Firavun, kendini ilah ilan etmiş, halkını baskıyla yönetmiş ve Hz. Musa'nın getirdiği hakikat karşısında büyük bir kibir göstermiştir. Ancak bu kibir, onun hakikati değiştirmesine yetmemiştir. Şuara Suresi, bu karşılaşmayı detaylı bir şekilde aktarır ve Firavun'un kibriyle Hz. Musa'nın tevazu dolu sözleri arasındaki büyük farkı gözler önüne serer. Şuara Suresi 22-23-24. ayet okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı Firavun'un kibri ile Hz. Musa'nın tevazusu arasındaki keskin farkı ortaya koyar.

22. Ayet: Ve tilke nı'metün temünnüha aleyye en abbedte benı israıl
23. Ayet: Kale fir'avnü ve ma rabbül alemın
24. Ayet: Kale rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma inküntüm mukının
NOT: Arapçada yer alan bazı harflerin, Latin alfabesinde ses karşılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kur'ân'ın hatasız okunması ve harflerinin doğru telaffuz edilmesi için Mushaf'ta olduğu gibi Arapça alfabe ile yazılmış halinin okunması daha uygundur.
Şuara Suresi Okunuşu İçin Tıklayınız
22. Ayet: "Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmenin neticesidir."
23. Ayet: Firavun, "Âlemlerin Rabbi de nedir?" dedi.
24. Ayet: Mûsâ, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."