-Nesyri duşunu almış ve vedalaşmadan gitmişti. Çünkü yuhalanmanın, sosyal medyada yazılanların etkisi oluyor. Diğer oyuncunun karısı için yazılıyor. Bunlar gencecik insanlar; etkilenmiyorlar mı sanıyorsunuz? Biz transfer yaparken artık, 'Bu oyuncu böyle bir baskıyı kaldırabilir mi?' diye de bakıyoruz. Oyuncularımızın birçoğu, özellikle de Türk oyuncularımız kendi sahamızda oynamak istemedi." diye konuştu.
"BAZI HİKAYELERİN GÖREVİ DE BAZEN YARIM KALMAKTIR"
Sadettin Saran, görev sürelerini "yarım kaldı" diye nitelendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bazı görevlerin, bazı hikayelerin görevi de bazen yarım kalmaktır. Bu da yarım kaldı. Devam etmek kadar geri çekilmeyi bilmek de önemlidir. Ne kadar uzun süreyle yaptığın değildir, neler kattığındır bence esas fark. Ne niyetle yaptığındır bence esas fark. Bu konuda içimiz rahat. Bu 8 aylık süreç bize 8 sene gibi geldi. Arkadaşlar da 'Ne kadar yıprandın?' diyorlar. Tabii ki içimizde bazı şeyler kaldı. Geriye dönüp baktığımda, keşke hazırlık kampını beraber geçirebilseydik, keşke bir yaz transferini, esas önemli olan bir yaz transferini beraber yapabilseydik, bunlar içimde kaldı. Ama ben bu göreve bir makam sahibi olmak için gelmedim. Bu koltuğun her şeyi yapabileceğine inanan insanlar, bu koltuk için her şeyi yaparlar. Ben öyle biri olmadığımı gösterdim. Önemli olan benim geldiğim koltuğa bir şeyler katmamdı. Bu konuda bir şeyler yaptığımızı düşünüyorum. Hiçbir maç kaçırmadım. Masa tenisine, atletizme, boksa, yüzmeye gittim. Yüzücülerle beraber antrenman yapacağız. Ben de katılacağım tabii. Onlara göstereceğim birkaç şey."
"ZAMANI GELİNCE GİTMEYİ BİLMENİN DE ÖNEMİNİ BU CAMİAYA GETİRDİK"
Sadettin Saran, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Bir kere biz gelirken de ezber bozduk. Kimseye sataşmadık, kazandık. Giderken de ezber bozuyoruz. Fenerbahçe'de şunu getirdik, uzun yıllar burada aday olmak çok zordu. Gitmek de çok zordu. Biz artık bunun ikisini de kolaylaştırdık. Aday olmanın da, zamanı gelince gitmeyi bilmenin de önemini bu camiaya getirdik diye düşünüyorum. Bizi eleştirdiler, 'Geçici yönetim.' dediler. Keşke birtakım insanlar da bu görevlerin geçici olduğunun farkına varsalar. Hepimiz burada geçiciyiz. Tek kalıcı yer Fenerbahçe. Ben rahmetli babamdan dolayı 5 yaşımdan beri Fenerbahçeliyim. Fenerbahçe sevgim tartışılamaz. Görevi bırakıyoruz ama söylememe de lüzum yok, Fenerbahçe'nin emrindeyim. Sadece ben değil, ben ve arkadaşlarım Fenerbahçe'nin emrindeyiz. Hafta sonu da güzel bir demokrasi şöleni olur inşallah. Fenerbahçe'deki iklimin değişmesi lazım. Biz buraya sevgi getirmeye çalıştık, umut getirmeye çalıştık. Şimdi adaylar birlik beraberlik diyor ya seçim sürecinde bunu söylüyorlar. Biz seçildikten sonra bunu yaptık, yapmaya da çalıştık. Biz Fenerbahçeli gibi davrandık. Bundan sonra da böyle olmalı. Tüketmek değil, büyütmeye Fenerbahçe'nin ihtiyacı var."