Kamu bankalarına taş
Açıklama
"...Biz bankaya ortak olan profesyonel çalışanlar çok özgürüz. Bence Ziraat ve Halk Bankası da çalışanlara satılarak özelleştirilmeli."
Cevap
Ersin Özince'nin tüm konuşmasının gelip dayandığı yerin ardından söylediği bu sözler; gönülden bir tavsiye mi, üstü örtülü bir teklif mi yoksa kamu bankalarına uyarı niteliğinde bir gönderme mi? Anlaşılmıyor... Konunun muhatabı doğrudan ben değilim. Ama eğer bu sözler bir tavsiyeyse; kamu bankalarının özelleştirilmesi ve model tartışmaları konusunda bir fikir neticede. Üstü örtülü bir teklifse; yani "Biz CHP ile böyle bankacılık yapmaktan mutluyuz. Bize dokunmayın. İsteyen siyasi parti de kamu bankalarını alabilir" teklifi ise... Çok talihsiz bir düşünce...- Yok eğer, "İş Bankası'nı gündeme getirirseniz ben de kamu bankaları konusunda konuşurum" ise gazeteci olarak dinlemeye hazırız... Ancak her iki kamu bankasının da İş Bankası'na göre daha kârlı çalıştığını ve tüm hesaplarının her yıl TBMM'de tüm siyasi partilere hesap verecek şekilde incelendiğini söylemek zorundayım. İş Bankası'nın yönetiminde doğrudan bir siyasi parti var ama bankanın durumunu inceleyen diğer siyasi partiler yok.
Konu Özince'ye de dokunuyor
Açıklama
"İşBankası Yönetim Kurulu'nda zaman zaman siyasetin baskısını hissediyoruz. Ama biz çalışanlar olarak hissettirmemeye uğraşıyoruz mücadelemizi sürdürüyoruz."
Cevap
Kader insana zulmedene aşık olma duygusunu tattırabilir. Tıpkı, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, ailesi Dersim'de zulüm gören Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun şimdi partisi adına o günleri savunması gibi... Özince'nin açıklamaları da benzer bir sonucu doğuruyor. "Mevcut durum korunsun da biz banka yönetiminde, İş Bankası kaynaklarını CHP çıkarına kullanmak isteyen siyasetçilerle kavga etmeye razıyız." Bunun adı ne? Atatürk sevgisi mi? Stockholm Sendromu mu? Geçen yazıda, CHP'li üyenin Ersin Özince'yi siyaset olarak CHP'ye yakın duran bazı kuruluşlara iltimas yapmaya zorladığını yazdım. Ama o belgelerde Sayın Ersin Özince'nin, zaten bu zorlamaların gereğini en titiz şekilde yerine getirmeye gönüllü olduğuna dair bilgiler var. Hatta CHP'lilerin siyasi görüşlerinden kaynaklanan özel istekleri konusunda kendi ve bankasının imkânlarını kullandığına dair deliller de var. Bunun adı görevi suiistimal.
Gelelim reklam meselesine...
Bir önceki yazımızda Ersin Özince yönetimindeki İş Bankası ve bağlılarının yazdıklarımızdan dolayı SABAH'ın veya bağlılarının ilanlarını kesmeyeceğinden emin olduğumuzu anlatmıştık. Her şeyden önce şunu belirteyim: İş Bankası bize matematiksel ölçümleme doğrultusunda reklam veriyor. Rakamlar tüm medyaya açık. Ama benim emin olmamın nedeni, elimdeki belgeler. O belgelerde Ersin Özince'nin bırakın benim gibi nazik bir dille yazanları, kendisini işten attırmakla tehdit eden, torpille sağlanan bir iş sırasında kendisini ve kurumunu Ergenekon davasının göbeğine atan yayın kuruluşlarına bile reklam kesmediğini biliyoruz. Üstelik bankasının hakkını hukuksal olarak savunmadığını da görüyoruz. Yani Özince basına karşı reklam silahını kullanmayacak. Sonuç olarak; CHP'nin İş Bankası'ndaki hisseleri bırakması gerektiği yönündeki önerimin ne denli ciddi olduğunu anlatabildim sanırım. Satıştan gelecek paranın mağdur Dersim'de mağdur olanlara verilmesi tezimi ise hâlâ savunuyorum.