Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''
Merkez Bankası bir taraftan faizi, bir taraftan finansal istikrarı, bir taraftan da kurları olması gereken seviyede tutabilecek proaktif bir yaklaşıma girmiştir. Yıllardır yapmaya çalıştığım şey bu idi'' dedi.
Çağlayan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunca İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü Organizasyonu'nda yaptığı konuşmada, bu organizasyonu TUSKON ile birlikte yaptıklarını bine yakın iş adamının bu etkinlik nedeniyle Türkiye'de olduğunu belirtti.
Burada olan herkesin ortak gayesinin küresel bir güç birliği oluşturmak, ticareti karşılıklı artırmak, iş ilişkilerini geliştirmek ve mevcut potansiyellerini 3. ülkelerde birlikte gerçekleştirmek olduğunu ifade eden Çağlayan, 85 ülkenin girişimcilerinin burada olduğunu ve çoktan ticarete başladıklarını bildiğini kaydetti.
Çağlayan, Avrupa'nın birçok ülkesi ve ekonomisi ameliyat masasında iken, Türkiye'nin son 8 yılda 100 milyar doların üzerinde doğrudan yabancı yatırım geldiği bir ülke olduğunu, krize inat yatırımı, üretimi, istihdam ve ihracatı artan bir ülke olduğunu söyledi.
Yunanistan'ın borçlarının silinmesi konusuna değinen Çağlayan, buna karşın Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarı sağladığını, kriz döneminde son derece başarılı bir yönetim sergilediğini ve önemli bir büyüme gerçekleştirdiğini dile getirdi.
Çağlayan, ''Bu gösteriyor ki Türkiye ekonomisi son derece güçlü, temeller güçlü, mali disiplin güçlü, bütçe disiplini güçlü, bankalarımız son derece güçlü ve Türk özel sektörü olabildiğince güçlü. Türkiye'ye sadece bu yılın ilk 8 ayında gelen toplam doğrudan sermaye miktarı 10,1 milyar dolar. Bu geçen yıl aynı dönemde gelen toplam doğrudan yatırımın iki katıdır. Geçen yılın tamamında Türkiye'ye gelen toplam doğrudan yatırım 9,1 milyar dolar idi. Türkiye'ye gelen 10,1 milyar dolarlık toptan doğrudan yatırımın yüzde 92'si Avrupa'dan gelmektedir. Türkiye Avrupa'nın akciğeridir. Avrupa'nın nefes alacak yeri Türkiye'dir'' dedi.
''Türkiye tarımda dış ticaret fazlası veren bir ülke''
Çağlayan, bugün Türkiye'nin dünyanın ikinci büyük müteahhitlik sektörüne sahip olduğunu ve 91 ülkede 205 milyar dolarlık iş yaptığını ve bunun yüzde 43'ünün Kafkas coğrafyasında, yüzde 25'inin de Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında gerçekleştirildiğini belirtti.
İş adamlarının bugünkü toplantının konusu olan gıda, tarım ve tüketim mamulleriyle ilgili dünyadaki en doğru adreste olduklarını ve dünyada tarım, hayvancılık ve gıda üretimi konusunda ciddi sıkıntıların yaşandığı bir ortamda, Türkiye'nin GSMH'nda ve çalışan nüfusunda tarım sektörünün son derece önemli yere sahip olduğunu ifade eden Çağlayan, tarım ve gıda konusunun Türkiye'nin en fazla yatırım yaptığı alan olduğunu söyledi.
Çağlayan, Türkiye'nin İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde 20 milyar dolara yakın yatırım yaptığını dile getirerek, bu yatırımlarla Türkiye'nin dünyanın en önemli tarım, hayvancılık ve gıda üreticisi ülke konumuna kavuşacağını kaydetti.
Bugün ihracatın yaklaşık yüzde 12'sinden fazlasının tarım ürünleri alanında olduğunu ve yılda 12-13 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı yapıldığını anlatan Çağlayan, şunları ifade etti:
''Türkiye tarım ürünleri dış ticaretinde ticaret fazlası veren bir ülke. İnşallah bu yapılacak toplantıda seçilecek sektörler önemli kazanımlar elde edecektir. Sizleri uyarıyorum; Türk iş adamları artık ayağından ayakkabısını çıkarmıyor. Gelin güç birliğini beraber yapın. Küresel krizlerin çözümü küresel işbirliğiyle olur, imkanların beraber değerlendirmesiyle, güçleri birleştirmesiyle olur. Bu konuda Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarı fazlasıyla sağlamış bir ülkedir. Faiz ve enflasyon ile tüm ekonomik parametrelerde dünyaya parmak ısırtan bir ülke olmuştur. Artık Türkiye'de bütçe açığı kelimesini bir kenara koyduk. Orta vadeli program çerçevesinde belirlenmiş olan enflasyon ve diğer parametrelere uyma noktasında önemli çalışmalar yapıyoruz.''
Bakan Çağlayan, Türkiye ihracatının yüzde 50'sinden fazlasını Avrupa'ya yaptığını ve buradaki talep daralmasıyla kayıplar yaşayabildiğini, ama dünyanın sadece Avrupa'dan ibaret olmadığını söyledi.
Merkez Bankası eylem planı
İhracatçıların rekabet edebileceği, gerek cari açığı engelleyecek gerek ihracatı artıracak rekabetçi kur yapısına sahip olmanın önemine işaret eden Çağlayan, faiz belirleme yetkisinin Merkez Bankası'nda olduğunu, kurun da serbest dalgalı kur rejimine sahip olduğunu ve bu konuda Merkez Bankası yönetimini kutlamak istediğini söyledi.
Çağlayan, Türk Lirasının aşırı değerlenmesi kadar, aşırı değer kaybetmesinin de sıkıntı olduğunu, böyle bir ortamda Merkez Bankası'nın regüle eden bir kuruluş olarak zaman zaman devreye girerek önemli çalışmalar yaptığını belirterek, Merkez Bankası'nın bugün de eylem planını açıkladığını hatırlattı.
Merkez Bankası'nın bu konularda aktif olacağını, kenarda izleyemeyeceğini ifade ettiğini ve Merkez Bankası'nın sadece fiyat istikrarı değil, finansal istikrarın da önemli olduğunu dile getirdiğini kaydeden Çağlayan, ''Merkez Bankası bir taraftan fiyat istikrarını sağlarken, ama geçmiş Merkez Bankası ve ekibinin anlamakta zorluk çektiği finansal istikrara da katkı sağlanması, bugün Merkez Bankası'nın planı haline gelmiştir.
Bu önemli bir değişim ve dönüşümdür. Keşke bu değişim ve dönüşümün olması için Merkez Bankası Başkanının değişmesi o zaman sağlansaydı. Ama bugün Türkiye'ye ciddi bir maliyet ödetmiştir geçmiş hatalar. Ciddi cari ve dış ticaret açığını beraberinde getirmiştir'' dedi.
Çağlayan, Merkez Bankası'nın faizi etkin araç olarak kullanacağını açıkladığını ve bütün araç ve enstrümanlarıyla Türkiye'deki ekonomik istikrarı sağlamak için her türlü tedbiri zamanında alacağını ifade ettiğini söyledi.
Sermaye akımlarına karşı alınacak tedbirlerin Merkez Bankasını daha aktif hale getireceğini ifade eden Çağlayan, TL'nin aşırı değer kaybından dolayı enflasyon artışına izin verilmeyeceğini, bir taraftan da bankaların maliyetlerini düşürecek tedbirlerin önemli bir yer tutacağını söyledi.
Çağlayan, bankalardan kredi kullanan girişimci ve ihracatçıların kullandıkları kredilerdeki maliyet düşüşlerinin ihracata fazlasıyla yansıyacağını ifade ederek, ''Merkez Bankası bir taraftan faizi, bir taraftan finansal istikrarı, bir taraftan da kurları olması gereken seviyede tutabilecek proaktif bir yaklaşıma girmiştir. Yıllardır yapmaya çalıştığım şey bu idi. Proaktif olmak. Bu çerçevede bu açıklamalar kurun bir yerde rekabetçi bir kur seviyesine gelmesini sağlayacak ve bunu speküle etmeye çalışanların da hevesini kursağında bırakacak bir açıklama olmuştur'' diye konuştu.
Faiz lobisinin derdinin zaman zaman Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırarak özellikle faizleri artırmaya yöneltecek bir tavır içine sokmak olduğunu ifade eden Çağlayan, ''Ama hükümetimiz kararlılıkla siyasi ekonomik istikrarla, Merkez Bankası bu konuda resmen faiz lobisinin tezgahına düşmeden bu işten başarıyla çıkmıştır. Amaç faizleri yükseltmek ve aynen geçmişte olduğu gibi ciddi faizlerle Türk insanının parasını emmekti. Ama şükürler olsun bu imkan ortadan kalktı. Türkiye hükümeti ve tüm kurumlarıyla her türlü tedbiri almaya devam ediyor'' dedi.