Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkan Vekili Mehmet Koç, geçen yıl 37 bin vergi inceleme raporunun yüzde 94'ünde uzlaşma sağlandığını belirtti. Koç, büyük mükelleflerin dava konusu yaptığı 113.4 milyon TL tutarındaki vergi ve cezanın 64.4 milyon TL'sinin de mahkemelerce onandığını açıkladı.
Dünya devi BP ve Google'dan Doğan Grubu'na kadar soluk soluğa okunacak vergi denetimlerinin içyüzü:
İNGİLTERE CEZA KESİYOR TÜRKİYE NİYE KESMESİN?
Son dönemlerde Google gibi uluslararası şirketlere kesilen cezalar, uluslararası şirketlerin üzerine gidildiği imajı vermiyor mu? Size bu konuda bir talimat mı verildi?
Bize inceleme konusunda talimat verilmesi söz konusu değildir. Çünkü bir firma, hiçbir neden yokken incelenmez. Bizim incelemelerimiz ya bir ihbar veya şikayete yada elimizdeki verilere dayanır. Google hakkında vergi denetmenlerince yapılmış olan incelemeler de, daha önce hazırlanan araştırma raporlarındaki öngörülere dayanmaktadır. Aynı mükellef hakkında İngiliz Vergi İdaresince ceza kesildiğinde sorun olmuyor da Türk Vergi İdaresince kesildiğinde neden sorun olsun. Bizim için mükellefin küçük-büyük, yerli-yabancı olması değil, vergi kaybına neden olup olmadığı ve vergi dairesince yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu önemlidir.
MAHKEMELER HER ZAMAN MÜKELLEF LEHİNE DEĞİL
Açılan davaları genellikle mükelleflerin kazandığı doğru mudur?
Yargıya intikal eden uyuşmazlıkların akıbeti hakkında ciddi bir yanılgı var. 2009 yılında düzenlenen 37.000 raporun 34 bin 931'inde uzlaşma sağlanmıştır. Uzlaşma sağlanamayan dosya sayısı sadece 2 bin 69'dur , yani yüzde 5.6'dır. Mükelleflerin, çok haklı olduklarını düşündükleri için uzlaşmak yerine dava konusu yapmayı tercih ettikleri dosyalar işte bu dosyalardır. Buna rağmen davaların mükelleflerimizin umduğu gibi sonuçlandığı söylemek zor. Nitekim, 2009 yılında büyük mükellefler tarafından dava konusu yapılan toplam 113.4 milyon TL tutarındaki vergi ve cezaların 64.4 milyon TL'si mahkemelerce vergi dairesi lehine onanmıştır. Bu da yüzde 56.84'e tekabül etmektedir.
Doğan Grubu ile ilgili iddialara yanıt:
"BÜYÜK BORCA İHTİMAM NORMAL"
Vergi idaresinin, Doğan Grubu üzerine kasıtlı gittiği söyleniyor. Bu doğru mu?
Doğan Grubuna ait bazı şirketler hakkında Gelirler Kontrolörlerince düzenlenen raporlarda öngörülen amme alacağının garanti altına alınması için vergi daireleri teminat istemek, ihtiyati haciz uygulamak gibi tedbirlere başvurmuştur.Bu tedbirlere karşı bugüne kadar açılan dava sayısı 19'dur. Bunlardan sadece 1'i mükellefin lehine sonuçlanırken, 14'ü vergi idaresinin lehine sonuçlanmış, 4'ü hakkında ise henüz karar verilmemiştir. Vergi idaresince alınan tedbirlerin büyük ölçüde yargı organlarınca uygun bulunması da göstermektedir ki, vergi idaresinin, 'Doğan Grubu'nun üzerine kasten gidildiği' anlamına gelecek herhangi bir hukuk dışı eylem veya işlemi bulunmamaktadır.
Doğan Grubu hakkında düzenlenen raporların akıbeti ne olur? Bu raporlar duruşmada kimin tarafından savunulacak?
Kontrolörlerce düzenlenen raporlarının akıbetini bizim değerlendirmemiz doğru olmaz. Ancak, şunu da biliyoruz ki, gerekçeleri ve yasal dayanakları ortaya konulmadan vergi inceleme raporu hazırlanmaz. Söz konusu raporları Hazine avukatlarımız savunacaktır. Ancak bu tür büyük tutarlı davalarda olay sadece Hazine avukatları tarafından takip edilmez. Nitekim raporu yazan Gelirler Kontrolörleri de duruşmaya katılarak raporlarda belirtilen hususlara ilişkin görüşlerini bizzat kendileri ifade edebilecekler.
Peki, yapılan bu kadar işlemi, açılan bu kadar davayı siz Vergi Dairesi Başkanı olarak takip ve kontrol edebiliyor musunuz?
Elbette takip ediyorum, takip etmek zorundayım. Sizin alacağınız olsa takip etmez misiniz? Her alacaklı gibi biz de alacaklarımızı genel olarak takip ediyoruz ama belli bir büyüklüğün üzerindeki alacaklarımızı daha bir yakından izliyoruz. Buradaki muhtemel alacağımız da milyar TL ile ifade edilebilen çok yüksek bir tutardır. Dolayısıyla bizim bu işi çok yakından izlememiz ve gerekirse müdahale etmemiz doğaldır.
Son günlerde gündemden düşmeyen 'Kod uygulaması' nedir?
Örneğin %18 KDV ödeyerek satın aldığı demir, çimento vb. girdilerle yaptığı konutu %1 KDV ile satan mükellefimiz aradaki farkın iadesini istiyor. İyi ama bir şeyin iade edilebilmesi için öncelikle alınmış olması gerekir. İşte burada elimizdeki bilgilerden yaralanıyoruz. Bakıyoruz mükellefin 2009 yılında demir aldım dediği şirket, 2005 yılında faaliyetine son vermiş. Bu durumda, 2005 yılında faaliyetine son veren mükelleften 2009 yılında demir alınması mümkün olmadığı için mükellefin KDV iadesi talebini reddediyoruz.
Yapılan bu kontroller iyi niyetli mükellefleri mağdur etmiyor mu?
Mevcut uygulamada bir takım sıkıntılar olduğu, iyi niyetli mükelleflerimizin mağdur olduğu gerçek. Nitekim, bu tür mağduriyetlerin önlenmesi için çaba harcanmaktadır. Ancak, hiç ödemedikleri KDV'nin iadesini isteyen mükellefler gibi bazı mükelleflerin yakından izlenmesi şarttır. Mesela Halkalı Tekstil İhtisas Gümrüğü'nden Aralık 2006'da KDV ödeyerek ithal ettiği kumaştan yaptığı elbise ve bornozu ihraç eden mükellef, ithalat sırasında ödediği 6 Trilyon Lira KDV'nin iadesini istemiştir. Ancak, aynı kumaştan elbise ve bornoz üretilmesini ilginç bulan vergi dairesi durumu araştırmış ve gümrükten gelen cevapta, Mayıs 2006'da kapatılmış olan Halkalı Tekstil İhtisas Gümrüğünden Aralık 2006'da kumaş ithal edilmiş olamayacağı, KDV'nin gümrüğe ödendiğine dair makbuzların da sahte olduğu belirtilmiştir. Bu olay bize elimizdeki bilgileri değerlendirmediğimiz takdirde, haksız vergi iadeleri ile sık sık karşılaşılabileceğini gösteriyor.
Varlık barışından yararlanmayan mükellefler vergi incelemesiyle tehdit edildi mi?
İTO'nun üyelerinin hak ve hukukunu korumak için her türlü çabayı harcadığını biliyoruz. Ancak, altını çizerek söylüyorum, hiçbir mükellefimize "varlık barışından yararlanın, yoksa incelemeye alınacaksınız" anlamına gelebilecek bir tek yazı gönderilmemiştir. Tam aksine, varlık barışından yararlanmanın zorunlu olmadığı defalarca vurgulanmıştır.
O zaman son günlerde neden böyle bir tartışma gündeme geldi?
Mesela 2007 yılında aldığı bin TL. tutarındaki bir fatura hukuken geçersiz, ama mükellefimiz bunun farkında değil. Dört yıl sonra bir inceleme yapılarak durum tespit edildiğinde mükellefimizden 180 lira KDV, bir o kadar gecikme faizi ve ceza istenecektir. Halbuki bu mükellef varlık barışından yararlanmış olsaydı, sadece 50 TL. ödeyecekti. İşte hukuken geçerli olmadığı normal şartlarda ancak birkaç yıl sonra belirlenerek mükellefe bildirilebilecek olan faturalar, İstanbul vergi idaresinin yoğun çalışmasıyla şimdiden tespit edilerek mükelleflere bildirilmiştir.Mükelleflerimiz de varlık barışından yararlanarak ileride yaşanması kaçınılmaz olan sıkıntıdan kurtulmuştur. Ancak, vergi dairelerinin önümüzdeki yıllarda yapılacak işlemleri de 2009 yılında yapmış olması maalesef yanlış algılanmıştır.
ZİRAATÇİ OLACAKTI MALİYECİ OLDU
Kayıt yaptırdığı Ziraat Meslek Lisesi'nden son anda vazgeçerek girdiği Maliye Meslek Lisesi'nden1986'da mezun olan Mehmet Koç, Milli Emlak Memuru olarak göreve başlar. Daha sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirerek kısa süre Sayıştay Denetçiliği yaptıktan sonra Maliye Teftiş Kurulu'na girer. ABD'de önce finansal ekonomi, daha sonra uluslararası ticaret alanında master yaparak 2003'te Türkiye'ye dönen Koç, Defterdar yardımcılığı ve Grup Müdürlüğü görevlerinin ardından Eylül 2006'da İstanbul Vergi Dairesi ve Kasım 2007'de Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'na atanır.