Nejat Çuhadaroğlu, babası Ahmet Çuhadaroğlu'nun 55 yıl önce kurduğu Çuhadaroğlu Holding'in CEO'su… Çuhadaroğlu Holding, Türkiye'nin dış cephe kaplaması yapan, sistem geliştiren en büyük şirketlerinden... Holding, son olarak bombaya, kurşuna ve yangına dayanıklı dış cephe üreterek bir ilki gerçekleştirdi. Özellikle İstanbul'un siluetine damga vuran, birçok büyük binanın dış cephe kaplamalarında Çuhadaroğlu imzası var... Nejat Çuhadaroğlu'nu diğer şirket yöneticilerinden ayıran önemli bir özelliği var. Yüksek mimar olan babası ile güzel sanatlar akademisi mezunu olan annesinden aldığı genlerle, 6 yaşından bu yana maket yapıyor. 2. Dünya Savaşı'na ait malzemelerle kişisel bir savaş müzesi oluşturmuş biri... Ünlü işadamı şimdi de bu koleksiyonunu bir müze çatısı altında sergilemek için kolları sıvadı. İstanbul Haramidere'deki fabrikanın bahçesine bir bina inşa ettirip, müze haline getirip halka açacak. Çuhadaroğlu ile hobisi ve holdingin geleceği konusunda konuştuk...
Yurtdışında karşılaştığınız engelleri anlatır mısınız?
Bizim 8 yıldır Fransa'da ofisimiz var. Almanya'da da tereciye tere sattık. Ancak Almanların inanılmaz bir baskısı oluştu. "Artık Türk firmalar iş vermiyoruz" dediler. Bir de ekonomik kriz ciddi bir krize girdiler. Mücadele etmeniz mümkün olmadı. Türk işçilerinin getirilmesine izin vermediler. Şimdi Fransa'da da öyle... Biz sadece malları götürmek durumunda kaldık. Oradaki taşeronlara iş veriyoruz. Fiyat kırsanız bile sırf Türk firmasısınız diye size işi vermiyorlar. Adamlar bizden daha milliyetçi...
Yeni atılımlarınız var mı?
Biz yeni bir atımlımla birçok farklı sanayi sektörüne girmiş bulunuyoruz. Roket sanayi olsun, zırhlı araçlar olsun, onlara parça vermeye başladık. Bunu vermeniz için güvenilir bir firma olmanız lazım. Bunun için ciddi bir altyapıya sahip olmanız lazım.
Bombaya dayanıklı sistemler konusu nasıl gidiyor?
Bombaya dayanıklı sistemler konusunda artık uzmanlaştık. Afganistan, Amerika, İngiltere, Rusya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden talepler var. Hizmetimizi veriyoruz. Konsolosluk binaları bankalar belirli yabancı kuruluşların binaları bu taleplerde bulunuyorlar. Burada yapılan her şey insan sağlığı için tasarlanıyor. Terzilik yapıyoruz. İnsanlar yerine binaları giydiriyoruz. 20 yıl o ceketi üzerinden çıkartmaması kaydıyla...
"Terziyiz" dediniz. Terziler her yıl modayı takip ediyor. Bu işte de moda var mı?
Bunun da modası var elbette. Orada yönlendirenler biraz mimarlar. Onlar tasarımlarını geliştiriyorlar. Farklı yönlere gidiyorlar yenilik peşindeler. Bizde bu yenilikleri takip edip onlara gerekli hizmeti vermek için çalışıyoruz. Dönem dönem değişiyor. Alüminyum veya kompoze levhaların renkleri bile değişiyor. Tarz olarak tip olarak. Binaların giydirme cephe sistemleri de bir tarz yakalıyor. O binayı görüp benzerini istiyorlar. Moda oluyor ve yaygınlaşıyor.