Altın fiyatları bin 250 doları görünce, "kapalıçarşı'da neler olup bitiyor" diye merak edip yola çıktım. Birçok kez gelmiştim buraya ancak ne yalan söyleyeyim bu kez çok sakin buldum Tahtakale'yi. Tahtakele'de ana sokakları kesen ve birbirleri arasında geçiş sağlayan iki dar ara var.Altıncılar ve dövizciler bu iki arada alım satım yapıyorlar. Altının ons fiyatı 1250 dolara kadar çıktığı için önceliğim altın oluyor. Oyuncular ellerinde telefonla birbirlerine "40 dolar, 70 dolar" diye bağırıyor. Döviz piyasasında dolara "tam" sterline "kraliçe" denildiğini biliyordum ama "altında bu rakamların ne ifade ettiğini" çok da anlamadığımı söyledim. Cehaletimi görenler şu açıklamayı yaptı. Altının ons fiyatı çarpı 31.99. Çıkan sonuç altının kilo fiyatı.
TERCİH KÜLÇE ALTIN
Hemen hesaplıyorum: Ons fiyatı 1235 dolar... Çarp 31.99'la sonuç 39 bin 507 dolar. Son iki rakamıymış bağırdıkları. Yani 70 dolar bağırıyorsa fiyat 38 bin 470 dolar oluyormuş. "Aradaki 40-50 dolarlık fark iyi bir getiri" diyorum birine. "Evet bazen daha fazla oluyor diyor" diye yanıt veriyor. "Peki iş var mı?" diye soruyorum. Pek yok. Herkes oturuyor. Zaten bu fiyatlardan kimse almaya yanaşmıyor. "Satan var mı?" diye soruyorum genelde aynı yanıtı alıyorum: "Ağabey vatandaş akıllandı. Hani 1 milyon 700 bin liradan (1.7 lira) dolar alanlar oldu ya 2003'te. İşte ondan sonra aklı başına geldi vatandaşın. Artık altında da dövizde de öyle yaş tahtaya basmıyor. Eğer onlar gelirse iş olur. Kimse gelmiyor biz de oturuyoruz" "Düğün mevsimi?" diyecek oluyorum. "100 liranın üzerinde çeyrek. Sen olsan düğüne gider çeyrek takar mısın?" diyor ve ekliyor: "Vatandaş eskiden takı için gelirdi ancak şimdi yatırım için geliyor. Çeyrek, yarım cumhuriyet... Ama son zamanlarda bozdururken daha az zarar ettiği için külçe altın alıyor."
HURDA ALTIN PATLADI
Altın fiyatları yükselir de İstanbul Altın Borsası'na (İAB) uğramadan olur mu? Rotayı Kapalıçarşı'dan İAB'ye çeviriyoruz. Çat kapı gidiyoruz ama İAB Başkan Yardımcısı Oğuzhan Aloğlu bizi kırmıyor ve kısa bir sohbet imkanı buluyoruz. İlk sorumuz, "Altın talebi bu fiyatlar sonrası nasıl?" diye oluyor. "Takı amaçlı talep azaldı. İki neden var fiyatlar ve 2008'le başlayan resesyon. Talebi Çin ve Hindistan destekliyordu ancak onlarda da azaldı. Yatırım amaçlı alanlar ise arttı. Dünya altın talebi yılda 3 bin-3 bin 500 ton civarında bunun yüzde 70'i takı kalanı yatırım amaçlıydı. Artık takı yüzde 40, yatırım için alanlar yüzde 60" diyor Aloğlu. İAB Başkan Yardımcısı Aloğlu, fiyatlardaki artışın çok önemli bir değişime neden olduğunu belirterek şu ilginç bilgiyi veriyor: "Hurda arzı arttı. Yani altın fiyatları bin doları görünce vatandaş evindeki altınıki buna hurda altın- deniyor, hemen satmaya başladı. Bizde yılda 60-70 ton hurda girişi olur. Bunlar eritilip külçeye dönüşür ama şimdi kat kat üzerinde" Aloğlu'nun bu açıklamalarına diğer rakamlar eşlik ediyor. Mesela en önemlisi altın ithalatımız deyim yerindeyse dibe vurmuş durumda. 2007'de 230 ton, 2008'de 166 ton olan talep 2009'da 37 tona düşmüş. Hatta 10 Haziran itibariyle ithalat edilen rakam ise 1170 kilo yani sadece 1.2 ton. Hemen hatırlatalım bu rakam Türkiye'nin ithalatını azalttığı için çok olumlu. Ne de olsa Türkiye büyüme dönemlerinde cari açık belasıyla uğraşmak zorunda kalan bir ülke... Aloğlu bunun hurda altın girişindeki patlama ve Türkiye'de daha önce sıfıra yakın olan altın üretiminin son 3-4 yılda 15 tonlara çıkmasının önemli rolü olduğunu söylüyor. Bir de Çin faktörü var. Yılda 300 tona yakın üretip yurtdışına satmayan Çin'in resmi rezervlerindeki inanılmaz artışa dikkat çekiyor Aloğlu. 2006'da 600 ton olan altın rezervi 2009'un ikinci yarısında bin 54 tona çıkmış. Bu IMF'nin rezervlerinin neredeyse yüzde 40'ı kadar. Aloğlu, 2009'da resmi olarak açıklamadan Çin'in alımlarının sürdüğü bilgisini veriyor. Bu nedenle altının yükseleceğini düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olduğuna dikkat çeken Aloğlu, "Türk halkı da altın yükselir düşüncesiyle kademe kademe satıyor. İşte bu hurda talebini besliyor dolayısıyla ithalat düşüyor" diye ekliyor.
ALTIN PİYASASININ KALBİ
Temeli 1461 yılında atılan Kapalıçarşı, 45 bin metrekarelik kapalı alanda 64 cadde ve sokakta faaliyet gösteren 3 bin 400 dükkâna evsahipliği yapmaktadır. 500 yıldır sadece İstanbul'un değil, Türk altın piyasasının kalbinin attığı yer olarak bilinen Kapalıçarşı, Batı ve Ortadoğu ülkelerinden gelen turistlerin uğrak mekanlarından birisidir. Yaklaşık 20 bin kişinin çalıştığı çarşıyı turizm sezonunda günde ortalama 300 ila 500 bin arasında ziyaretçi gezmektedir.