Fenerbahçe, bugün TFF 2. Lig ekibi Beyoğlu Yeni Çarşı ile Türkiye Kupası'nda karşılaşacak. Beyoğlu Yeni Çarşı'da yetişen, sonrasında F.Bahçe ile lig şampiyonluğu yaşayan Abdullah Ercan, SABAH Spor'a özel açıklamalarda bulundu ve şunları söyledi:
Futbola Beyoğlu Yeni Çarşı'da başladım. Ağabeyim de orada oynuyordu. Ben minik takımda başladım, 12 yaş grubunda forma giydim. Beyoğlu Yeni Çarşı, Boğazkesen'in takımıdır; Galatasaray Lisesi'nin yan sokağının aşağısındadır. Amatör olmasına rağmen çok bilinen, kendine has bir kulüptü. 16 yaşındayken Genç Milli Takım'a seçildim. Amatör ligden milli takıma seçilmek o dönem çok zordu ama biz bunu başardık.

103 GOLLÜ SEZONDA ORADAYDIM!
1989'da F.Bahçe ile idmanlara çıktım; 103 gollü sezonun idmanlarında yer aldım. Ancak yetiştirme bedelim ödenemediği için ayrıldım ve Trabzonspor'a gittim. 17 yaşındaydım. Trabzon'da tam 9 sezon forma giydim.
Beyoğlu Yeni Çarşı o dönem 'amatörlerin Fenerbahçesi' gibiydi; genç oyunculara çok şans veren bir kulüptü. 16 yaşında A Takım'da oynadım. Amatörde oynarken bile maçlara gelen özel bir seyirci kitlem vardı.

TRABZON BENİ SATIP KULÜP ARSASINI ALDI
Trabzonspor beni keşfettiğinde ofansif orta saha oynuyordum; Trabzon'da sol bek pozisyonuna geçtim. Bu değişiklik kariyerim için iyi oldu. Profesyonelliğe adım attığım kulüp Trabzonspor'dur. Amatör ligden direkt Süper Lig'e çıkmak hayatımın kırılma noktasıydı. Fatih Terim, Trabzonspor'dayken beni Milli Takım'a çağırdı. Trabzonspor beni sattığında alınan 125 bin TL ile kulübün bugünkü binasının arsası alındı. Şu anda orada 5 katlı bir bina var. Bu da benim için ayrı bir gurur. 1999-2000 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer oldum.
Fenerbahçe'de 3,5 sezon oynadım ve şampiyonluk yaşadım. İlk yıllar çok başarılı geçmedi ama ikinci sezon Mustafa Denizli ile lig şampiyonluğu kazandık.
ŞAMPİYONLUK YÜKLENİYOR!
F.Bahçe cephesinde Tedesco'ya hep destek verdim. Herkes "3 hafta sonra gider" derken ben "bir görelim" diyordum; çünkü antrenörlük felsefesini görüyordum. Fenerbahçe'nin hâlâ kat etmesi gereken yol var ama kulüpte bir "şampiyonluk yükleniyor" havası oluştu. Oyuncuların motivasyonu çok yüksek. Kupayı 12 yıl sonra müzeye götürmek psikolojik üstünlüğü tamamen Fenerbahçe'ye geçirdi.