Başörtüsü taktığı için her gün endişe içinde işe gidip geldiğini ifade eden Yıkılmaz, "Her an herkesin bana hakaret edebileceği, bağırabileceği, yok sayabileceği bir ortamda yaşamak zorunda bırakıldım. Adeta varlık sorgusu yaşatıyorlardı" diye konuştu. Ancak yaşadığı baskılar bununla sınırlı kalmadı. JİTEM tarafından aylarca takip edildiğini söyleyen Yıkılmaz, çalıştığı sağlık ocağına dönemin vali yardımcısı ve jandarma eşliğinde baskın yapıldığını anlattı. "Polis bölgesinde olmamıza rağmen jandarma ve vali yardımcısının da katıldığı bir baskın düzenlendi. Bize insan gibi davranılmadı, hitap şekilleri, yüksek ses tonları ve davranışları sanki azılı suçlularmışız gibi hissettiriyordu" diyerek o anları unutamadığını dile getirdi.

"YA BAŞINI AÇACAKTIN YA DA MESLEĞİ BIRAKACAKTIN"
Baskın sırasında yetkililerin kendisine, "Neden başörtüsü takıyorsun? Başörtülü çalışamazsın, ya gelme ya da başını aç" sözleriyle yüklendiğini belirten Yıkılmaz, "Öylesine agresif ve öfkeli bir tavırları vardı ki, duvarlara yumruk atıyorlardı. O yumruklar adeta yüzümüze yüzümüze vuruluyordu. Yaşadığım korku, baskı, kaygı ve stresi asla unutmuyorum ve unutmayacağım" dedi.
28 yıl önce bugün neler yaşandı? | Video

Mesleğine devam edebilmesi için başörtüsünü çıkarması gerektiği dayatılan Yıkılmaz, çareyi istifa etmekte bulduğunu ifade etti. "İstifa dilekçeme gerçeği bile yazamayacak kadar korkutulmuştuk. Bize terörist muamelesi yapıldı. Sanki büyük suçlar işlemişiz gibi davranılıyordu" diyerek sürecin kendisinde nasıl bir psikolojik yük oluşturduğunu dile getirdi. 28 Şubat'ın sadece bir darbe olmadığını, her başörtülü kadının tek tek psikolojik bir darbe yaşadığını vurgulayan Yıkılmaz, "Bizi inancımızla işimiz arasında seçim yapmaya zorladılar. Kimimiz istifa ettik, kimimiz başını açtı. Bu zulmü yapanlarla İlahi huzurda hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.
