MURAT ÖZBOSTAN: Fenerbahçe: 5 haftada 7 puan ve yine puan kaybı… Fenerbahçe'de sorun artık teknik direktör mü, kadro mühendisliği mi, yoksa kulübün futbol aklı mı?
AHMET ÇAKAR: Bu işten yönetim hariç herkes sorumlu. Talisca'nın gönderilmesi, kırmızı çizgi kapsamında vahim bir hatadır. Talisca'nın gönderilmesi teknik bir karardı, kadroyu zayıflatan bir tasarruftu. Dolayısıyla gönderilmesine İsmail Kartal izin vermiş olmalı ki gitti. Eğer bir gün Kartal, 'Ben istemedim, başkaları gönderdi' derse bu mazeret, geçersizdir. Eğer Kartal'a rağmen gönderilmişse sen o teknik direktörlük koltuğunda nasıl oturabiliyorsun? Gelelim diğer vahim olaya… Kartal bayram değil seyran değil geri dönüşü olmayacak şekilde istifa etti, gitti. Fakat ne hikmetse 24 saat sonra geri dönmek zorunda kaldı. Bunun adı ihanettir. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi mazeret olarak atılan bir adet su şişesini gösteriyor. Adama gülerler!
BÜLENT TİMURLENK: F.Bahçe'de yıllardır her puan kaybı sonrası gerek camia içinde gerekse medyada doğru teşhisler yerine her seferinde sürekli yeni transferler konuşuluyor. 'Bu gitsin, o gelsin' ile nasıl takım olabilirsiniz ki! Geçen sezon devre arasında santrforları göndermek, Talisca'yı kontenjana kurban etmek… İsmail Kartal, tribündeki taraftarın kendisine inanmadığını biliyor. Elbette bu inançsızlık su şişesi atanların terbiyesizliğiyle açıklanamaz. G.Antep maçından sonra da aynı şey oldu. Ömer Ağabey (Üründül) dışında istikrarlı olarak gidişatı analiz edebilen hiç kimse yok. Roma beraberliğinin getirdiği havayı bozan İsmail Kartal'ın ta kendisidir. Burası F.Bahçe, baskı altında çalışamıyorsanız F.Bahçe'yi televizyondan seyredeceksiniz.

İSKENDER GÜNEN: Asıl sorun kulübün genel futbol aklındaki istikrarsızlıktır. Yıllardır süregelen her başarısızlıkta sıfırdan kadro kurma ve teknik adam değiştirme alışkanlığı, takımın taktiksel bir kimlik ve oyun omurgası kazanmasını zorlaştırıyor. Oyun kurulumunda yaşanan ağır karar verme süreçleri, saha içi yardımlaşma eksikliği ve kriz anlarında takımın taktiksel disiplinden kopması, yönetimsel seviyedeki stratejik belirsizliğin sahaya yansıyan kaçınılmaz sonuçlarıdır.
ÖMER ÜRÜNDÜL: F.Bahçe ligde iyi durumda değil. Bana göre ilk maçta kadro mühendisliğinde ciddi hata var. Fizik güçleri kötü olan Asensio ve Talisca'ya karşıyım. En önemli hata ise kuvvetli, oyunun iki yönünü oynayan, devamlılığı olan bir orta saha oyuncusunun alınmayışı. İsmail Kartal'ın da tabii ki hataları oluyor. G.Birliği maçında İrfan Can, Asensio ve Talisca'nın birlikte oynaması, büyük kadro yanlışıydı. Beşiktaş derbisinde de en azından ikinci yarıdaki tabloyu gördükten sonra İsmail Yüksek hamlesini yapmayışıydı. Psikolojik olarak da Kartal baskıyı kaldıramıyor.
BEŞİKTAŞ BU SEZON G.SARAY'A KAFA TUTACAK
ÖZBOSTAN: Beşiktaş: 4 galibiyet, 1 mağlubiyet ve 12 puan… Siyah-beyazlılar gerçekten şampiyonluk yarışının güçlü adayı mı?
ÇAKAR: 4 Büyükler arasında hemen hemen az sorunu olan takım Beşiktaş. Taraftar, yönetim, hoca ve oyuncular bütünleşmiş durumda. Yeni gelen transferler genelde başarılı bir performans çiziyorlar. Bu sene Beşiktaş için o sene olabilir.
TİMURLENK: Arda'nın Atletico Madrid'e gittiği sezonda göreve gelen Diego Simeone'nin bir kaybedenler kulübü haline gelen takımı nerelere taşıdığını yıllar içinde gördük. Bunu söylemek için erken de olabilir ama İtaliano'nun yıllardır yarışın içinde aralık ayı sonrasına kalamayan Beşiktaş'a getirdiği hava, tribünlerde oluşturduğu inanç ve takımın iştahı, İtalyan teknik adama baktığım zaman Diego Simeone benzeri bir hikâye görüyorum. Derbiyi kazanan Beşiktaş, sonuna kadar yarışta olur.

GÜNEN: Sezona iyi başlamak ve tribünlerle yakalanan bağ, çok kıymetli; ancak lig maratonu yalnızca ilk haftalardaki yüksek coşkuyla kazanılmaz. İtaliano'nun takıma kazandırdığı önde basan, tempo odaklı ve agresif oyun kısa vadede netice verse de yaşanacak olası sakatlıklar, kart cezalıları ve sıkışık maç takviminde kadro alternatiflerinin ne kadar yanıt vereceği belirsizdir. Özellikle geriye düşülen maçlarda geliştirilecek B planı ve zorlu deplasman serilerindeki savunma direnci, Beşiktaş'ın gerçek anlamda dayanıklılığını belirleyecektir.
ÜRÜNDÜL: G.Saray ile Beşiktaş arasında geçecek gibi görünüyor lig. Beşiktaş'ta en büyük artı, kadro planlamasının günümüz futbolunun atletizme döndüğü düşünülürse doğru yapılması. İdman sistemi çok önemli, İtaliano bu konuda başarılı. Çünkü takım koşuyor. Ama onların da bir Alanya mağlubiyeti gerçekten beklenmeyen bir olaydı.
BİREYSEL YETENEKLER ASLAN'I ZİRVEDE TUTUYOR
ÖZBOSTAN: Galatasaray: 13 puanla lider ve namağlup… Sarı-kırmızılılar yine şampiyonluğun en büyük favorisi mi, yoksa görülen bazı sorunlar ileride alarm verebilir mi?
ÇAKAR: G.Saray, kadrosu ve muhteşem ofans gücüyle tabii ki favorilerin en başında geliyor. Türkiye liginde fazla bir problem yaşayacaklarını düşünmüyorum. Ancak aynı şeyi Şampiyonlar Ligi için söyleyemeyiz.
TİMURLENK: Okan Buruk, bir sezonda 14 mağlubiyet almış bir G.Saray'ı teslim alıp 4 sezon sonunda ligde sadece 12 mağlubiyet yaşamış bir teknik adam. Sadece bizde değil her ligde son şampiyon eğer kadrosundaki önemli yıldızları satmamışsa üstüne takviye yapmasa bile şampiyonluğun doğal favorisidir. Osimhen'i kadroda tutmak yapılan bütün transferlerden daha önemliydi. Buruk, Trabzon deplasmanında kazanırsa yarış ilerleyen haftalarda Beşiktaş-G.Saray yarışına dönebilir.

GÜNEN: Kadro kalitesi, yedek kulübesinin zenginliği ve son yıllarda kazanılmış olan 'galibiyet alışkanlığı' G.Saray'ı lig yarışının en güçle ve doğal favorisi konumunda tutuyor. Fakat skorsal başarının ötesinde saha içi organizasyonunda göz ardı edilmemesi gereken ciddi taktiksel zaaflar yer alıyor. Bir de Osimhen'sizlik. Ön alanda yapılan yoğun baskı esnasında bloklar arasında bırakılan geniş boşluklar ve savunma çizgisinin arkasına atılan derinlemesine paslara karşı yaşanan yerleşim aksaklıkları ciddi alarm vermekte. Bu kurgusal problemler, lig seviyesindeki pek çok maçta yeteneklerle çözülse de üst düzey derbi mücadelelerinde veya Avrupa arenasında telafisi zor puan kayıplarına yol açabilir.
ÜRÜNDÜL: G.Saray, Avrupa'da sıkıntılar yaşar ama Türkiye liginde bana göre yine bir numaralı favoridir. Çünkü kadro yapısı ligdeki maçlarda çok iyi oynamasa da istediği neticeleri genelde getiriyor. Son 4 senede de bunları yaşamıştık. Bu sene de aynı görüşteyim. G.Saray'da Osimhen ön plana çıkıyor ama onun dışında da çok önemli oyuncular var. Leao önemli bir transfer. Benim için her zaman önemi ciddi biçimde görülen iki kişilik presçi Torreira var.
REİS'İN TECRÜBESİ KATKI SAĞLAR
ÖZBOSTAN: Trabzonspor: 5 haftada 7 puan ve son olarak Konya yenilgisi… Yeni hoca Thomas Reis dertlere derman olur mu?
GÜNEN: Yine bir dejavu yaşanmakta. Şampiyon olduktan sonraki süreç ve geçen 4 yıldan sonra Fatih Tekke ile başarılı bir sezon ve kupa… Ama gel gör ki sorun kendi içinde. Her başarıdan sonra nedense yanlışlıklar ortaya çıkmakta. Bugün de takımda taşların bir türlü yerine oturmamasının temelinde hücum omurgasındaki ritim kaybı, kanat organizasyonlarının beklenen üretkenlikten uzak kalması ve saha içi lider eksikliği yatmaktadır.

Karşı ataklarda yaşanan ağır karar verme süreçleri, savunma ve hücum hattı arasındaki kopukluklar ve kırılgan takım direnci son Konyaspor mağlubiyetiyle krizin boyutunu netleştirmiştir. Bugün anlaşma yapılan Thomas Reis, disiplin, kondisyon ve taktiksel düzen sağlama konusunda tecrübeli bir isim olsa da savunmadaki bireysel hatalar, orta sahanın yaratıcılık problemi çözülmeden ve iki kenar da daha efektif kullanılmadan tek başına teknik adam dokunuşunun kısa sürede tüm dertlere derman olması oldukça zordur.
ÜRÜNDÜL: Trabzonspor'un inişli çıkışlı grafiği var. Saha içi düzeninde sıkıntılar var. Takımların kalbi orta saha. Bu problem Trabzonspor'da ciddi biçimde ortada. Salah çok ses getirdi ama her şeyden önce takım oyunu ve sistem önemli. Ben her zaman söylüyorum, bir büyük takım hiçbir zaman tek bir futbolcuya endeksli olmaz.