Yapay zekanın kontrolsüz gelişiminin insanlık için tehdit oluşturabileceği uyarıları sonrası teknoloji ve siyaset dünyasında farklı yaklaşım ve tartışmalar gündeme geldi. Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, yapay zeka yaklaşımlarına ilişkin dikkat çeken değerledirmelerde bulundu.

Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan
YAPAY ZEKA MESAJI: VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR!
Başkan Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'na hitabında 'yapay zeka' vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan, "Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir. Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekada da karşılaşıyoruz. Yapay zeka için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir." dedi. Başkan Erdoğan, Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zeka Sözleşmesi'nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesinin önemine de vurgu yaptı.

SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde liderlerin yaptığı konuşmalar, yapay zekânın artık yalnızca teknik bir yazılım konusu değil; küresel güç dengelerini, ulusal güvenliği ve toplumsal adaleti doğrudan etkileyen sosyo-politik bir alan olduğunu bir kez daha gösterdi. Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yapay zekâya yönelik yaklaşımları, Yapay Zekâ Sosyolojisi açısından iki farklı dünya vizyonunu ortaya koymaktadır." dedi.

ABD'NİN YAKLAŞIMI: ALGORİTMİK ÜSTÜNLÜK
Prof. Dr. Levent Eraslan, "Trump, yapay zekâyı küresel ölçekte sıfır toplamlı bir yarış olarak ele almaktadır. Yapay zekâ, Amerikan liderliğini koruma ve rakiplere karşı algoritmik üstünlük sağlama aracı olarak konumlandırılmaktadır. Teknolojiyi insani boyutundan ziyade askeri-endüstriyel kompleksin ve ulusal güvenliğin bir uzantısı olarak kurgulamaktadır. Uluslararası kurulların veya regülasyonların yapay zekâya sınır getirmesine karşı duran esnek ve sınırsız bir piyasa söylemi öne çıkmaktadır." ifadelerine yer verdi.

"İNSANİ KALKINMAYA HİZMET EDEN BİR YAPIYA KAVUŞTURULMALI"
Prof. Dr. Levent Eraslan, "Erdoğan, yapay zekâ teknolojisinin yalnızca belirli ülkelerin veya dev şirketlerin tekelinde kalmasının, küresel eşitsizlikleri yani dijital bölünmeyi derinleştireceğine dikkat çekmektedir. Yapay zekânın ürettiği dezenformasyon, algoritmik ayrımcılık ve güvenlik risklerine karşı Birleşmiş Milletler çatısı altında kapsayıcı, şeffaf ve etik kurallara dayalı bir yönetişim önermektedir. Teknolojinin bir tahakküm aracı değil, tüm insanlığın ortak refahına ve insani kalkınmaya hizmet eden bir yapıya kavuşturulması gerektiğini savunmaktadır." ifadelerini kullandı.

Eraslan şunları söyledi:
"GELECEĞİN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİ ŞEKİLLENDİRECEK"
Yapay zekâ, insanlık tarihinin en güçlü teknolojik sıçramalarından biri olmanın yanı sıra, küresel sömürü ve bağımlılık ilişkilerini yeniden üreten yeni bir emperyalizm aygıtına dönüşme riski taşımaktadır. Gücü ve sermayeyi tekelleştiren bu yapıya karşı; dijital adaleti, insan onurunu, toplumsal dengeyi ve etik ilkeleri savunan kapsayıcı bir yönetim anlayışı geliştirilmelidir. Geleceğin bağımsızlık mücadelesi; coğrafi sınırlardan ziyade, verinin, algoritmanın ve yapay zekânın kimin hizmetinde olduğu sorusuna verilecek yanıtlara göre şekillenecektir.
Liderlerin söylemleri, önümüzdeki dönemde yapay zekâ alanında iki temel aksın oluşacağını göstermektedir. Bir yanda yapay zekâyı küresel bir güç savaşı ve algoritmik tahakküm sahası olarak gören tekno-hegemonik yaklaşım yer alırken, diğer yanda teknolojiyi dijital adalet, etik ve kapsayıcılık zemininde insanlığın ortak yararına dönüştürmek isteyen adil yönetişim yaklaşımı bulunmaktadır.