Türkiye'nin en iyi haber sitesi

2019 yılının ilk günlerindeyiz.
Seçim ve geçim derdi öncelik gündemimiz.
Şükür ki Türkiye ekonomisi yeni yıla, umut vaat eden verilerle giriyor. Alınan kararların doğru olduğunu ve netice verdiğini gösteren gelişmeler bunlar.
Ekonomiyle ilgili en küçük olumsuzluğu abartanlar, ne zaman olumlu seyir başlasa sütre gerisine çekilmeyi tercih ediyorlar.
Bunların "klavye delikanlısı" versiyonları ise eskiden olduğu gibi bugün de ağız eğiyor, sürekli "ama" diye başlayan şartlı cümleler kuruyorlar.
Karamsarlığın bulaşıcı etkisini yayan o çevreler, güven ortamı tesisini aynı hızda pekiştirmeye yanaşmıyorlar. Bu mücadele geçmişten günümüze, aktör ve tarz değiştirse de özünde benzer şekilde cereyan ediyor. "Bizim adamlar" diye tanımladıkları veya akıl verdikleri kimseler, şok üstüne şok yiyen ekonomiyi yeniden iyileşme evresine taşısalardı emin olun onları yere göğe sığdıramazlardı.
Maalesef, "piyasalar" olarak adlandırılan ve eski bürokratından analistine, medya uzantısından iş dünyası örgütlerine kadar genişleyen bu girift yelpaze "milli olmayı" bir türlü hazmedemedi.

***
Hafıza tazeleme mahiyetindeki bu girişten sonra, seçim sürecindeki ekonomiyi, ekonominin seçim sürecine etkisini de gözeterek kritik birkaç gösterge üzerinden değerlendirmeye devam edelim...
Onu bilir, onu söylerim.
Türkiye ekonomisi için "enflasyon bütün kötülüklerin anasıdır." Düşük tek haneli enflasyon, mali disiplin, yüzde 5'in üzerinde büyüme ortalaması, yapısal reform ajandası ve uygulama iradesi "olmazsa olmazdır!" Bu yönüyle bakıldığında...
2018'in tüm zorluklarına ve devreden stok sorunlarına rağmen enflasyon yıllık yüzde 20.5 bandına doğru gerileyecek.
Alınan son önlemlerin de etkisi ile 2019 yılının ilk çeyreğinde de enflasyondaki yükseliş beklentisi kırılacak.
2018'in son çeyreğindeki büyüme oranı da Türkiye'nin şokları yönetme kabiliyeti ve bağışıklığı açısından önemli ipuçları verecek. Kur etkisinin en fazla yaşandığı Ekim- Aralık 2018 döneminde ciddi küçülme bekleyenler varsa da Türkiye ekonomisi bu noktada da epeyce ezber bozacak bir performans sergileyecek.
Ve nihayet...
Tüketim. Geleneksel olarak mali ve finansal tedbirlerle kısılan tüketim, bu kez bireylerin ve kurumların talep ertelemesi nedeni ile ciddi oranda hız kesmekte. Oysa bugün Türkiye gündemi, üretimin devamlılığı için iç tüketimin ılımlı seviyede canlılığını gerektirmekte. Nitekim, vergi indirimlerinin sektörel bazda uzatılması da reel göstergelerle uyumlu rasyonel karara işaret etmekte.
Son noktamız ise "Faizler!" Mart ayı başındaki Merkez Bankası faiz kararına kadar piyasa belli bir istikrarla yol alacak gibi. Dikkat edilmesi zaruri konu, muhtemel faiz indirimini engellemeye dönük piyasa oyunları olabilir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA