Türkiye'nin en iyi haber sitesi
PELİN KAYA

Suni kürkün zaferi

Son dönemde moda dünyası gösterişli bir trende ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz haftalarda Kendall Jenner'ın kayak şıklıklarını sizlerle köşemde paylaşmıştım. Bu şıklıklar arasında en dikkat çeken Phoebe Philo imzalı suni kürklü görünümüydü.



Kendall'ın ardından suni kürk tercih eden ünlülerin sayısının artması, sosyal medyada da viral olmasıyla bir anda nur topu gibi "Mafya Eşi" adında bir trendimiz oluverdi. Sektörün tam da "Sessiz Lüks" ve "Temiz Görünüm" trendlerinden sıkıldığı bir anda hızır gibi yetişti bu zengin görünümlü mafya eşi akımı.



Suni kürk, hayvan desenleri, büyük takılar/mücevherler, topuklu ayakkabılar ve külotlu çoraplar bu akımın demirbaşları arasında yer alıyor. Akımı başlatan isim moda sayfalarında Kendall Jenner olarak gösterilse de gerçek moda severler bu trendi asıl başlatanın Hailey Bieber olduğunu iyi bilir. Bieber sadece son dönemde değil, yıllardır bu stil ile göz önüne geliyor. Rihanna ve Dua Lipa da bu stili en sık uygulayan Valentino'nun 'Le Salon' adını verdiği couture koleksiyonu, haute couture'ün zamansız özünü onurlandırırken aynı zamanda modern bir dokunuş katma yolu olarak tanımlanmış. Koleksiyonda bolca balo elbiseleri, süslü deri montlar, egzotik deriler, yaratıcı kumaşlardan 'kürk'ün yeni yorumu ve canlı renkler kullanılmış. Dua Lipa Hailey Bieber Joseph Einhorn Justin Bieber ve Hailey Bieber Kendall Jenner ünlülerden. Çıkış noktası ise 1983 yapımı Scarface filmindeki Michelle Pfeiffer'ın oynadığı Elvira karakterinin tarzı.



Şahsen bu trendin çıkmasını, en az gerçeği kadar başarılı bir şekilde hazırlanan ve dev moda evlerinin gerçek kürk kullanımını bırakıp en iyi kalite suni kürk tasarımları koleksiyonlarına katması sonucu suni kürk sektörünün gelişmesine ve büyümesine bir nevi teşekkür etmek olarak algılıyorum.



ZENGİNLER AYRICALIKLI LÜKSÜN PEŞİNDE
Moda aşkı uğruna ayda bin dolar vererek özel bir alışveriş kulübünün üyesi olmak ister miydiniz? Şimdi sizlere bu yeni hizmeti sunan moda krallığının sahibi olan Joseph Einhorn'dan bahsedeceğim. Belki de adını hiç duymadığınız Einhorn, kendi girişimleri haricinde Kering Grup'un sahibi François-Henri Pinault, Hermes ve Apple ile dahi partnerlik kurmuş biri. Bu gizli iş insanı 2012 yılında kurduğu Fancy isimli online alışveriş platformu ile sektöre atılıyor ve 8 yıl önce Zendaya'nın Paris Moda Haftası'nda kendisiyle bir söyleşisi esnasında popüler hale geliyor.



Şimdilerde ise Long Story Short adlı yeni lüks girişimi ile karşımıza çıkıyor. Bu alışveriş kulübü diğer alışveriş sitelerinden farklı bir yaklaşım benimsiyor ve 'gizlilik' çıkış noktasıyla sektörde sağlam bir şekilde ilerliyor. Zira bu platformda anonim olarak lüks dünyasının en önemli parçaları satın alınabiliyor. Haberlere göre dünyaca ünlü yıldızlar bu platformu alışveriş için kullanmaya başlamış bile. Bu alışveriş ayrıcalığının aylık üyelik karşılığı şimdilik 1000$. Ödemenin yanı sıra üyeliğe bir başvuru gerçekleşiyor ve kabul görmek için de bir süreçten geçmeniz gerekiyor. Kabul edilen müşteriler, sitedeki 50 binden fazla özenle seçilmiş lüks ürün arasından ev dekoru, lüks giyim, sanat, kartlar, mücevher ve saat gibi kategorilerde alışveriş yapabiliyor veya platform ekibinden kendi adlarına ürün temin etmelerini isteyebiliyorlar.

TÜM İHTİŞAMIYLA: PARIS COUTURE HAFTASI
Bugün sona eren ve lüksün, zarafetin, tasarımın zirvesini temsil eden Paris Haute Couture Haftası, hafta boyunca tüm ihtişamıyla dünya çapındaki moda tutkunlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Ünlü tasarımcılar ikbahar-yaz 2024 couture koleksiyonlarını podyumda sergilemek için kreatif bir şölen düzenlerken, seçkin davetliler de bu sanat dolu etkinlikte bir araya gelerek modanın zirvesindeki son trendleri keşfetme fırsatını yakaladı. Paris Haute Couture Haftası, sadece giyim sanatının değil, aynı zamanda bir yaşam tarzının ve estetiğin kutlandığı bir platform olma özelliği taşıyor. Bu yılki defilelerde bazı nazar boncukları olsa da izleyicilere sadece moda dünyasının ne kadar dinamik ve etkileyici olduğunu değil, aynı zamanda tasarımın sınırlarını zorlayan anlayışın da keyfini çıkarma şansı sunuyor.



ÇELİŞKİLER ÇALIŞMASI
Couture haftasının açılışını Schiaparelli defilesinin yapıyor olması artık geleneksel hale geldi. Gösteri dünyasının A-List dediğimiz ağır top isimlerinden oluşan davetli listesiyle marka, aynı gün düzenlenen Dior defilesi ile son yılların en havalı Couture haftası açılışına imza atmış olabilir. İlk olarak Paris'te bir Amerikalı diyoruz ve Daniel Roseberry'nin Schiaparelli koleksiyonuna hayran kalıyoruz.



"Çelişkiler çalışması: Miras ve avangart, saf güzellik ve provokasyon" temalı koleksiyonuyla markanın daha da alışılmışın dışına çıktığına şahitlik ediyoruz. Koleksiyonun en dikkat çekici tasarımı; Kreatif Direktör Daniel Roseberry'nin Iphone öncesi teknolojileri bir araya topladığı "Motherboard Dress" yani bilgisayarların temel elektronik devresi olan Anakart Elbise. Roseberry'nin vizyonu sayesinde teknoloji ve Couture en estetik haliyle bir araya geliyor ve bu ilgi çekici koleksiyonu hayranlıkla inceliyoruz.



İLHAMI 1952
Monsieur Dior'un 1952 sonbahar-kış koleksiyonu için tasarladığı "La Cigale" isimli elbiseden ilhamla tasarlanan parçalar, Christian Dior'un çok sevdiği bir efekt olan rafine "moire" kumaşla yüceltiliyor. Siyah kadife elbiseler akıcı bir şekilde hareket ederek çekiciliği artırırken, işlemeler hayal gücünün kaybolduğu yerde keşfedilen eski şiirlerden parçaları yansıtıyor.



YALIN ÇİZGİLER
Alaia Couture haftasının en iyisi olmaya aday bir koleksiyon ile çıktı karşımıza. Yalın çizgilerle imza niteliği taşıyan etkileyici bir eleganlık sunuyor bizlere. Azzedine Alaia gibi efsane bir tasarımcının koltuğuna oturmanın şansını da stresini de son derece başarılı bir şekilde yönetiyor Pieter Mulier. Koleksiyonda favorilerim ekru renkli, yürürken ahenkle dans eden pantolon ve üç boyutlu yazıcı teknolojisi kullanılarak kalıpları çıkarılan kemerimsi sertlikte ve vücut formunu alabilen elbise oldular.



MODERN DOKUNUŞ
Valentino'nun 'Le Salon' adını verdiği couture koleksiyonu, haute couture'ün zamansız özünü onurlandırırken aynı zamanda modern bir dokunuş katma yolu olarak tanımlanmış. Koleksiyonda bolca balo elbiseleri, süslü deri montlar, egzotik deriler, yaratıcı kumaşlardan 'kürk'ün yeni yorumu ve canlı renkler kullanılmış.



SAHNE ŞOVU GİBİ
John Galliano'nun Maison Margiela'da uzun süren sessizliğine muhteşem bir Artisanal şovla son verdiğini görüyoruz bu defileyle. Buna sadece bir defile de denemez zaten. İzleyeni alıp bambaşka bir zamanda kendi evrenine götürmüş Galliano. Yılın ilk dolunay ışığının altında Pont Alexandre III üzerinde sergilenen koleksiyonla her tasarımcıya sanatçı denmemesi gerektiğini de anlıyoruz. Adeta bir sahne şovu niteliğinde modellerin her birinin performans sanatçısına dönüştüğü, detaylarda zenginliğin, bütünlükte absürdizmin modayla buluşmasının en zirve noktasını yaşatmayı başaran ve bunu zaten Dior zamanında bizlere defalarca yaşatmış bir sanatçının yeniden doğuşuna şahitlik ediyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA